Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/9652 E. 2010/13443 K. 02.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9652
KARAR NO : 2010/13443
KARAR TARİHİ : 02.11.2010

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi, .Mahallesi 108 ada 1 parsel sayılı 12402 m2 yüzölçümündeki taşınmazın tapuda davalı Hazine adına kayıtlı olduğunu, yörede 1942 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde iken 1989 yılında yapılan 2/B madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılmışsa da, taşınmazın yönetmelik hükümlerine uymadan işlem yapmış olmaları nedeniyle görevliler hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, ancak zamanaşımı süresinin geçtiğinden kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, yine aynı görevliler hakkında açılan dava sonucu … 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/65-1996/242 sayılı kararı ile görevlilerin tazminata mahkum edildiklerini, bu nedenle komisyon kararının yok hükmünde olduğunu belirleyen mahkeme kararı bulunduğunu belirterek taşınmazın tapu kaydının iptali ve üzerindeki şerhlerin silinmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, dava konusu taşınmazla ilgili 56 nolu orman kadastro komisyonunun yapmış olduğu 2/B madde uygulamasının yok hükmünde olduğunun tespitine, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline, üzerinde bulunan “.Vakfına mukatalıdır” şerhinin terkinine karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından temyiz edilmiştir.Dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescil istemine ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1942 yılında 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda dava konusu taşınmaz orman sınırları içine alınmış, 1976 yılında 4785 Sayılı Yasa hükümleri göz önünde bulundurularak yapılan ve 23.09.1981 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması ve aplikasyon işlemi sırasında dava konusu parsel yine orman sınırları içinde gösterilmiş, 1989 yılında yapılan 19.04.1989 tarihinde kesinleşen 2/B uygulamasında Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılmış ise de, işlem yapan komisyon üyesinin yasa ve yönetmelik hükümlerine aykırı hareket ettiklerinin tespiti ile tazminata mahkum edilmeleri nedeniyle 2/B madde uygulamaları yok sayılmıştır.İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve 6831 Sayılı Orman Yasasının 7. maddesi “Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırının tayini ve tesbiti orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” hükmü gereğince yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uzman orman ve fen bilirkişisi tarafından uygulanması sonucu, dava konusu taşınmazın 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini yitirmesi nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılmış ise de, mahkemece bu işlemin yok hükmünde olduğu tespit edilmekle taşınmazın orman sınırları içinde kalmaya devam ettiği, 6831 Sayılı Yasanın 11/1. maddesinde öngörülen orman kadastrosunun iptali için öngörülen hak düşürücü sürelerin geçtiği, davacı; genel arazi kadastrosundan önceki hukuki sebeplere değil, kadastrodan sonraki hukuki nedene dayanarak iptal ve tescil istediğinden, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, orman kadastrosunun kesinleşmesiyle taşınmaz kamu malı niteliğini kazandığı ve mülkiyet hakkının Hazineye geçtiği, bu nedenle mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari) bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y. 931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı gibi, Anayasanın Ormanların Korunması ve Geliştirilmesi başlığında düzenlenen 169. maddesinde, (Devlet, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz. Bütün ormanların gözetimi Devlete aittir. Devlet ormanlarının mülkiyeti devrolunamaz. Devlet ormanları kanuna göre, Devletçe yönetilir ve işletilir. Bu ormanlar zamanaşımı ile mülk edinilemez ve kamu yararı dışında irtifak hakkına konu olamaz. Ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyet ve eyleme müsaade edilemez. …) hükmünün bulunduğu, keza, 6831 Sayılı Orman Yasasının 17. maddesi 1. fıkrasında ( Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlenmesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.) denildiği, yine bu gibi eylemlerin cezai yaptırıma bağlandığı aynı yasanın 93. maddesinde de (bu Kanunun 17’nci maddesinde yasak edilen fiilleri işleyenler veya izne bağlı işleri izinsiz yapanlar, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı)nın hükme bağladığı, anayasa ve yasada düzenlenen bu hükümler göre, yasak ve suç sayılan bir eylemin kişi veya tüzelkişiler lehine şerh olarak tapunun beyanlar hanesinde yer almasının yasaya aykırı olduğu, davalı … İdaresinin temyizi parselin “. Vakfı” şerhinin iptaline yönelik olduğu, parselin öncesinin orman olduğu ve kesinleşen devlet ormanı kadastro sınırı içinde kaldığı belirlendiğine göre, devlet ormanlarına ait tapu kayıtlarına böyle bir şerh konulamayacağı gözönünde bulundurularak kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 02/11/2010 gününde oybirliği ile karar verildi.