Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2010/9736 E. 2010/11480 K. 29.09.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9736
KARAR NO : 2010/11480
KARAR TARİHİ : 29.09.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve şerhin silinmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
1955 yılında yapılan kadastro sırasında … Mahallesi 169 parsel sayılı 12.140 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 269 yazım numaralı vergi kaydı uygulanarak kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle zeytin bahçesi niteliği ile … adına tespit edilmiştir. Orman Yönetiminin 169 parselin orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla açtığı dava … Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 17.02.1958 gün 1956/74 – 1958/14 sayılı kararı ile reddedilmiş, 03.10.1961 tarihinde kesinleşmiştir.
170 parsel sayılı 17.620 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 268 yazım numaralı vergi kaydı uygulanarak kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla niteliği ile … ve … … adlarına tespit edilmiştir. Orman Yönetiminin 170 parselin orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla açtığı dava … Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 25.09.1959 gün 1956/75 – 1959/82 sayılı kararı ile reddedilmiş, 20.05.1960 tarihinde kesinleşmiştir.
590 parsel sayılı 3.950 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 270 yazım numaralı vergi kaydı uygulanarak kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla niteliği ile Süleyman … adına tespit edilmiştir.Orman Yönetiminin 590 parselin orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla açtığı dava … Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 04.03.1958 gün 1956/131 – 1958/24 sayılı kararı ile reddedilmiş, 23.5.1960 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı … Yönetimi, (169, 170 ve 590 parsel sayılı taşınmazların ifrazından oluşan) 222 ada 1 parsel sayılı 4.573 m2 yüzölçümündeki taşınmazın kesinleşen orman sınırlama haritası içinde kalan bölümlerinin tapu kaydının iptal edilerek orman niteliği ile Hazine adına tapuya tescili ve tapu kaydının beyanlar hanesine davalılar lehine konulan tüm şerhlerin silinmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, çekişmeli taşınmazın bir bölümünün 4999 Sayılı Yasa uyarınca yapılan tahdit haritası içinde kalmakta ise de 590 parselin ifrazından oluştuğu, 590 parsele ilişkin … Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 04.03.1958 gün 1956/131 – 1958/24 sayılı kararının H.Y.U.Y.’nın 237 .maddesi uyarınca kesin hüküm niteliğinde olduğu, kaldı ki 5841 Sayılı Yasanın 2. maddesiyle yapılan değişiklik uyarınca 3402 Sayılı Sasanın 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş , hüküm davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalan tapu kaydının iptali tescil ve şerhin silinmesi niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1744 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp 16.03.1978 tarihinde alan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2. madde uygulaması, daha sonra 19.04.1990 tarihinde ilan edilerek kesinleşen aplikasyon ve 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması, 07.04.2005 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 6831 Sayılı Yasanın 4999 Sayılı Yasa ile değişik 9. madde uyarınca yapılan düzeltme işlemi, 26.04.2006 tarihinde ilan edilerek kesinleşen 2/B madde uygulaması vardır.
Mahkemece davanın kesin hüküm ve hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmiş ise de, verilen karar usul ve yasaya aykırıdır. Şöyle ki;orman mühendisi … ve harita kadastro mühendisi … tarafından ortak düzenlenen 14.01.2009 tarihli raporda; çekişmeli 222 ada 1 sayılı parselin (A) ve (B) işaretlenen sırasıyla 2,66 m2 ve 337,22 m2 yüzölçümlü bölümlerinin 4999 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen düzeltme haritası içinde kaldığı açıklanmıştır. 4999 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan düzeltme işlemi, 1744 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp 16.03.1978 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman tahdit haritasının; orman kadastro çalışma tutanaklarına, ölçü, açı ve mesafe değerlerine uygun hale getirilmesinden ibarettir. Başka deyişle 4999 Sayılı Yasaya göre düzenlenen harita, 1744 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sonucu oluşan haritanın kendisidir. Çekişmeli taşınmazın tapu malikleri tarafından da yörede yapılan orman kadastrosunun iptali için süresinde dava açılmamıştır.
Her ne kadar orman yönetimi ve davalıların akdi halefi (ardılı) olan Süleyman … arasında; orman kadastrosundan önce görülüp sonuçlanan ve kesinleşen Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 04.03.1958 gün 1956/131-1958/24 sayılı kararı bulunmakta ise de Gezici Arazi Kadastro Mahkemesindeki dava ile eldeki davanın dava sebepleri farklı olup H.Y.U.Y.’nın 237. maddesinde düzenlenen kesin hükmün koşulları oluşmamıştır. Kesin hüküm H.Y.U.Y.nın 237. maddesinde düzenlenmiştir. Kesin hükmün varlığından söz edilmesi için davanın taraflarının, konusunun (müddeabihinin) ve dava sebeplerinin yani davada dayanılan vakıaların aynı olması gerekir. Kesin hüküm, mahkemeleri davanın taraflarını, cüzi (akdi) ve külli (ırsi) haleflerini (ardıllarını) bağlar.Gezici Arazi Kadastro Mahkemesindeki dava ile temyize konu davanın hukuki sebepleri farklıdır. Temyize konu dosyada davacı … yönetimi, arazi kadastrosundan sonra yapılıp kesinleşen orman kadastrosu oluşan tahdit haritasına tutunarak dava açmıştır.Dolayısıyla somut olayda; H.Y.U.Y.nın 237. maddesinde düzenlenen kesin hükmün koşulları gerçekleşmemiştir. Bir an için aksi kabul edilse dahi, kesin hükmün varlığı tahdidin kendiliğinden geçersiz olması sonucunu doğurmaz. Orman kadastro komisyonlarının, çalışmaları sırasında kesinleşmiş mahkeme kararlarını dikkate alması, bu kararlara uygun hareket etmesi gerektiği hususu kuşkusuzdur. Dikkate alınmadığı, görülmediği ya da uygulanması unutulduğu takdirde ilgilileri buna karşı yasanın öngördüğü süre içerisinde orman kadastro komisyonu kararlarına karşı dava açabilirler.Yanlışlığın süresinde açılacak dava ile düzeltilmesi gerekir. İncelenen dosya kapsamından gerçek kişilerin, 16.03.1978 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosunun iptali istemiyle 6831 Sayılı Yasanın 11/1. maddesinde düzenlenen hak düşürücü süreler içinde dava açmadıkları, bu sürelerin çoktan geçtiği anlaşılmaktadır. 1744 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastrosu 16.3.1978 tarihinde ilan edilip kesinleştiğine göre orman kadastrosundan önce varolan Gezici Arazi Kadastro Mahkemesinin 04.03.1958 gün 1956/131-1958/24 sayılı kararının kesin hüküm oluşturup oluşturmadığı yönünde tartışma konusu yapılmasına olanak yoktur.6831 Sayılı Orman Yasasının orman kadastrosuna ilişkin hükümleri diğer kadastro yasaları gibi tasfiye amacı güder. Orman sınırlandırma işlemlerine karşı ilgilileri tarafından açılacak davalar için tanınmış olan süreler, hak düşürücü sürelerdir. Kadastro Yasalarındaki hak düşürücü sürelerin kabulünden amaç kamu düzenini korumaktır. Hak düşürücü süre ile mülkiyet hakkı değil hak arama özgürlüğü belli bir süre ile sınırlandırılmıştır. Bu sürelerin doğrudan doğruya kamu düzenini ilgilendirmeleri nedeniyle davanın hangi aşamasında olursa olsun mahkemece kendiliğinden gözetilmeleri gerekir.Hak düşürücü süre, kesin hükümden önce gelir. Bu durum Yargıtay HGK’nun 20.03.1996 gün 1995/20-1086- 1996/174 sayılı kararıyla da kabul edilmiştir.
Bunlardan ayrı mahkemece; 04.03.2009 tarihli Resmi Gazete yayınlanarak yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasanın 2. maddesiyle yapılan değişiklik uyarınca 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin dava tarihi itibariyle dolduğu gerekçesi ile orman yönetimi tarafından açılan davanın reddine de karar verilmiş ise de; somut olayda, 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinin uygulanma olanağı da bulunmamaktadır. Çünkü; Orman Yönetimi, genel arazi kadastrosundan önceki hukuki sebeplere değil, kadastrodan sonraki hukuki nedene (taşınmazın arazi kadastrosundan sonra yapılıp kesinleşen orman tahdit haritası içinde kaldığı iddiasına) dayanarak temyize konu davayı açmıştır.
6831 Sayılı Orman Yasasının 7. maddesi “Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırının tayini ve tesbiti orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” hükmü gereğince yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uzman orman ve fen bilirkişisi tarafından uygulanması sonucu, çekişmeli 222 ada 1 sayılı parselin (A) ve (B) işaretlenen sırasıyla 2,66 m2 ve 337,22 m2 yüzölçümlü bölümlerinin 16.03.1978 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı anlaşılmaktadır.6831 Sayılı Yasanın 11/1. maddesinde öngörülen orman kadastrosunun iptali için öngörülen hak düşürücü sürelerde çoktan geçmiştir. Davacı … Yönetimi, genel arazi kadastrosundan önceki hukuki sebeplere değil, kadastrodan sonraki hukuki nedene dayanarak iptal ve tescil istediğinden, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Orman kadastrosunun kesinleşmesiyle taşınmaz kamu malı niteliğini kazanmış ve mülkiyet hakkı Hazineye geçmiştir. Bu nedenle, mahkeme kararı yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari) bir hüküm olup, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y. 931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralı da uygulanamaz.
Açıklanan nedenlerle davanın esasına girilerek orman yönetimi tarafından açılan davanın orman mühendisi … ve harita kadastro mühendisi … tarafından ortak düzenlenen 14.01.2009 tarihli rapor ekindeki krokide çekişmeli 222 ada 1 sayılı parselin (A) ve (B) işaretlenen sırasıyla 2,66 m2 ve 337,22 m2 yüzölçümlü bölümleri yönünden kabulüne karar verilmesi gerekirken aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 29.09.2010 günü oybirliğiyle karar verildi.