YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10088
KARAR NO : 2011/16321
KARAR TARİHİ : 30.12.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişiler ile davalı gerçek kişiler ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … köyü 101 ada 2, 3, 4, 5 ve 6 parsel sayılı sırasıyla 7824 m2, 8012 m2, 9744, 13352 m2 ve 15304 m2 yüzölçümündeki, zeytinlik nitelikli taşınmazlar, dava dışı aynı ada 6 sayılı parsellerin önceden bir bütün olarak … Karadeniz’in 20 yıldan fazla süredir zilyetliğindeyken 13.01.1967 tarihinde … Bayrıya satarak zilyetliğini devrettiği, onun tarafından zilyet edilirken adı geçenin taşınmazı 1972 yılında beş parçaya ifraz ederek 101 ada 6 sayılı parseli kendinde bırakıp, diğer parçaları sattığından söz edilerek 101 ada 2 sayılı parsel … kızı …, 101 da 3 sayılı parsel … kızı …, 102 ada 4 sayılı parsel … kızı …, 101 ada 5 sayılı parsel … ve 101 ada 6 sayılı parseli se … adına tespit edilmiştir. Davacılar … Karadeniz ve … taşınmazların babaları … Karadeniz’e aitken ölümüyle tüm mirasçılarına kaldığı, davalıların 13.01.1967 tarihli üzerinde değişiklik ve tahrifat yapılmış uydurma bir satım senedine dayanarak adlarına tesbit ettirdiklerinden söz ederek, tesbitlerinin iptali ve adlarına tescili istemiyle ayrı ayrı dava açmışlardır.
Orman Yönetimi 101 ada 2, 4, 5, 6, sayılı parselin orman niteliğiyle Hazine adına tescili istemiyle dava açmış tüm davalar birleştirilmiştir. Orman Yönetimi 101 ada 3 sayılı parselin orman sayılan yerlerden olduğu tesbitinin iptali ve orman niteliğiyle Hazine adına tescili istemiyle davaya katılmıştır. Dava Orman Yönetimi tarafından Hazineye ihbar edilmiştir.
Mahkemece diğer davaların REDDİNE, Orman Yönetiminin davasının KABULÜNE, çekişmeli … köyü 101 ada 2, 3, 4, 5 ve 6 sayılı parsellerin tesbitinin iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişiler ile davalı gerçek kişiler ve Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1967 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 1744 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2. madde uygulaması ve 1988 ila 1990 yıllarında yapılıp 08.07.1991 tarihinde ilan edilerek dava tarihinde kesinleşmemiş olan aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 2896 ve 3302 sayılı Yasalar ile değişik 2/B uygulaması vardır.
Mahkemece kesinleşmiş orman kadastro tutanak ve haritaları ile eski tarihli memleket haritası amanejman ve … fotoğraflarının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla çekişmeli parsellerin öncesi ve eylemli durumu
itibariyle maki karakterli ağaçlardan oluşan yüksek eğimli makilik olduğu, üzerindeki delicelerin bir kısmının aşılanarak zeytinlik haline getirildiği, yüksek eğimin teraslarla kırıldığı, aşılı zeytin ağaçları yanı sıra maki cinsi ağaççıklar ile karaçam ağaçlarının bulunduğu, 1969 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunda 101 ada 3 ve 4 sayılı parsellerin orman kadastro sınırları dışında bırakıldığı, 2, 5 ve 6 sayılı parsellerin kısmen orman sınırları içinde kısmen orman sınırları dışında bırakıldığı, 2 sayılı parselin orman sınırları içinde olan bir bölümünün 1990 yılında 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı belirlenerek,
Yüksek eğimli … ve makilerle kaplı alanların orman ve … muhafaza karakteri taşıması nedeniyle 6831 sayılı Yasanın 1/J maddesi kapsamı dışında aynı Yasanın 1. maddesinin 1. fıkrası gereğince orman sayılan yerlerden olduğu, Orman Yasasının 1. maddesinin 2. fıkrasının İ bendi “Sahipli arazideki aşılı ve aşısız zeytinliklerle, özel Yasası gereğince Devlet Ormanından tefrik edilmiş ve imar ıslah ve temlik şartları yerine getirilmiş bulunan yabani zeytinlikler ile 09.07.1956 tarih ve 6777 sayılı Kanunda tasrih edilen yabani ve aşılanmış fıstıklık, sakızlık ve harnupluklar” ın orman sayılmayacağı, kabul edilmişse de, çekişmeli taşınmazlara ait her hangi bir tapu kaydına dayanılmadığı gibi, 3573 sayılı Yasa gereği tahsis de bulunmadığı,
Bilimsel ve teknik olarak ve 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/P maddesi gereğince eğimi % 12’yi geçen yerler orman ve … muhafaza karakteri taşıdığından aynı yönetmeliğin 26/i bendi gereğince orman olarak sınırlandırılacağı, orman alanlarındaki imar-ihya ve zilyetliğin hukukça korunmayacağı gibi suç teşkil edeceği,
Çekişmeli parsellerin bulunduğu yörede ilk orman kadastrosunun 1966 yılında seri usulüne göre, herhangi bir köy yada belde sınırı esas alınmadan ve isimleri belirlenen orman bazında yapılıp 1969 yılında kesinleştiği, daha sonra 1990 yılında çalışan orman kadastro komisyonlarınca, herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların kadastrosu yapılmayıp, sadece aplikasyon ve 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması yapıldığı, başka bir deyişle çekişmeli parsellerin orman sınırları dışında kalan bölümleri için orman niteliğini belirleyen bir çalışmanın bu güne kadar yapılmadığı, 02.12.2003 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4999 sayılı Yasanın 3. maddesi ile değişik 6831 sayılı Yasanın 7. madde 1. fıkrası “Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların, hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ormanların, hususi ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırlarının tayini ve tespiti ile 2’nci madde uygulamaları ile ilgili olarak kadastrosu kesinleşmiş yerlerde tespit edilen fenni hataların düzeltilmesi işleri orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” hükmü getirildiği, bu hükümle orman kadastro komisyonlarına, daha önce sınırlaması yapılmış olup da herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların kadastrosunu yapma görev ve yetkisinin verildiği, ve 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayımlanan 6831 sayılı Orman Kanununa Göre Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkında Yönetmelik’in 10. maddesinin (a) bendinde orman kadastro komisyonlarının aynı görev ve yetkisi tekrarlandıktan sonra 26/h maddesinde “Herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların,” Devlet ormanı olarak sınırlandırılacağı öngörüldüğü, yine 4999 sayılı Yasa ile 6831 sayılı Yasanın 11. maddesine eklenen 5. fıkra gereğince 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden fiilen orman olduğu tespit edilen yerlerin talep üzerine, orman olarak kullanılmak üzere Hazine tarafından Orman yönetimine tahsis edileceği gözetilerek Orman Yönetiminin davanın kabulüne diğer davaların reddine, çekişmeli parsellerin devlet ormanı olarak Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Ancak; 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine
hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre; “Bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalılar aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de; bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir. Bu sebeple, hüküm fıkrasında yer alan vekalet ücreti ve yargılama giderlerine yönelik üç numaralı benddin tamamen hükümden çıkartılarak bunun yerine “6099 sayılı Yasa ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesi gereğince davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin yazılması, ve sonraki bent numaralarının buna göre yeniden düzenlenmesi suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda … onama harcının davacı gerçek kişilere yükletilmesine, Hazine ve davalı kişilerden harç alınmasına yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 30/12/2011 günü oybirliğiyle karar verildi.