YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10187
KARAR NO : 2011/14494
KARAR TARİHİ : 12.12.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki orman kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi, Kestanep köyünde 5304 sayılı Yasa ile değişik 3402 sayılı Yasaya göre yapılan orman kadastrosunda 101 ada 1 sayılı orman parseline dahil olması gereken ve dava dilekçesine ekli krokide gösterilen yerlerin orman sayılan yerlerden oldukları halde orman sınırları dışında bırakıldığını belirterek, krokide belirtilen yerlerin orman sınırları içine alınarak orman vasfıyla Hazine adına tescili istemiyle kısmı ilan süresi içinde dava açmıştır. Mahkemece, dava konusu yerde keşif ara kararı verildiği, davacı tarafın, keşif giderlerini ödemesi için tebliği edilen kesin önele uymadığı gerekçesiyle davasının reddine karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, orman kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 5304 sayılı Yasa ile değişik 3402 sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı dışında bırakılmıştır.
Mahkemece, kesin süre ihtarına rağmen keşif gideri yatırılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de; 14/10/2010 günlü ara kararda “Keşifte dinlenecek bilirkişi ve tanık isimleri belirtilmemesi ve hakim, katip ve götürülecekse mübaşir için yol tazminatının yazılmadığından” keşif ara kararı usulüne uygun olmadığı gibi, kısmi ilan sırasında açılan davada, dava dilekçesi ve dilekçeye ekli krokide belirtilen yerler hakkında daha sonra kadastro tutanağı düzenlenip, düzenlenmediği kadastro müdürlüğünden sorulmadan özetle dosya keşfe hazır hale getirtilmeden keşif ara kararı verildiği anlaşılmaktadır. Zira dava dilekçesi ve ekli krokide belirtilen yerler hakkında arazi kadastrosu sırasında kadastro tutanağı düzenlenmiş ise, dava edilen yerler kadastro mahkemesinde orman kadastrosuna itiraz davasına konu olduğundan, malik haneleri açık bırakılarak düzenlenecek kadastro tespit tutanağı veya tutanaklarının 3402 sayılı Yasanın 5. maddesi gereğince mahkemeye gönderilmesi gerekecek ve böylece dava dilekçesi ve ekli krokide gösterilen davaya konu yerlerin kadastro sırasında ne gibi işleme tabi tutuldukları saptanmış olacaktır. Bu nedenle, dava konusu edilen yerler hakkında kadastro müdürlüğünün ne gibi işlem yaptığı belirlenmeden keşif ara kararı verilmesi de doğru değildir.
Yargıcın dava konusu şeyi inceleyerek onun hakkında bütün duygularıyla bilgi edinmesi olarak tanımlanabilen keşif; taşınmazlarla ilgili davalarda, dava konusunun yerinde görülüp incelenmesi biçiminde gerçekleşir (H.Y.U.Y.m. 363 vd.). Keşfe gidilebilmesi için mahkemenin bu konuda bir ara kararı oluşturması zorunludur. Bu kararda keşif giderlerinin, keşif giderini
yatıracak tarafın ve bunun için gerekli önel ve kesin önelin avukatla kendini temsil ettirmeyen taraf keşif istemişse, kesin önel içerisinde giderleri yatırmamanın sonuçlarının açıklıkla anlatılması; tanık dinlenip, bilirkişi incelemesi yapılacak ise, bu hususun ve keşif günü ile saatinin belirtilmesi; bunun doğal sonucu olarak; hakim, katip ve götürülecekse mübaşir için yol tazminatının (492 sayılı Harçlar Yasası m. 34); keşif isteyen taraftan keşif aracını bizzat sağlaması istenemeyeceğinden; mahkeme, yapacağı işe, süresine ve gideceği yere göre gerekli gördüğü aracı kendisi belirleyip, temin edeceğinden, araç için ödenecek para miktarının; keşifte dinlenecek bilirkişi ve tanıkların isimlerinin ve ücretlerinin; bilirkişi ve tanıklarla, gerekiyorsa taraflara keşif gününün haber verilebilmesi için gönderilecek davetiye giderlerinin gösterilmesi anında; yatırılacak avansın tutarı ile yatıracak tarafın ekonomik gücü, keşif tarihi ve tebligatların ulaşması için geçecek süre gözetilerek keşif gününden önceye rastlayan bir tarihin belirlenmesi ve bunda Tebligat Yasası ile Tebligat Tüzüğünün gözönünde tutulması zorunludur.
Anılan hususları kapsamayan ve belirlenecek bir miktarın keşif gününe kadar yatırılması biçiminde kurulacak ara kararı ve buna dayalı olarak verilecek önel ve kesin önelin uygulamada H.Y.U.Y. m.414, 163 açısından bir sonuç doğurması olanağı bulunmamaktadır (H.G.K. 26.02.1975 T. 1972/1-1273 E. 1975/258 K; H.G.K. 18.02.1983 t, 1980/1-1284 E. 1983/141 K. H.G.K. 30.12.1992 t. 1992/16-666 E., 1992/769 K.; 20.H.D. 14.12.1992 t, 1992/16198-7040).
Öte yandan, bu koşulların tam olarak yerine getirilmemesi, keşif giderlerine itiraz hakkı olan gider yükümlüsünün bu hakkını kullanmasına da engel oluşturur.
Kadastro mahkemelerinde belirtilen genel hükümler, 3402 sayılı Kadastro Yasasının 29’ncı maddesi kıyas yoluyla, aynı yasanın 36’ncı maddesine göre işlem yapılması hallerinde de aynen uygulanır.
Yukarıda açıklanan yasa ve yerleşmiş Yargıtay uygulamasına aykırı olarak kurulan ara kararları sonucu verilen önel ve kesin önele dayanılarak, keşif giderlerinin yasal sürede yatırılmadığından söz edilerek … biçimde hüküm kurulması bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı … Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 12/12/2011 günü oybirliği ile karar verildi.