YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10365
KARAR NO : 2011/15304
KARAR TARİHİ : 21.12.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki orman tahdidine itiraz ve orman şerhinin silinmesi davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 17.03.2010 tarih 2010/3118-3403 sayılı bozma kararında özetle: “Çekişmeli Cumaköy 368 ve 381 parseller hakkında orman tahdidine itiraz ve orman şerhinin silinmesi davasının kabulüne karar verilmişse de,
Hükme esas alınan uzman bilirkişi raporlarında, “çekişmeli taşınmazların 3116 Sayılı Yasaya göre yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kaldığı, 1994 yılında orman sınırı içine alındığı, eylemli halde ağaçlık niteliğindeyse de, taşınmaz üzerindeki orman varlığının … ormanlardan tohumlanma yoluyla geldiği ve çevresiyle birlikte 3 hektarı geçmediği, ayrıca geçerli tapu kaydı bulunması nedeniyle 6831 sayılı Yasanın 1/G maddesi gereğince orman sayılmayan yerlerden olduğunun” bildirildiği,
Çekişmeli 368 sayılı parsel 44180 m2, 381 sayılı parsel 38560 m2, dava dışı komşu 367 parsel ise 21400 m2 yüzölçümünde olup, toplam 104140 m2 yüzölçümlü olan 367,368,381 numaralı parsellere, yüzölçümü 27575 m2 olan Ekim 1943 tarih 299 numaralı tapu kaydının uygulandığı,tapu kaydının cinsinin tarla, sınırlarının, yol, … …, … oğlu ve … olduğu, 1994 yılında yapılan orman kadastrosu sırasında, eylemli durumları nedeniyle, 381 sayılı parselin 13686 m2 bölümünün “Harkarkası Devlet Ormanı”, 368 parselin 30035 m2 bölümünün de “… Devlet Ormanı” adı verilerek orman sınırı içine alındığı, mahkemece bozma kararı üzerine, 19.03.2007 tarihinde yapılan keşiften sonra Orman Mühendisi Kenan Kabaklı ve arkadaşları tarafından düzenlenen 11.06.2007 tarihli raporda, orman sınırı içine alınan alanlarda halen 50 – 60 yaşlarında 7-8 metre boyunda 10 – 15 cm.çaplı meşe ağaçlarının bulunduğunun bildirildiği, keza rapora ekli güncel durumu yansıtan orto-foto haritasında da taşınmazın orman sınırı içine alınan yerlerinin fiilen orman ağaçları ile kaplı olduğu ,bilirkişiler aynı raporlarında 381 parselde 1957 tarihli Memleket Haritasında orman ağaçları göründüğünü, ancak 368 parseldeki ağaçların çalılık olduğunu bildirmiş iseler de, bilirkişilerin bu değerlendirmelerinin kendi raporlarıyla da çeliştiği, çünkü, 368 parseldeki meşe ağaçlarının yaşının 40 – 50 olarak bildirildiği, diğer taraftan 1957 tarihli haritada çalılık olduğunun açıklandığı, bilimsel ve teknik olarak, ormancılık bilimine göre, meşe tohumları ağır tohumlu ağaçlar grubundan olup,tohum kanatları olmaması nedeniyle rüzgar veya diğer nedenlerle taşınarak, çimlenerek yetişmesinin mümkün olmadığı,
Şu hale göre, taşınmazların orman kadastro sınırları içine alınan bölümlerindeki meşe ağaçlarının eskiden beri bulunduğu, tesbite esas alınan tapu kaydının yüzölçümü 27570 m2 olup, revizyon gördüğü, dava dışı 367 parselin (21400 m2) ve yine 381 parselin orman sayılmayan kesiminin (24874 m2), 368 parselin orman sayılmayan kesiminin (14145 m2) toplamının tapu kaydı miktarından çok fazla olduğu, 381 numaralı parselin orman sınırı içine alınıp, dava konusu edilen 13686 m2 bölümünün, güneydeki tamamı orman sınırı içine alınıp kesinleşen 379 numaralı orman parseline bitişik olduğu,bu durumda önceki bozma kararında açıklandığı gibi 6831 sayılı Yasanın 1/F ve 1/G maddelerinin somut olaya uygulanma olanağının bulunmadığı, davacıların orman kadastrosuna itiraz davalarının reddine karar verilmesi gerekirken somut olaya uygun düşmeyen gerekçelerle davanın kabulüne ve kabule göre de taşınmazın tapu kaydında 2/B şerhi bulunmadığı, orman şerhi bulunduğu halde 2/B şerhinin silinmesine karar verilmesinin isabetsiz olduğu” açıklanmıştır.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 10 yıllık sürede açılan orman tahdidine itiraz ve orman şerhinin silinmesi istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 4785 sayılı Yasa hükümleri nazara alınmadan yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 06.11.1995 tarihinde kesinleşen herhangi bir nedenle dışarıda kalmış ormanların kadastrosu ve 2/B uygulaması ile 1966 yılında kesinleşen arazi kadastrosu vardır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 21/12/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.