Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/10857 E. 2011/10894 K. 03.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10857
KARAR NO : 2011/10894
KARAR TARİHİ : 03.10.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, … köyü 131 ada 2 parsel sayılı 21.100 m2 yüzölçümünde olan ve davalı adına tapuda kayıtlı bulunan taşınmazın, eylemli olarak orman niteliğinde olduğundan özel mülkiyete konu olamayacağını belirterek tapu kaydının iptali ile orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne, tapu kaydının iptali ile çekişmeli taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiş ve hüküm 20. Hukuk Dairesinin 18.12.2008 gün 2008/12931-17833 sayılı kararı ile “Toplanan deliller, tüm dosya kapsamı ve uzman bilirkişi raporlarından, çekişmeli taşınmazın eski tarihli resmi belgelere dayalı olarak yapılan incelemede ormanlık alanda kaldığı belirlendiği gibi halen üzerinde 15-20 yaşlarında tam kapalılık oluşturan kızılçam ağaçları ile kaplı olduğu, 4785 sayılı Yasa kapsamında orman sayılan yerlerden olduğu, taşınmaz üzerine davacı tarafından bir kaç fıstık çamı dikilmiş olmasının taşınmazın orman olma niteliğini değiştirmeyeceği, 05.11.2003 gün ve 4999 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 7/1. maddesi gereğince “…herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış orman” olması nedeniyle her zaman orman kadastro sınırları içine alınma olanağının bulunduğu, 15.07.2004 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26/2. maddesi hükmüne göre “…herhangi bir şekilde komisyonlarca sınırlama dışı bırakılmış veya orman sayılmamış olmasının bu nitelikteki yerlerin orman olma vasfını ortadan kaldırmayacağı” aslında özel mülk olarak tapuya tescil edilmeyecek taşınmazın, her nasılsa tescil edilmiş olmasının taşınmazın kamu malı orman olma özelliğini değiştirmeyeceği ve bu tür taşınmazlarda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesinde yazılı hak düşürücüsü süre uygulanamayacağı gibi, bu nitelikteki taşınmazı satın alan kişinin Medeni Yasanın 1023 maddesinde yazılı tapuya güven ilkesinden de yararlanamayacağı gözönüne alınarak mahkemece davanın kabulü yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığından ”onanmıştır.
Yargıtay onama kararı 11.03.2009 tarihinde tebligat kanunun 35. maddesi gereğince davalının adresine tebliğ edilmiş, örnek 6 formu kapıya yapıştırılmış ve yakın komşusu …’a haber verildiği tebligata şerh verilmiştir. Davalı 10.04.2011 tarihli dilekçesi ile Yargıtay onama kararının kendisine tebliğ edilmediği, kararın 11.03.2009 tarihinde … diye birine tebliğ edildiğini bu kişiyi tanımadığını bildirerek karar düzeltme talebinde bulunmuştur. Mahkemenin 04.05.2001 gün 2007/281-2008/44 sayılı kararı ile Yargıtay onama ilamının davalı … …’a 11.03.2009 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği karar düzeltme talep dilekçesinin 10.4.2011 tarihinde verildiği, yasal süre geçtikten sonra karar düzeltme dilekçesi verildiği anlaşıldığından karar düzeltme talebinin H.Y.U.Y.’nın 432 maddesi gereğince karar düzeltme talebinin reddine karar verilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Tebligat Kanunun 35. maddesine göre “Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır. Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve yeni adres tebliğ memurunca da tespit edilemediği takdirde tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi, tebliğ tarihi sayılır. Bundan sonra, eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır.” Mahkeme kararı davalının … adresinde bizzat kendisine tebliğ edilmiş olduğundan ve tebligat kanunun 35. maddesi hükmü gereğince Yargıtay onama kararının da ayni adrese tebliğ edildiği ve evrakın bir nüshası (örnek 6 nolu formun ) adresin kapısına asıldığı, bu şekilde tebligat kanunun 35. maddesi gereğince yapılan tebligatın usulüne uygun olarak yapılmış olduğu anlaşıldığından davalının temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA 03/10/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.