YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10927
KARAR NO : 2012/7309
KARAR TARİHİ : 15.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişiler ve davalılardan Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı gerçek kişiler, 10.03.2005 tarihli dilekçeleriyle, sınırlarını bildirdikleri Beldibi köyünde bulunan 16.000,00 m2 yüzölçümündeki taşınmazı, tarla olarak zilyet ettiklerini, 1971 yılında mandalina diktiklerini, ağaçların kuruması üzerine onların yerine yeniden portakal ve mandalina ağaçları diktiklerini, imar ve ihyasını tamamladıklarını, yararlarına zilyetlikle edinme koşullarının oluştuğunu iddia ederek, Medenî Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece; dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Yasanın 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan ve Hazine adına tapuda kayıtlı olan, orman nitelikli 393 ve 680 sayılı parsellerin tevhit ve ifrazıyla oluşan Beldibi köyü, 720 sayılı parselin içinde kaldığı, bu nedenle, zilyetlikle edinilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı gerçek kişiler tarafından, orman niteliğini yitirip Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, zilyetlikle edinilebileceğine değinilerek esasa yönelik olarak; Hazine tarafından da yararlarına avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiğine değinilerek temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre, dava; tapuda Hazine adına kayıtlı taşınmazın tapu kaydının iptali ile zilyetliğe dayanılarak davacılar adına tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 sayılı Yasaya göre 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidi, daha sonra 1974 yılında yapılıp kesinleşen 1744 sayılı Yasanın 2. madde uygulaması; 1988 yılında yapılıp 14.02.1988 tarihinde ilân edilerek dava tarihinden önce kesinleşen aplikasyon; orman kadastrosu yapılmamış yerlerin kadastrosu ve 3302 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması vardır.
Beldibi köyü, 493 parsel sayılı 36832 m2 yüzölçümündeki parsel, 1983 yılında yapılan kadastroda devlet ormanı olarak tesbiti kesinleşmekle tapuya kayıt edilmiş; çekişmeli 720 parsel sayılı 27 hektar 6157 m2 yüzölçümündeki orman nitelikli parsel, aynı köy 493 sayılı orman parselinin ifrazıyla oluşmuştur.
Kesinleşmiş orman kadastro haritasının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman orman bilirkişi raporuyla, dava konusu taşınmazın yörede 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman tahdidinde orman sınırları içinde bırakıldığı, makiye ayırma işlemine konu edilmediği, 1986 yılında 21 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunca yapılıp kesinleşen 2896 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasında, 2175 ilâ 2180 numaralı orman sınır noktalarından oluşan orman sınır hattı ile P.LII olarak Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı belirlenip, 6831 sayılı Yasanın değişik 2 ve 2/B madde uygulaması sonucu nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların, Anayasanın 170. maddesinde belirtilen kamu hizmetinin yerine getirilmesi için 2924 sayılı Yasa gereği Orman Bakanlığının emrine geçeceği, başka bir anlatımla, Orman Bakanlığına tahsis edilmiş sayılacağından 3402 sayılı Yasanın 17. maddesi ve yine yasalar gereği Hazineye kalan yerler olması nedeniyle, aynı Yasanın 18. maddesi hükmü karşısında, orman rejimi dışına çıkarma işlemi Hazine adına yapılacağından, 2896 ve 3302 sayılı yasalar ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilmesine olanak bulunmadığı gibi, 27.01.2009 tarihli Resmî Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5831 sayılı Yasanın 5. maddesiyle, 6831 sayılı Yasaya eklenen Ek.10. maddesi uyarınca, Orman Yasasının; 20.06.1973 tarih ve 1744 sayılı Yasayla değişik 2. maddesi, 23.09.1983 tarihli 2896 ve 05.06.1986 tarihli 3302 sayılı yasalarla değişik 2. madde 1. fıkra (B) bendi uygulamaları ile orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin, çıkarma işleminin kesinleştiği tarihten itibaren kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemeyeceği, yasa hükmünün “Orman sınırları dışına çıkarma işleminin kesinleştiği tarihten itibaren” denmek suretiyle, orman dışına çıkarma tarihine kadar geriye yürütüldüğü hususları gözetilerek, gerçek kişilerin davasının reddine, gerçek kişiler aleyhine yasal olarak karar harcı ve vekalet ücretine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur; ancak, dava red edildiği halde, kendini avukat ile temsil ettiren Hazine yararına avukatlık ücretine hükmedilmemesi doğru değilse de, bu husus yeniden yargılama yapılmasını ve hükmün bozulmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple; hüküm fıkrasının dört numaralı bendinde yer alan “4) 1.100.- TL ücreti vekaletin davacılardan alınarak davalı Konyaaltı Belediyesine verilmesine,” cümlesi hükümden çıkartılarak bunun yerine “4) Çekişmeli taşınmazın keşifte belirlenen değerine göre harç tahsil edilmediği için, dava değerinin dilekçede gösterildiği gibi, paradan altı sıfır atılmasıyla 6.000,00.- TL olduğu gözetilerek, bu dava değeri üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan avukatlık asgari ücret tarifesine göre hesap edilen 720,00.- TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak, eşit paylarla davalı Hazine ve Konyaaltı Belediyesine verilmesine,” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün 6100 sayılı Yasanın geçici 3. maddesi göndermesiyle H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının davacılara yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 15.05.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.