Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/11157 E. 2011/10471 K. 26.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/11157
KARAR NO : 2011/10471
KARAR TARİHİ : 26.09.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki orman tahdidine ve 2/B uygulamasına itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi müdahil Hazine ve davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Yörede 1954 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında … köyü 99 parsel sayılı 71750 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kayıtlarına dayanılarak tarla niteliği ile … ve arkadaşları adlarına tespit edilmiş olup halen tapuda davalılar adına kayıtlıdır. Davacı … Yönetimi, taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosu yapıldığını ve 19.08.2008 tarihinde ilan edildiğini, taşınmazın orman sayılan yerlerden olup halen orman niteliğini taşıdığını davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tescili talebiyle dava açmış; hazine taşınmazın hazine adına tapuya tescili talebi ile davaya müdahil olmuştur. Mahkemece Orman Yönetimi ve Hazinenin davasının kısmen kabulüyle (A1) ile gösterilen 35395 m2 kısma yönelik davanın görev nedeni ile reddine, karar kesinleştikten sonra dosyanın görevli ve yetkili Serik Asliye Hukuk mahkemesine gönderilmesine, (A2) ile gösterilen 1496 m2 ve (A3) ile gösterilen 536 m2 kısımlara ilişkin 2/B madde uygulamasının ipteli ile bu kısımların orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline, (B1)-(B2) ve (B3) ile gösterilen kısımlara yönelik davanın reddine karar verilmiş, hüküm müdahil Hazine ve davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, orman tahdidi ve 2/B uygulamasına itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1949 yılında 3116 sayılı Yasaya göre yapılan orman tahdidi ile 2005 yılında yapılan ve 19.08.2008 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu yapılmış olan ormanlarda aplikasyon ve 2/B uygulaması ile henüz sınırlandırması yapılmamış ormanlarda orman kadastrosu vardır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve bilirkişi raporlarına göre çekişmeli taşınmazın (A1) ile gösterilen 35395 m2 kısmının yörede 1949 yılında yapılan ve kesinleşen orman tahdit sınırları içinde kaldığı; yörede 2005 yılında yapılan evvelce sınırlandırması yapılmış ve kesinleşmiş ormanlarda 6831 sayılı Yasanın değişik 2/B madde uygulaması çalışmaları ile henüz sınırlandırması yapılmamış ve herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların 6831 sayılı Yasaya göre orman kadastrosu ve ayni yasanın 2/B madde uygulaması çalışmaları sırasında bu kısmın herhangi bir işleme tabi tutulmadığı sadece 1949 yılında yapılan orman tahdidinin aplikasyonu ile yetinildiği anlaşılmaktadır. 6831 sayılı Yasanın 11. maddesi uyarınca “Orman Kadastro Komisyonlarınca tutanakların askı suretiyle ilanı, ilgililere şahsen tebliğ hükmündedir. Tutanak ve kararlara karşı askı tarihinden itibaren altı ay içinde kadastro mahkemelerine …. müracaatla sınırlamaya ve bu Yasanın 2. maddesine göre orman sınırı dışına çıkarma işlemlerine Çevre ve Orman Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü ve hak sahibi gerçek ve tüzel kişiler itiraz edebilir… .. Kadastro mahkemeleri 6 aylık yasal süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraz davalarına bakmakla görevlidir.” Çekişmeli taşınmazın (A1) ile gösterilen kısmının yörede 1949 yılında yapılan ve kesinleşen orman tahdid sınırları içinde kaldığı anlaşılmaktadır. Davacı … Yönetiminin bu kısma ilişkin davası tapu iptali tescil davası niteliğinde olup bu davaya bakmakla kadastro mahkemesi görevli olmadığından; çekişmeli taşınmazın (A2) ve (A3) ile gösterilen kısımlarının yörede 1949 yılında yapılan ve kesinleşen orman tahdid sınırları içinde kaldığı; yörede 2005 yılında yapılan evvelce sınırlandırması yapılmış ve kesinleşmiş ormanlarda 6831 sayılı Yasanın değişik 2/B madde uygulaması çalışmaları ile henüz sınırlandırması yapılmamış ve herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların 6831 Sayılı Yasaya göre orman kadastrosu ve ayni yasanın 2/B madde uygulaması çalışmaları sırasında bu kısımların 2/B madde uygulaması ile orman sınırları dışına çıkarıldığı ve bu kısımların 2/B şartlarının taşımadığı, kendi haline bırakıldığında ormana dönüşebilecek yerlerden olduğu anlaşıldığından ve çekişmeli taşınmazın (B1) , (B2) ve (B3) ile gösterilen kısımlarının yörede 1949 yılında yapılan ve kesinleşen orman tahdid sınırları dışında kaldığı; yörede 2005 yılında yapılan evvelce sınırlandırması yapılmış ve kesinleşmiş ormanlarda 6831 sayılı yasanın değişik 2/B madde uygulaması çalışmaları ile henüz sınırlandırması yapılmamış ve herhangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların 6831 Sayılı Yasaya göre orman kadastrosu ve ayni yasanın 2/B madde uygulaması çalışmaları sırasında bu kısmın herhangi bir işleme tabi tutulmadığı sadece 1949 yılında yapılan orman tahdidinin aplikasyonu ile yetinildiği, (B1), (B2) ve (B3) ile gösterilen kısımların tahdit dışında ziraat alanı olduğu anlaşıldığından mahkemece yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile 3402 sayılı Yasaya eklenen “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” şeklindeki 36/A maddesi ve 17. maddesi ile eklenen “Bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” şeklindeki geçici 11. maddesi hükümleri gereğince davalılar aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de; bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hükmün 5. bendinin kaldırılarak, bunun yerine “6099 sayılı Yasa ile 3402 sayılı Yasaya eklenen 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesi gereğince temyiz eden davalıdan onama harcı alınmasına yer olmadığına ve yatırdığı peşin temyiz harcının istek halinde iadesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 26.09.2011 günü oybirliğiyle karar verildi.