Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/11199 E. 2011/16111 K. 29.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/11199
KARAR NO : 2011/16111
KARAR TARİHİ : 29.12.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişiler ile davalı-karşı davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2007/13337-15599 sayılı 03.12.2007 günlü bozma kararında özetle: “Mahkemece, 3402 sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz kazanma koşullarının davacı yararına gerçekleştiği gerekçesiyle bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 33859 m² yüzölçümündeki taşınmazın Durdu … … mirasçıları adına tesciline karar verilmişse de davalı …, zilyetlik koşullarının oluşmadığını, davacıların Hazineye haksız işgal tazminatı ödeyerek taşınmazı kullandığını iddia etmektedir. Dosyada bir örneği bulunan ecrimisil ihbarnamelerinin bu yerle ve davacılarla ilgisi olup olmadığı araştırılmamış, dava konusu taşınmaza komşu olan 622, 654, 627, 623 ve 624 parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıtları keşifte ayrıntılı bir şekilde uygulanıp, çekişmeli taşınmaz yönünün bu kayıtlarda ne olarak okunduğu saptanmamış, yerel bilirkişi ve tanıklar maddi olaylara dayalı olarak dinlenmemiş, imar ihyanın ne zaman kimler tarafından yapıldığı ve ne zaman tamamlandığı, zilyetliğin sürdürülüş biçimi ve süresi konularında yeterli ve inandırıcı bilgi alınmamıştır. Eksik ve yetersiz inceleme ile karar verilemez.
Bu nedenlerle; yörede 1952 yılında yapılarak kesinleşen genel arazi kadastrosuna ilişkin ve çekişmeli taşınmazın içinde yer aldığı kadastro paftasının onaylı fotokopi örneği ile dava konusu yere komşu ya da en yakın komşu kadastro parsellerine ait kadastro tespit tutanakları ve varsa dayanakları ile tutanakları kesinleşmiş ise edinme nedeni ve tarihinin … olduğu tapu kayıtları tapu sicil ve kadastro müdürlüklerinden ayrı ayrı getirtilerek dosyaya eklenmelidir. Çekişmeli taşınmazların öncesinin orman niteliğinin ve hukuki durumunun belirlenmesi ve eğiminin doğru olarak hesaplanması için, yöreye ait bulunabilecek en eski memleket haritası, amenajman planı, … fotoğrafı ile belediyede bulunan halihazır harita ile varsa topografya haritaları ile 1985-1990’lı yıllara ait taşınmazın aktüel durumunu gösteren memleket haritası ve … fotoğrafları ve yine fotogometri yöntemi ile düzenlenen 1/5000 ölçekli kadastro paftası bulundukları yerden getirtildikten sonra bir jeolog, bir orman ve bir harita mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte memleket haritaları, … fotoğrafları ve diğer haritalar yerine uygulanarak çekişmeli taşınmazın 1985 ve 1990 yıllarına ait … fotoğrafları ve memleket haritaları özel stereskop aletleri ile incelenerek çekişmeli yerin bu belgelerde kullanılan yer olup olmadığı belirlenmeli, o tarihlerde halen kullanılmayan yer ise bu maddi ve somut deliller karşısında yerel bilirkişi ve tanık beyanlarına değer verilemeyeceği, dava gününe kadar 20 yıllık zilyetlik süresi dolmadığı düşünülerek dava red edilmelidir. Aksi taktirde, halihazır harita ve topografya haritası çekişmeli taşınmaza ve çevresine uygulanarak haritalardaki konumu saptanıp, taşınmazın eğimi duraksamaya yer vermeyecek biçimde hesaplatılmalı, hukuken ve bilimsel olarak ve Hukuk Genel Kurulunun 15.11.2000 gün ve 2000/20-1663/1694 sayılı kararında belirtildiği gibi eğimi % 12’nin üzerinde olan … ve makiliklerle örtülü yerlerin … ve orman muhafaza karakteri taşıyacağından bu tür yerlerin orman niteliğinde ve 6831 sayılı Yasanın 1/j bendi kapsamı dışında olduğu gözetilmelidir.
Bu belgelerde dava konusu taşınmazların kullanılmakta olan yerler olduğunun belirlenmesi ve eğiminin de % 12’den az olduğunun saptanması halinde, ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenmeli; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanarak; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; imar-ihya ve zilyetliğin ne zaman başladığı, ne zaman tamamlandığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davacılar yanında, murisler yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, … ve susuz olarak kazanılmış … miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması ” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davacıların davasının reddine, 07.05.2010 günlü raporda (A) ile gösterilen 22856 m²’lik kısmının tarla niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, Hazinenin fazla isteği konusunda hüküm tesisine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı gerçek kişiler ile davalı-karşı davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır. Genel arazi kadastrosu işlemi 17.12.1951 tarihinde yapılmış ve sonuçları 20.08.1952 – 18.09.1952 tarihleri arasında ilan edilip kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Mahkemece bozmaya uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; 30.06.2006 günlü ziraatçı bilirkişi raporunda; dava konusu taşınmazda taşların ve çalıların temizlendiği, 30-35 yıl önce imar ihyanın tamamlandığı açıklandığı halde, bozmadan sonra sunulan 25.05.2010 günlü ziraatçı bilirkişi raporunda; taşınmazın büyük bölümünde say adı verilen blok kayalar bulunduğu, bu nedenle imar ihyanın tamamlanmadığı, işlemeli tarıma uygun olmadığı açıklanmıştır. Yine 26.06.2006 günlü … bilirkişi raporunda çekişmeli yer koordinatlı olarak gösterilerek 33.859 m² yüzölçümünde olduğu belirtilmiş, 07.05.2010 günlü … bilirkişi raporunda ise aynı sınır ve koordinatlar içerisinde kalmasına rağmen yüzölçümü 22.856 m² olarak bildirilmiştir. Mahkemece raporlar arasındaki çelişkiler giderilmeden hüküm kurulmuştur. Eksik araştırma ve incelemeye, çelişkili bilirkişi raporlarına dayalı hüküm kurulamaz.
Bu nedenle; mahkemece, paftada dava konusu taşınmaza komşu ve davalı olduğu anlaşılan yere ait Adana 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/823 esas nolu dava dosyası getirtildikten sonra, önceki bilirkişiler dışında bir … elemanı ve üç ziraatçi bilirkişi aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, dava dilekçesindeki sınırlara göre, çekişmeli yer tam olarak belirlenmeli, önceki kararda (A) ile gösterilen yerin davacı tarafından temyiz edilmediği, bu nedenle dava konusu yerin ilk kararda (A) ile işaretli yer olduğu düşünülmeli, tarım uzman bilirkişi olarak üç ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı, taşınmaz üzerinde say ve kayalıklar varsa bunların yüzölçümleri belirlenerek bu yolda rapor alınmalı, önceki raporlardaki bilgi ve belgelerde birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı gerçek kişiler ile davalı-karşı davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde gerçek kişilere iadesine 29/12/2011 günü oybirliği ile karar verildi.