Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/11598 E. 2011/10931 K. 03.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/11598
KARAR NO : 2011/10931
KARAR TARİHİ : 03.10.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı ve Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … köyü … nehri boyu mevkiilerinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunun iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescili istemiyle dava açmıştır.Hazine de verdiği dilekçe ile Medeni Yasanın 713/6. maddesi gereğince taşınmazın Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece 2469,12 m2 yüzölçümündeki taşınmaz hakkındaki davanın kabulü ile davacı … tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1952 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1744 sayılı Yasaya göre 1974 yılında yapılarak dava tarihinde kesinleşen 2 madde uygulaması vardır. 3302 sayılı Yasaya göre 15.04.1999 tarihinde ilan yapılıp kesinleşen 2/B uygulaması vardır.
Taşınmazların bulunduğu yerde genel arazi kadastro işlemi 12/05/2005 tarihinde yapılmış ve kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Dava tescil davası olup, çekişmeli taşınmazın bulunduğu alan … nehri kenarında olması nedeniyle (TH) tespit harici bırakılmıştır. Yapılan uygulamaya göre taşınmaz kesinleşen orman kadastro sınırları dışında ve 1951 tarihli hava fotoğrafı ve 1959 tarihli memeleket haritasında beyaz renkli açık alanda kalmaktadır. Mahkemece belgesiz araştırması yapılmış, tanık, ziraatçi ve jeoloji mühendisi dinlenmiş ve yazılı şekilde davanın kabulüne kara verilmişsede, mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyleki; Tanık anlatımlarına göre zilyetliğin başlangıcı, süresi ve sürdürülüş biçimi maddi olaylara dayalı olarak somut olgularla açıklanmadığı gibi, jeololoji mühendisi taşınmazın kıyı kenar çizgisi dışarısında kaldığını belirtmesine karşın bunu kıyı kenar haritasında göstermediği gibi haritalardaki farklı gözüken konumlara göre … nehrinin bu alanda yatak değiştirip değiştirmediği haritalardaki gözlemler ışığında tartışılmamıştır. Ayrıca taşınmazın halihazır durumu ve niteliği bakımından da ziraat raporu ile jeoloji mühendisi raporu birbiri ile tam bağdaşmamakta ve çelişmektedir. Birbiri ile çelişen yetersiz raporlara dayanılarak karar verilemez. Taşınmaz hernekadar kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kalıyorsada taşınmazın imar ihya ve zilyetlik süresinin başlangıcının tespiti açısından kadastro çalışmalarında esas alınan ve mülkiyet sınırlarını gösteren fotoğrametri yöntemiyle düzenlenen topoğrafik harita getirtilip uygulanmadığı gibi, 1980-1990 lı yıllara ait hava fotoğrafı ve memleket haritası da getirtilip yöntemince uygulanmamıştır. Eksik inceleme ile karar verilemez.
Bu nedenle mahkemece; dava konusu taşınmazın orman sayılmayan ve zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde, dava konusu taşınmaz ve etrafını gösterir ve ilk defa o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ile taşınmaza bitişik ya da yakın komşu parsellerin, kadastro tespit tutanak örnekleri ve bu parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıtları ilk oluşturulduğu günden itibaren tüm gittileri ile, 1980-1990 lı yıllara ait yakın tarihli orijinal renkli memleket haritaları ile kesinleşmiş kıyı kenar harita ve evrakları bulunduğu yerlerden istenerek, bu belgeler Ziraat Fakültelerinin toprak bölümünden mezun olan bir ziraat mühendisi, bir Harita-Kadastro (Jeodezi ve Fotogrametri) mühendisi bir yüksek orman mühendisi ve bir jeoloji mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla, dava konusu taşınmaz ile çevresine uygulanıp bu belgelerde dava konusu yer belirlendikten sonra, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazın niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, imar-ihya ve zilyetliğin hangi tarihte başlanılıp tamamlandığı belirlenmeli, bu belgeler ile kadastro paftası, pafta düzenle nmemişse dava konusu taşınmazın 23/06/2005 gün ve 9070 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan BÖHHBÜY (Büyük Ölçekli Haritalar ve Harita Bilgileri Üretim Yönetmeliği) hükümlerine göre koordinatlı olarak düzenlenecek haritası hem 1/5000 ve hem de 1/25000 ölçeklerinde eşitlenerek kadastro paftası ile düzenlenen harita, komşu ve yakın komşu taşınmazları da içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmazın konumu, hava fotoğrafları ile orijinal renkli memleket haritaları üzerinde gösterir biçimde bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve bilimsel verileri içerir, topografik ve memleket haritalarından yararlanılarak taşınmazın gerçek eğim durumunu gösterir rapor alınmalı, fotogrametri yöntemiyle düzenlenen harita ile irtibatlı kroki düzenlettirilerek bu paftaya göre zilyet ve tasarruf edilen yerlerden olup olmadığı belirlenmeli,
Yine taşınmazın eski ve yeni niteliği konusunda jeoloji mühendisinden de ayrıntılı rapor alınmalı,varsa kesinleşmiş kıyı kenar haritası uygulanmalı ve taşınmazın konumu bu harita üzerinde işaretlenmeli, haritalardaki farklı gözüken konumlara göre … nehrinin bu alanda yatak değiştirip değiştirmediği haritalardaki gözlemler ışığında tartışılmalı taşınmaz ile … nehri arasında kot farkı bulunup bulunmadığı dahi araştırılmalıdır.
Yukarıda yazılı koşulların somut olayda bulunmaması halinde, taşınmazın öncesinin ne olduğu, imar-ihya yapılmışsa hangi tarihte başlanılıp bitirildiği, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğü ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı, maddi olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak, taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişiler ile taraf tanıklarından sorulmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin doğruluğu yukarıda belirtilen ve gerçeğin kendisi olan belgelere dayalı olarak düzenlenecek bilirkişi kurulu raporuyla denetlenmeli,
Ayrıca ziraat bilirkişi ile jeoloji bilirkişi raporları arasındaki taşınmazın halihazır durumu bakımından anlatım ve inceleme çelişkiside giderilmelidir.
3402 sayılı Yasanın 14/1. maddesinde yazılı 40 ve 100 dönüm kısıtlama araştırmasının aynı maddenin 03/07/2005 gün ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Yasası ile değiştirilen 2. fıkrası hükümlerine göre yapılacağı düşünülerek, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları yönünden aynı çalışma alanı içerisinde belgesizden zilyetliğe dayalı olarak tesbit ve tescil edilen taşınmaz olup olmadığı, varsa cinsi, parsel numaraları ve miktarı, Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden ve yine, aynı kişiler tarafından açılan tescil davası olup olmadığı Hukuk Mahkemesi Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorularak gerektiğinde tesbit tutanak örnekleri ve tapu kayıtları ya da tescil dava dosyaları getirtilip incelenmeli, dava konusu taşınmazın sulu ya da kuru tarım arazisi olup olmadığı konusunda (5403 sayılı Yasanın 3/j maddesi ile Taşınmaz Malların Sınırlandırma Tespit ve Kontrol İşleri Hakkındaki Yönetmeliğin değişik 10. maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, sulu tarım arazisi: tarım yapılan bitkilerin büyüme devresinde ihtiyaç duyduğu suyun, su kaynağından alınarak yeterli miktarda ve kontrollü bir şekilde karşılandığı araziler olarak açıklandığından) ziraat mühendisinden yasanın amacına uygun rapor alınmalı, undan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırmaya ve bilirkişinin yetersiz raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 03/10/2011 günü oybirliği ile karar verildi.