YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1162
KARAR NO : 2011/5410
KARAR TARİHİ : 03.05.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar Orman Yönetimi ve … ile davalılardan Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2006/3710-4589 sayılı bozma kararında: “Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Bir yerin TMK.nun 713/1. maddesi hükmü uyarınca tapuya tesciline karar verilebilmesi için diğer kazanma koşulları yanında taşınmazın niteliği itibariyle kazanılmaya elverişli yerlerden olması gerekir. Yerel bilirkişi ve tanıklar, dava konusu yer üzerinde davacılar ve satıcılarının zilyetliğinin ekonomik amaca uygun olarak geçip geçmediğini açıklamaksızın soyut anlatımlarda bulunmuşlardır. Davacılardan … vekilinin Zonguldak 1.Asliye Hukuk Mahkemesine açmış olduğu tespite ilişkin 2002/23 D.İş nolu dosya arasında bulunan resimlere göre dava konusu taşınmaz bölümleri hiç ekilip biçilmeyen orman örtüsüyle kaplı yerlerdir. Ormancı bilirkişi tarafından düzenlenen dosya arasındaki 04.10.2002 günlü raporda; 16.09.1974 yılında kesinleşen orman sınırlandırma hattının dışında, gizli memleket haritasında beyaz renkli açık alanda, amenajman planında tarım alanı içerisinde kaldığı belirlenen orman sayılmayan yerlerden olduğunu açıklamış ise de, delil niteliği taşıyıp taşımadığı belirlenemeyen dosya arasındaki resimlere göre taşınmazın orman örtüsüyle kaplı olduğu anlaşılmıştır. Tüm bu açıklamalar karşısında gerek dava konusu taşınmazların taksimde davacıların hangisinin satıcısına isabet ettiği, gerekse zilyetlik ve taşınmazın niteliği bakımından yapılan inceleme yetersizdir. Tüm bu yönler gözönünde tutularak yerel, teknik, ormancı, fotoğrafçı bilirkişiler aracılığıyla tescil konusu taşınmazların başında yeniden keşif yapılması, … …’dan mirasçılarına kalan bu yerlerin taksimle kime isabet ettiği, kimden davacılara kaldığının belirlenmesi, satış ve devre konu taşınmaz bölümlerinin ayrı ayrı belirlenip teknik bilirkişi tarafından krokisine işaret edilmesi, davacı ve satıcılarının bu yer üzerindeki zilyetliğinin başlangıcı, süreci ve niteliğinin ayrıntılı olarak yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulması, orman sayılan yerlerden bulunup bulunmadığının ormancı bilirkişiden gerekçeli rapor alınmak suretiyle açıklığa kavuşturulması, HUMK.nun 366. maddesi hükmü uyarınca tescil konusu taşınmaz bölümleriyle çevresini içine alan taşınmazların fotoğrafçı bilirkişi tarafından resimlerinin çekilip usulen onaylandıktan sonra dosya arasına konulması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozmaya
uyulduktan sonra, davacılar Orman Yönetimi ve …’ın davalarının reddi ile dava konusu 151 ada 19 parsel sayılı taşınmazın tespit gibi … adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacılar Orman Yönetimi ve … ile davalılardan Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1973 yılında orman kadastrosu yapılmış, 15.09.1973 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyulmasına rağmen bozmanın gerekleri yerine getirilmemiştir. Bozmada, davacılardan … vekilinin Zonguldak 1.Asliye Hukuk Mahkemesinde yaptırmış olduğu tespite ilişkin 2002/23 D.İş nolu dosya arasında bulunan resimlere göre dava konusu taşınmaz bölümleri hiç ekilip biçilmeyen orman örtüsüyle kaplı yerler olduğu, bu nedenle taşınmazın orman olup olmadığı ve zilyetlik koşullarının araştırılması istenildiği halde, bu yönde yeterli araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Bu nedenle;
Mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı; çekişmeli taşınmazların bir bütün olarak düşünüldüğünde 6831 sayılı Yasanın 17/1-2. maddeleri karşısındaki durumu araştırılmalıdır.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma (Medeni Yasanın 713. maddesi, 3402 sayılı Yasanın 14. ve 17. maddelerindeki ) koşulların araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak, yapılacak keşifte 1980-1990 lı yıllara ait hava fotoğrafları ve memleket haritasında taşınmazın o yıllarda ziraat alanı olarak kullanılıp kullanılmadığı, yine fotogometri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasında zilyet ve tasarruf edilen yerlerden olup olmadığı, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, tazınmazın toprak yapısı incelenmeli, üzerindeki ağaçların yaşı, cinsi ve dağılımı ve taşınmazın fiili durumunu da belirtir şekilde rapor alınmalı, imar ihya üzerinde durulup, bu konuda ve zilyetliğin tespiti yönünden tanık beyanlarına başvurulmalı, tarafların bildirecekleri zilyetlik
tanıkları H.Y.U.Y.’nın 259. ve 265. maddeleri gereğince taşınmaz başında dinlenip; taşınmazın öncesi itibariyle niteliğinin ne olduğu, kime ait olduğu, zilyetliğin nasıl meydana geldiği, ne kadar süre ile ne şekilde devam ettiği, bunun ekonomik amacına uygun olup olmadığı, tanıkların bilgi ve görgülerinin hangi eylemli olaylara dayandırıldığı belirlenmeli, yerel bilirkişinin imar ihya ve zilyetlik olgusunu hangi olaylarla nasıl hatırladıkları saptanmalı, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacılar Orman Yönetimi ve … ile davalılardan Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde … ve Orman Yönetimine iadesine 03/05/2011 günü oybirliği ile karar verildi.