YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/11714
KARAR NO : 2011/11029
KARAR TARİHİ : 04.10.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteğinin değerden reddine karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … köyü 124 ada 2 sayılı parsel …, 125 ada 1 sayılı parsel … ve … adına tespit edilmiştir. Davacılar, tapu kaydı ve zilyetlik iddiasıyla dava açmıştır. Dava, Orman Yönetimine ihbar edilmiş, Orman Yönetimi davaya katılmamıştır. Mahkemece, dava konusu taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu, ancak Orman Yönetimi davada yer almadığından lehine hüküm kurulamadığı, orman olan yerlerle ilgili kişilerin hak iddia edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddi ile dava konusu taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 5304 sayılı Yasa ile değişik 3402 sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre orman sınırlandırması yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı dışında bırakılmıştır.
Kadastro sırasında çekişmeli taşınmazlar davalı gerçek kişiler adına tespit edilmiş, davalı gerçek kişiler ise tapu kaydı ve zilyetlik iddiasıyla dava açtıkları halde, mahkemece hiç gereği yokken ve tarafların iddia ve savunmanın dışına çıkılarak taşınmaza ilişkin orman araştırması yapılıp orman yönetimine dava ihbar edilmiş, orman yönetiminin davaya katılmaması üzerine çekişmeli taşınmazın orman olduğu zilyetliğe konu olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa ki, usul kanunu hükümlerine göre, kamu düzenini ilgilendirmeyen konularda hakim, tarafların iddia ve savunmaları ile bağlı olup bu çerçevede araştırma ve inceleme yapıp karar vermek durumundadır. Somut olayda, mahkeme iddia ve savunmanın dışına çıkıp hüküm kurduğu gibi, davacı taraf tapu kaydına tutunduğu halde, tapu kadı ilk oluşumundan itibaren getirtilerek zeminde uygulanmamıştır. O halde;
Mahkemece, davacıların dayandığı tapu kayıtlarının ilk oluştuğu günden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, bundan sonra tapu kaydına dayanan davacı tarafın kayıt maliki yada malikleri ile akdi, irsi ilişkisi sorulup saptanmalı, bu nedenle kayıt maliki yada maliklerinin tüm mirasçılarını gösterecek şekilde onaylı nüfus aile kayıt örnekleri, ilgili nüfus müdürlüğünden getirtilmeli, yada bu konuda istihsal edilmiş veraset belgesi varsa ibraz ettirilmeli, bu yolla irsi ilişki sağlıklı biçimde duraksamasız belirlenmeli, akdi ilişkiye dayanıldığı takdirde ilgiliden bu konudaki delilleri sorulup saptanmalı, göstereceği deliller toplanmalı yada bu konuya ilişkin yazılı kayıt ve belgeleri ibraz ettirilmeli, kayda dayanan tarafın tapu kayıt maliki yada malikleri ile akdi yada irsi ilişkisi saptandığı takdirde tarafların dayandığı tapu kayıtlarının dava dışı başka taşınmaz yada taşınmazlara revizyon görüp görmediği, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden ayrı ayrı sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz yada taşınmazlarla birlikte revizyon gördüğü dava dışı taşınmazları ve bu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita Kadastro Müdürlüğünden getirtilmeli, bundan sonra dıştan komşu taşınmazların tespit tutanakları ve varsa dayanakları kayıtlar davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde dava konusu taşınmazlar başında yeniden keşif yapılmalı, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca dayanılan tapu kayıtları yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, uygulamada kayıtların revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar varsa özellikle gözönünde tutulmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, bu yolla dava konusu taşınmazların dayanılan tapu kayıtlarının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız saptanmalı, taşınmazlar dayanılan tapu kayıtlarının kapsamında kaldığı belirlenirse dava kabul edilmeli, tapu kaydı kapsamında kalmadığı belirlendiği takdirde bu zilyetlik durumuna göre bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 04/10/2011 günü oybirliği ile karar verildi.
.