Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/11772 E. 2011/12461 K. 02.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/11772
KARAR NO : 2011/12461
KARAR TARİHİ : 02.11.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında … köyü 134 ada 1 parsel sayılı 1898,21 m² yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davacı … adına tesbit edilmiştir. Davacı, taşınmazın yüzölçümünün eksik tespit edildiği iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın reddine ve dava konusu parselin tespit gibi davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanun’nun 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu 2007 yılında yapılmış, çekişmeli yerler tespit dışı bırakılmıştır.
Mahkemece, bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen ve paftasında yol olarak tespit harici bırakılan taşınmaz ile (B) harfi ile gösterilen ve tespit harici boşluk olarak bırakılan taşınmaz hakkında davanın reddine karar verilmiş ise de, verilen karar usul ve yasaya uygun değildir. Şöyle ki; kadastro tespit tutanağı düzenlenmeyen taşınmazlara ilişkin davalara bakmak görevi, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 26/4 maddesi hükmünce kadastro mahkemesine ait olmayıp, bu tür uyuşmazlıklara bakma görevi genel mahkemelere aittir. Somut olayda dava konusu taşınmazlarla ilgiyi kadastro tutanağı düzenlenmemiştir. Bu nedenle davaya bakmakta 3402 sayılı Yasanın 26/4. maddesi gereğince kadastro mahkemesinin görevli olmadığı (H.G.K.’nun 28.11.2007 gün ve 20-909/891 S.K.) görev konusunun kamu düzenine ilişkin olduğu ve yargılamanın tüm aşamalarında re’sen gözetilmesi gerektiği göz önünde bulundurularak, mahkemece dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı biçimde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair yönlerin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 02/11/2011 günü oybirliği ile karar verildi.