Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/12453 E. 2011/12549 K. 03.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12453
KARAR NO : 2011/12549
KARAR TARİHİ : 03.11.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği … köyü … mevkisinde bulunan üç parça taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne; fen bilirkişi krokisinde (A) harfi ile gösterilen 832.20 m2 yüz ölçümündeki taşınmazın, ev ve bahçe niteliğinde, (B) harfi ile gösterilen 671.08 m2 yüzölçümündeki taşınmazın bahçe niteliğinde davacı gerçek kişi adına, (C ) harfi ile gösterilen 11580.24 m2 yüzölçümündeki taşınmazın orman niteliğinde Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazların tesciline ilişkindir.
Taşınmazların bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işlemi 1966 yılında yapılmış ve 04/12/1967 tarihinde kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiş, yine bu yerde 30/05/2005 tarihinde 60 nolu Orman Kadastro Komisyonunca 6831 sayılı Yasaya göre orman kadastrosuna başlanmış, sonuçları 10/08/2006 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla toprak edinme koşullarının davacı yararına oluştuğu kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülmüştür.
Şöyle ki, tescili istenen taşınmazların evvelce yörede çalışma yapan mera komisyonu tarafından 10 numaralı mera parseli altında mera olarak sınırlandırıldığı, bu çalışmanın iptali için Orman Yönetimi tarafından açılan davanın asliye hukuk mahkemesinin 2004/371 esas, 2005/ 509 sayılı dosyasında yargılaması yapılarak çekişmeli yerleri de içine alan taşınmazın devlet ormanı sayılan yerlerden olduğuna karar verildiği anlaşılmaktadır. Her ne kadar bu dosyada temyize konu davanın davacısı, taraf olarak yer almadığından kendisi açısından kesin hükmün sonuçlarını doğurmasa da bu karar kuvvetli delil niteliği taşımaktadır. 10 numaralı mera parselinin orman niteliğinde olduğu belirlenerek kesinleşmiş ve bu niteliği ile tapuya kaydedilmiştir. Kaldı ki, Medeni Yasanın 713. maddesinde “ Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan bir taşınmazı davasız ve aralıksız olarak yirmi yıl süreyle ve malik sıfatıyla zilyetliğinde bulunduran kişi, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir.” hükmü yer almaktadır. Maddeden de anlaşılacağı üzere davanın dinlenebilmesinin ön koşulu tescili istenen taşınmazın “Tapu kütüğünde kayıtlı olmayan” bir yer olmasıdır.
Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 03/11/2011 günü oybirliği ile karar verildi.