YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1250
KARAR NO : 2011/5392
KARAR TARİHİ : 02.05.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü 189 ada 1, 190 ada 5, 15, 17 ve 19 parsel sayılı, 10242,13 m2, 27881 m2, 793112,18 m2, 3442,33 m2 ve 13407,07 m2 yüzölçümlü taşınmazlar, ham toprak niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı, zilyetlik iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile dava konusu 189 ada 1 sayılı parselin 27.04.2010 tarihli fen bilirkişi raporunda (H) işaretli 8576,88 m2, 190 ada 5 sayılı parselin (A) işaretli 4871,22 m2, 190 ada 15 sayılı parselin (E) işaretli 66,57 m2, 190 ada 19 sayılı parselin (B) işaretli 624,72 m2, (C) işaretli 865,44 m2 ve (D) işaretli 2234,21 m2’lik bölümlerin kadastro tespitlerinin iptaliyle davacı adına tapuya tesciline, bu parsellerin kalan bölümleri ile 190 ada 17 sayılı parselin tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 5304 sayılı Yasa ile değişik 3402 sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre orman sınırlandırması yapılmış, taşınmazlar orman sınırları dışında bırakılmıştır.
Mahkemece, davacı yararına 3402 sayılı Yasanın 14-17. Maddelerinde belirtilen zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmişse de, yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Çekişmeli taşınmazlar, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden ham toprak niteliği ile Hazine adına tespit edildiği halde, taşınmazların evveliyatında orman olup olmadığı yönünden bir araştırma yapılmamıştır. Diğer taraftan, dosyada bulunan ziraat bilirkişi raporunda, taşınmazların bakımsız olup uzun yıllar işlenmediğinin belirtildiği, keşif sırasında dinlenilen yerel bilirkişiler tespit bilirkişileri de, taşınmazların davacının babasından kaldığı, ancak davacının köyde yaşamaması nedeniyle bakımsız kaldıklarını belirttikleri halde, davacının babasının ne zaman öldüğü, ölümünden sonra taşınmazların hiç kullanılıp kullanılmadığı, zilyetliğin ne şekilde ve ne kadar süre ile sürdürüldüğü konularında ayrıntılı ve yeterli bilgi alınmamıştır. Tespit bilirkişilerinin beyanları, kadastro tutanakları ile çeliştiği halde 3402 sayılı Yasanın 30/1.maddesi gereğince çelişki giderilmemiştir. Yine 3402 sayılı yasanın 14.maddesinde belirtilen 40/100 dönüm kısıtlaması yönünden de herhangi bir araştırma yapılmamıştır. Bu nedenlerle;
Mahkemece, en eski tarihli memleket haritası ile son yirmi yılda çekilmiş memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ile komşu parsellerin tutanak ve dayanakları ilgili yerlerden getirtilip, halen … ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir fen elemanı ile ziraat bilirkişi aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı
sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak; yapılacak keşifte tarım uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri tutanak içeriği ile çeliştiği taktirde 3402 sayılı Yasanın 30/1 maddesi gereğince tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenerek çelişkinin giderilmesine çalışılmalı; 3402 sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davacılar yanında, (murisler) yönünden de Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlükleri ile Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı yasanın 03.07.2005 gün 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Yasası ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 02/05/2011 günü oybirliği ile karar verildi.