Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/130 E. 2011/3215 K. 24.03.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/130
KARAR NO : 2011/3215
KARAR TARİHİ : 24.03.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı gerçek kişiler tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 25.09.2008 gün ve 2008/9182-11912 sayılı bozma kararında özetle “Mahkemece, kesinleşmiş orman kadastro tutanakları ve haritaları, arazi kadastro paftası ile makiye ayırma tutanaklarının uygulanmasına dayalı araştırma inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişiler ve Harita Mühendisi bilirkişinin müşterek imzalı raporuyla, çekişmeli parselin 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastro sınırları içinde bırakıldığı, 1952 yılında makiye ayrılmadığı, 1976 yılında yapılan orman kadastrosunda 1942 yılı orman kadastrosu yok sayılarak yapılan orman kadastrosunda taşınmazın 88 m2 bölümünün orman sınırları içinde kaldığı, 2/B uygulamasına konu edilmediğinin belirlendiği gerekçesiyle davanın kabulüne ve çekişmeli parselin tapu kaydının iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmişse de, çekişmeli 889 sayılı parselin dosyaya getirtilen tesbit krokisi ile bilirkişi krokilerindeki tersimatı birbirinden gözle ayırt edilecek biçimde farklı olduğu gibi, bilirkişiler taşınmazın 88 m2 bölümünün kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, (A) ile gösterilen 474 m2 bölümünün ise kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içindeyken 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B maddesi gereğince 1988 yılında Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını bildirmişlerse de taşınmazın bu iki bölümünün toplam 562 m2 yüzölçümünde olduğu oysa taşınmazın yüzölçümü 7790 m2 olduğu, (A) ve (B) ile gösterilen toplam 562 m2 yüzölçümündeki bölümü dışındaki bölümleri hakkında araştırma ve inceleme yapılmadığı ve mahkemece karar da verilmediği, … Köyünde 1952 yılında çalışan I ve 2 numaralı makiye ayırma komisyonları, 5653 Sayılı Yasa ile değişik 3116 Sayılı Yasanın 5. maddesinde öngörülen kişilerden oluşmadığından kuruluşu yasaya uygun olmadığı gibi, yönetmelik hükümlerine de aykırı oluşturulduğu, bu komisyonların yasa ve yönetmelik hükümlerine de uymadan çalışma yaparak zemine uygulama imkanı olmayan ölçeksiz kroki niteliğinde bir harita düzenledikleri, yasaya aykırı kurulan komisyonun yasaya aykırı olarak makiye ayırdığı yerlerde toprak tevzi işlemleri de yapılmadığı, 22.03.1996 tarih 5/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile “5653 Sayılı Yasayla değişik 3116 Sayılı Yasanın 1-e maddesi uyarınca kurulan maki tespit komisyonlarının yasal ve yaptıkları işlemlerinde geçerli olduğu ve makiye ayrılan yerlerde özel yasalar uyarınca oluşturulan tapulara değer verilmesi gerektiği” kabul edildiği; ne var ki, davalı tarafın özel yasalar uyarınca oluşturulan tapu kaydı bulunmadığı somut olayda sözü edilen İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanma olanağı bulunmadığı, H.G.K nun 28.05.2003 gün ve 2003/20-371-358 sayılı kararında kabul edildiği gibi, bir yerin maki olarak belirlenmesi tahditin kendiliğinden geçersiz olması sonucunu doğurmaz. O yerin makilik olması nedeniyle orman sınırı içine alınamayacağının orman kadastrosuna itiraz süresi içinde açılacak davada tartışılabilir. Makilik yada tapulu, tapusuz tarlanın veya başka nitelikteki bir taşınmazın orman sınırları içine alınması ve hak düşürücü sürenin de geçmesinden sonra orman kadastrosu kesinleşir ve o taşınmaz hukuken orman niteliğini kazacağı, yürürlükteki yasalara göre bundan sonra hiçbir merci ve makamın kesinleşen orman sınırını değiştirmesi mümkün olmadığı, … Köyü 889 sayılı parsel için Hazine tarafından tapu maliki gerçek kişiler aleyhine açılan tapu iptal tescil davasının reddine ilişkin, Antalya Asliye 2. Hukuk Mahkemesinin 09.04.1997 GÜN VE 1997/14-404 sayılı kararı, somut olay yönünden davanın sebebi ve tarafları farklı olduğundan kesin hüküm oluşturmadığı gibi, bir an için çekişmeli parselin 1942 yılında yapılan orman kadastrosu sınırları içinde olduğu ve 1976 yılında yapılan işlemle orman sınırları dışında bırakıldığı kabul edilmesi halinde, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarih, 208 sayılı kararla, sadece Vakıflar İdaresinin dayandığı Muratpaşa Vakfına ait tapulu taşınmazlar yönünden 1942 yılı orman kadastrosunun iptal edildiği, diğer taşınmazlar yönünden 1942 yılı orman kadastrosunun hukuki geçerliliğini koruduğu, 1942 yılında yapılan orman kadastrosunu yok sayarak, 1942 yılında orman olarak sınırlandırılan alanları orman sınırları dışında bırakan karar ve işlemlerin hukuki geçerliliği bulunmadığı, 1942 yılı orman kadastrosunda devlet ormanı olarak sınırlandırılan ve Vakıfa ait tapu kaydı ve dolayısıyla hakem kararı kapsamı dışında bulunan taşınmazlar yönünden 1942 tahditi hukuki geçerliliğini koruduğundan, 1942 yılı orman kadastrosu sınırları içinde kalan bir taşınmazın, 1976 yılında yeniden yapılan orman kadastrosu sırasında, orman sınırları dışında bırakan işlem ikinci kadastro olması nedeniyle hukuki değer taşımazsa da(3402 Sayılı Yasanın 22/1. Maddesi), 1942 yılında yapılan orman kadastrosu ile sadece devlet ormanlarının sınırlandırılıp, 4785 Sayılı Yasa ile (istisnalar dışında) özel ve tüzel kişilere ait tüm ormanların devletleştirildiğinden ve 5658 Sayılı Yasada Vakıf ormanlarını iade edileceğine ilişkin hüküm bulunmadığından 1942 yılı tahditi dışında kalan yerlerde, 7 Numaralı Komisyonun 1976 yılında 4785 Sayılı Yasa hükümlerine göre yaptığı çalışmayla devletleştirilen orman alanı olduğu belirlenen yerlerin orman olarak sınırlandırılabileceği, Orman kadastrosunun ilanından sonra dava tarihine kadar hak düşürücü süreler çoktan geçtiği, orman kadastrosunun kesinleştiği, Çekişmeli taşınmaz ister 1942 yılı orman kadastrosu sınırları içinde olsun, isterse 1942 yılı orman kadastrosu sınırları dışında olması nedeniyle, 1976 yılında 4785 Sayılı Yasa hükümleri gözetilerek yapılan orman kadastrosunda orman olarak sınırlandırılsın, her iki halde de dava konusu taşınmazın hukuken orman olduğu, Bu nedenlerle, öncelikle çekişmeli parselin kadastro tesbit krokisi (tapu çap krokisi) ve çekişmeli yere ilişkin 1942 yılı orman kadastro haritası orijinalinden renklendirilmiş fotokopisinin getirtilmesi, önceki bilirkişiler dışında üç uzman bilirkişi ve bir harita mühendisi bilirkişi vasıtasıyla yeniden yapılacak keşifte 1942 orman tahditi, 1976 yılında yapılan orman kadastrosu, 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması ve yine 1989 yılında yapılan orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ilişkin tüm çalışma tutanakları ve haritaları ile makiye ayırma tutanak ve haritaları, Orman Kadastrosu Yönetmeliğinin 54. maddesi uyarınca hazırlanan Orman Kadastrosu Teknik İzahnamesinin 49. maddesinde tarif edilen yöntem ile uygulanarak, orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan … fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 15-20 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmesi, anlatılan yöntemle bulunan ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeği çevrilerek, maki haritasına, çekişmeli taşınmazın orman kadastrosu aplikasyon ve 2/B madde haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde, ayrı renkli kalemlerle gösterilip keşfi izleme olanağı sağlayan rapor ve kroki düzenlettirilmesi, ilk orman kadastro harita ve tutanakları ile aplikasyon ve 2/B madde harita ve tutanaklarının uyumsuz olması halinde yukarıda … Yönetmelikler ile Teknik İzahnamelerde … tutanakların düzenlenmesine esas alınan … fotoğrafı ve memleket haritası ile desteklenen ve gerçek duruma uygun düşen tutanaklara değer verileceği düşünülerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak yapılan araştırma ve inceleme sonunda davanın KABULÜNE, çekişmeli parselin tapusunun iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazın daha sonra arazi kadastrosu yoluyla oluşturulan tapu kaydının iptal ve orman niteliğiyle tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1976 yılında ilk tahditin aplikasyonu ve … … Vakfının tapulu taşınmazları yönünden Vakıflar Genel Müdürlüğünün itirazı üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanın hakem sıfatıyla verdiği karar ile tahditi iptal edilen yerler hakkında yapılan ormanların kadastrosu çalışmaları 15.09.1976 tarihinde, bu işlemlere karşı yapılan itirazları inceleyen 7 Numaralı Orman Kadastro Komisyonu işlemleri de 09.12.1976 tarihinde ilan edilmiştir. Daha sonra 1988 yılında 36 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunca aplikasyon ve sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ile 3302 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması yapılmış ve 15.06.1989 tarihinde ilan edilmiştir.
1) Hükmüne uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulduğu gibi, dava konusu taşınmaz 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp, yolsuz olarak sicili oluşturulmuşsa da, 766 Sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 Sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y. 934 – İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen ve tapuya tescil edilen orman kadastro (tahdit) sınırları içinde bulunan ve 1996/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile kabul edilen konunun bu içtihadı birleştirmenin kapsamı dışında olduğu, aynı yasa hükümlerine göre yapılıp kesinleşen, ancak tapuya tescil edilmeyen yerlerde 5653 Sayılı Yasa ile değişik 3116 Sayılı Yasa hükümlerine göre maki komisyonlarının yaptığı işlemlerin bir tespit niteliği taşıdığı, teknik ve hukuki anlamda orman kadastro (tahdit) sınırı dışına çıkarma işlemi olmadığı, 27/01/2009 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 5831 Sayılı Yasanın 5. maddesi ile 6831 Sayılı Orman Yasasına eklenen ek 10. madde hükmünün maki tespit komisyonlarınca 5653 Sayılı Yasa uyarınca maki olarak tespit edilen yerlere de uygulanması gerektiğine ve bunun sonucu olarak bu yerlerin tespit tarihinden itibaren imar, ihya ve zilyetlik yoluyla kazanılmasına olanak bulunmadığının kabul edildiği gözetilerek, çekişmeli parselin yörede 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı anlaşılan, 01.06.2010 günlü müşterek bilirkişi rapor ve krokisinde (B) ile gösterilen 80 m2 ve (C) ile gösterilen 7236 m2 bölümüne ilişkin tüm temyiz itirazlarını reddiyle bu bölümlere ilişkin hükmün onanması gerekmiştir.
2) Davalı gerçek kişilerin çekişmeli parselin 01.06.2010 günlü bilirkişi rapor ve krokisinde (A) ile gösterilen 474 m2 yüzölçümündeki bölümüne ilişkin temyiz itirazlarına gelince; çekişmeli parselin bu bölümünün yörede 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı, 1976 yılında 7 numaralı komisyona bağlı 4 numaralı ekip tarafından, 1942 yılı orman kadastrosu yok sayılara yeniden yapılan işlemde dahi orman olarak sınırlandırıldığı, yörede 1988 yılında yapılan 2/B işleminde 3302 Sayılı Yasanın 2/B uygulamasıyla Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, bu işlemin 16.12.1989 tarihinde kesinleştiği, bu yerin 2924 Sayılı Yasa hükümlerine göre tasarruf edilmek üzere … ve Orman Bakanlığının tasarrufuna geçeceği, Orman Yönetiminin burası için dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı gözetilerek bu bölüme ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerekirken bu bölüme ilişkin davanın da kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda birinci bendde açıklanan nedenlerle, davalı gerçek kişilerin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle çekişmeli … köyü 889 sayılı parselin 01.06.2010 günlü müşterek bilirkişi rapor ve krokisinde (B) ile gösterilen 80 m2 ve (C) ile gösterilen 7236 m2 bölümlerine ilişkin hükmün ONANMASINA,
2) Yukarıda ikinci bendde açıklanan nedenlerle, Davalı gerçek kişilerin temyiz itirazlarının kabulü ile çekişmeli … köyü 889 sayılı parselin 01.06.2010 tarihli müşterek bilirkişi rapor ve krokisinde (A) ile gösterilen 474 m2 yüzölçmündeki bölümüne ilişkin hükmün BOZULMASINA, 24/03/2011 günü oybirliği ile karar verildi.