Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/13006 E. 2011/11635 K. 17.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13006
KARAR NO : 2011/11635
KARAR TARİHİ : 17.10.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılardan Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 30.09.2002 gün ve 6580 – 7391 sayılı bozma kararında özetle: “Mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen, bozmanın gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; bozma kararından sonra çekişmeli taşınmaz başında 16.05.1997 ve 31.08.1999 tarihlerinde yapılan keşiflerde uzmanlığına başvurulan orman bilirkişilerinin düzenledikleri raporlarında; çekişmeli 85 nolu parselin 1941 yılında ve 1988 yılında yapılan orman kadastrosu ve aplikasyonu çalışmalarında orman sınırı dışında bırakılan memleket haritası ve hava fotoğrafında orman sayılmayan açık alanda gösterilen yerlerden olduğu yolunda bildirilen görüşlerine mahkemece değer verilerek hüküm kurulmuşsa da, anılan raporların içeriği, ekli harita örnekleri ve krokilerinde dava konusu parselin konumu duraksamaya yer vermeyecek biçimde açıklanarak gösterilmemiş, taşınmazın bulunduğu yer, arazi kadastro paftasının ilk oluşan örneği ve son halini gösterir örneği ile memleket haritasındaki sabit noktaları, orman kadastro haritasındaki geniş çevreyi içine alacak orman kadastro hatları ile irtibatlı kroki düzenlenmemiş olduğundan Yargıtay denetimine olanak sağlamayan yetersiz inceleme ve araştırmaya dayalı bilirkişilerinin rapor ve krokileri hükme dayanak yapılamaz. Bu nedenlerle, önceki bilirkişiler dışında serbest orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek üç orman yüksek mühendisi ve bir harita mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu ile yeniden keşif yapılarak 1941 yılında 3116 Sayılı Yasaya göre yapılıp kesinleşen orman kadastro haritası ve tutanakları yerel bilirkişilerin yardımı ve uzman bilirkişilerin eliyle uygulanıp arazide yeri belirlenen başlangıç noktasından hareketle tutanaklardaki açı ve mesafeler okunup ölçülerek çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerdeki orman sınır noktaları birer birer arazide bulunarak orman sınır noktalarının izledikleri tahdit hatları belirlenmelidir. Orman sınır noktalarının bazılarının zeminde bulunmaması halinde ise nedeni üzerinde durulmalı, yerlerinden sökülerek yok edilip edilmedikleri saptanmalı, zeminde bulunmayan bu noktaların yerleri zeminde halen var olan ve en yakın sabit orman sınır noktaları esas alınarak ve bu noktadan hareketle yine orman tahdit tutanaklarındaki açı ve mesafeler okunup ölçülerek orman sınır noktalarının izledikleri tahdit hattı birer birer arazide bulunup saptanmalıdır.
1941 yılında yapılan orman kadastro tutanakları zemine uygulandıktan sonra aynı yöntemle 1988 yılında 3302 sayılı Yasaya göre yapılan çalışmalarla ilgili tutanak ve haritalar da yerine uygulanmalı, haritalar arasında farklılık var ise bu farklılığın nereden kaynaklandığı ve nedenleri belirlenmelidir.
Yapılan uygulama sonucunda 1941 yılında kesinleşen orman kadastrosunda dava konusu taşınmazın tamamı ya da bir bölümün orman sınırı dışında kaldığı saptanmış ise, Hukuk Genel Kurulu ve Dairenin kararlılıkla uyguladığı içtihatlara göre dava konusu taşınmazın orman kadastrosunun yapıldığı tarihten sonra yürürlüğe giren 4785 sayılı Yasa uyarınca Devletleştirme kapsamında olup olmadığının saptanması gerekir. 4785 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu oluşup kesinleşen tahdit haritaları sınır dışında kalan taşınmazların orman olup olmadığını saptamakta yetersiz kalır. Bu şekildeki taşınmazların orman olup olmadığının 4785 ve 5658 sayılı Yasaya göre çözümlenmesi gerekir. 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesine gereğince 2. maddede sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar hiçbir işleme gerek olmaksızın devletleştirilmiştir. Devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuş, iadenin koşulları yasada gösterilmiştir.
1941 yılında 3116 sayılı Yasaya göre yapılıp kesinleşen orman kadastrosuna göre orman sınırı dışında kalan taşınmaz var ise bu bölüm yönünden en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafı ve amenajman planı çekişmeli yer ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle bu belgelerde taşınmazın ne şekilde nitelendirildiği saptanmalı tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinden bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli, bilirkişi kuruluna çekişmeli taşınmazın 1941 yılında kesinleşen orman kadastro haritasına 1988 yılında 3302 sayılı Yasaya göre yapılan aplikasyon ve 2/B madde uygulamalarına ilişkin haritalar ile memleket haritasındaki konumunu gösterir haritalardaki aynı renk ve işaretleri aynen içeren, bu üç harita ile irtibatlı ve hatları ayrı ayrı renklerle işaretlenen anılan haritalar ile arazi kadastrosunun ilk oluşmuş ve son oluşmuş hallerini gösterir paftaları ölçekleri özel aletlerle denkleştirilip arazi kadastro paftası üzerinde aplike edilmek suretiyle gösterilen kroki düzenlettirilip, çekişmeli yerin konumunu duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanarak bilirkişi kurulundan yukarıda açıklanan konulara cevap verecek nitelikte teknik ve bilimsel verileri bulunan rapor alınmalı ve bundan sonra ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
2- Kabule göre ise; mahkemece verilen 1974/14 E.- 1986/16 E.K. sayılı ilk kararda davaya konu 85 nolu parselin 10.03.1981 tarihli krokide 3607 m2 yüzölçümündeki kısmının orman tahdidi içinde kaldığı saptandığı için orman olarak tesciline karar verildiği ve bu karar davalı ve davacı gerçek kişiler tarafından temyiz edilmemek suretiyle kesinleşmiş bulunduğundan davacı Hazine ve müdahil Orman Yönetimi yönünden kazanılmış hak oluşturduğu gözetilmeksizin 85 nolu parselin tamamının davalılar … ve arkadaşları adına tesciline karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın Orman Yönetimi yönünden reddine, Hazinenin davasının kısmen kabulüne, … köyü 85 parselin 3607 m2 bölümünün orman niteliğiyle Hazine adına, 1924 m2 bölümünün davalılar adına tapuya tesciline, …’in davasının süre yönünden reddine karar verilmiş, hüküm davacılardan Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 3116 sayılı Yasaya göre 09.12.1940 tarihinde yapılıp kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 3302 sayılı Yasaya göre 31.03.1988 tarihinde yapılıp dava tarihinde kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B uygulaması vardır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 17.10.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.