Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/1337 E. 2011/10815 K. 29.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1337
KARAR NO : 2011/10815
KARAR TARİHİ : 29.09.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar ve katılan vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin giderden reddine karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

2009 yılında yapılan kadastro sırasında … köyü 103 ada 1 sayılı sırasıyla 119 hektar 0352,92 m2 yüzölçümündeki taşınmaz orman niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacılar , …, …, … … ve …, tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine tutunarak 103 ada 1 parselin ayrı bölümlerinin adlarına tapuya tescili istemiyle ayrı ayrı dava açmışlardır. …, 103 ada 1 parselin bir kesiminin adına tapuya tescili istemiyle davaya katılmıştır. Mahkemece dava dosyaları H.Y.U.Y.’nın 45. maddesi uyarınca birleştirildikten sonra tüm davaların reddine, dava konusu taşınmazın tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacılar ve katılan vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3402 sayılı Yasanın 5304 sayılı Yasa ile değişik 4. maddesi uyarınca orman kadastrosu yapılmıştır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli taşınmazın temyize konu bölümünün uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada orman sayılan yerlerden olduklarının, üzerlerinde meşe ağaçlarının bulunduğunun anlaşıldığı,bilimsel görüşlerde meşe tohumlarının, ağır tohumlu ağaçlar grubu içerisinde yer aldığı, tohum kanatlarının olmaması nedeniyle rüzgar v.s. gibi doğal etkenlerle taşınarak çalılık alanlar içerisinde çimlenip yetişmesinin mümkün olmadığının açıklandığı, dolayısıyla taşınmazların üzerlerindeki meşelerin kadastro tespit tarihinden önceki yıllarda tahrip edildiği toprak altında kalan ve yüzeyde bulunan gövde kesitlerinden sonraki yıllarda çıkan kök ve sürgünlerinden yeniden bu gün üzerinde görülen meşelerin meydana geldiği, 6831 sayılı Yasanın 1. maddesine göre tabii olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaççık toplulukları yerleriyle birlikte orman saydığı, kaldı ki zaman içinde taşınmazlar üzerindeki orman bitki örtüsünün kaldırılmış olması o yerin orman niteliğini kaybettiği anlamına gelmeyeceği, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olup zilyetlikle kazanılamayacağı, Devlet Ormanlarının Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 169/1-2, 3402 sayılı Kadastro Yasasının 16/D, 18/2 maddeleri, 6831 sayılı Orman Yasası ve Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre tabi … niteliğinde olup devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu, özel mülkiyete konu olamayacağı, taşınmazların orman bütünlüğü içinde bulundukları, davacıların tutundukları tapu kayıtlarının sınırları ve yüzölçümü itibariyle davalı yerlere uymadığı, bir an için aksi düşünülse dahi dayanak tapu kayıtlarının 4785 sayılı Yasa karşısında hukuken değer taşımayacakları, ormanların tapu yada kazandırıcı zamanaşımı veya başka bir yol ile kazanılamayacağı, tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğu, diğer fıkraları da 03.03.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasa ile yürürlükten kaldırıldığından bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı gözetilerek yazılı şekilde hüküm kurulduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine 29/09/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.