Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/13426 E. 2011/14051 K. 06.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13426
KARAR NO : 2011/14051
KARAR TARİHİ : 06.12.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptal tescil davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 23.12.2010 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı gerçek kişi tarafından istenilmekle, tayin olunan 06/12/2011 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden … vekili avukat … geldi. Orman Yönetimi vekili Avukat … … geldi başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı … Yönetimi 12.10.2009 günlü dilekçeyle, İzmir ili Urla ilçesi … köyünde bulunan 688 ada 19 sayılı parselin yörede 1996 yılında yapılıp 07.02.1997 tarihinde ilan edilen orman kadastro işleminde orman olarak sınırlandırıldığı, davalı adına oluşan tapu kaydının hukuki değerinin bulunmadığı, yolsuz tescil niteliğindeki tapu kaydının iptali ve orman niteliğiyle Hazine adına tescilini, davalının el atmasının önlenmesini istemiştir. Mahkemece davanın KISMEN KABULÜNE, çekişmeli parselin tapu kaydının iptaline ve çekişmeli parselin ekli bilirkişi kurulu raporunda (A) ile gösterilen 9287,14 m2 yüzölçümündeki bölümünün tapu kaydının iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi ile davalı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1996 yılında yapılıp 19.02.1997 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması vardır.
… biliğinde 2613 sayılı Yasa hükümlerine göre 1964 yılında yapılan genel kadastroda … köyü 688 ada 19 parsel sayılı 20619 m2 yüzölçümündeki taşınmaz üzerinde 45 adet zeytin ağacı bulunan tarla niteliğiyle … oğlu … adına tesbiti kesinleşmekle 20.08.1965 tarihinde tapuya kayıt edilmiş, satımlar sırasında 30.06.1994 tarihinde Esbank (Eskişehir Bankası Türk Anonim Ortaklığı)’na satılmış onun tarafından da 04.03.1997 tarihinde … Daha satılmışken, tapu kaydını beyanlar hanesine 23.03.1999 tarihinde orman sınırları içinde olduğuna ilişkin şerh yazılmış, 2006 yılında da haciz şerhleri konulmuş, ancak 29.05.2009 tarihinde cebri icra yoluyla İsmali Turan Çakıroğluna satılıp, haciz şerhleri kaldırılmıştır.
Mahkemece kesinleşmiş orman kadastro haritasının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman orman bilirkişi raporuyla, yörede 1996 yılında yapılıp 19.08.1997 tarihinde kesinleşen orman kadastrosunda dava konusu taşınmazın fen bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 9287,14 m2 bölümünün sınırları içinde, diğer bölümünün ise orman sınırları dışında bırakıldığı belirlenip,
6831 sayılı Yasanın 11/1. maddesinde öngörülen orman kadastrosunun iptali için öngörülen hak düşürücü sürelerin geçtiği, davacı; genel arazi kadastrosundan önceki hukuki sebeplere değil, kadastrodan sonraki hukuki nedene dayanarak iptal ve tescil istediğinden, somut olayda 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, orman kadastrosunun kesinleşmesiyle çekişmeli parselin kabule konu bölümünün kamu malı niteliğini kazandığı ve mülkiyet hakkının Hazineye geçtiği, bu nedenle mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari) bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y. 931 – İsviçre M.Y. 974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı gibi,
5841 sayılı Yasanın 2. maddesiyle 3402 sayılı Yasanın 12. maddesinin üçüncü fıkrasına eklenen üçüncü tümcesinde yer alan “iddia ve taşınmazın niteliğine…” ibaresinin Anayasa Mahkemesinin 12.05.2011 gün ve 2009/31-77 sayılı kararıyla iptal edildiği, iptal kararının Resmi Gazetede 23.07.2011 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girdiği,
Gerek 766 sayılı Yasanın 31/2. maddesi ve gerekse 3402 sayılı Yasanın 12/3 maddesinde, özel mülkiyete konu olamayacak, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler hakkında açılacak davaların 10 yıllık hak düşürücü süreye tabi olup olmadığı konusunda açık bir hüküm bulunmamakta ve bu maddeler özel şahıslar ile Hazine arasında bir ayrımda içermemekteyse de, “Kamu Malı” savıyla açılacak davalarda 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin uygulanmayacağı konusundaki Yargıtay kararları yerleşik içtihat halini aldığı (örneğin Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 08.05.1987 tarih 1986/3 Esas ve 1987/4 Karar sayılı ilamı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/1-19 E. 2002/97 K.; 09.06.2004 gün ve 2004/1-335 E. 2004/354 K.; Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 09.12.2006 gün ve 2006/4206 – 4268; Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 11.03.2008 gün ve 2008/1911-3034; 20. Hukuk Dairesinin 03.04.2008 gün ve 2008/1564-5261 sayılı kararları), hususları gözetilerek, (A) bölümüne ilişkin davanın kabulüne, parselin (B) ile gösterilen diğer bölümüne ilişkin davanın ise reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı … Yönetiminin tüm davalı gerçek kişinin ise sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre; “bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalılar aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de; bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması gerekmiştir. Bu sebeple hüküm fıkrasında yer alan vekalet ücreti ve yargılama giderlerine yönelik “Alınması gereken 535,11.-TL harcın peşin alınan 270,00.-TL harçtan mahsubu ile kalan 265,10.-TL harcın davalıdan tahsiline, Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden taktir edilen 1.000,00.-TL vekalet ücretinin davlıdan alınarak davacıya ödenmesine, Davacı tarafından yapılan dava harcı, bilirkişi ücreti keşif gideri tebligat posta masrafı ve araç gideri olmak üzere toplam 1.798,60.-TL yargılama giderinin kabul oranına göre 809,37.-TL’sinin davalıdan alınarak davcıya ödenmesine, kalanın kendi üzerinde bırakılmasına,” cümlelerinin hükümden çıkartılarak bunun yerine “6099 sayılı Yasa ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin yazılması
suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesi gereğince, duruşmada kendini avukat ile temsil ettiren davacı … Yönetimi yararına, davalı taraf aleyhine avukatlık ücretine hükmedilmesine ve davalıdan onama harcı alınmasına yer olmadığına, yatırdığı peşin temyiz harcının istek halinde iadesine, aşağıda yazılı onama harcının Orman Yönetimine yükletilmesine 06/12/2011 günü oybirliğiyle karar verildi.