YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13457
KARAR NO : 2011/15841
KARAR TARİHİ : 27.12.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi birleşen dosya davacısı … ile davalılar Hazine, … ve arkadaşları tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerde 3402 sayılı Yasanın Ek 4. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, … ilçesi, … beldesi, 110 ada 1196 parsel sayılı 1821,70 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi gereği orman niteliğini kaybedip, orman kadastro komisyonlarınca orman alanı dışına çıkarılan yerlerden olduğu gerekçesiyle, tutanağın beyanlar hanesine 2/B madde ve kullanım şerhi verilerek Hazine adına tarla niteliğiyle tespit edilmişlerdir. Davacı kişiler vekili, taşınmazın müvekkilleri ile davalı kişilerin ortak murislerinden intikal ettiğini, ancak tespitte hatalı olarak mirasçılardan biri olan davalı … … mirasçıları lehine kullanım şerhi verildiği iddiasıyla dava açmıştır. Birleşen dosya davacısı … ise, dava konusu taşınmazın 4571 m² yüzölçümünde olmasına rağmen hatalı olarak 1821 m² yüzölçümünde ölçüldüğü iddiasıyla ayrıca dava açmıştır. Mahkemece, H.Y.U.Y.’nın 45. maddesi gereğince davalar birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda, birleşen dosya davacısı …’in davasının reddine, davacı kişilerin davasının ise kabulüne ve … beldesi 110 ada 1196 parsel sayılı taşınmaza ilişkin tespit tutanağının beyanlar hanesinde … bulunan … oğlu ölü … …’in mirasçılarının kullanımında olduğuna ilişkin şerhin iptali ile yerine miras payları belirtilerek … oğlu … mirasçıları lehine kullanım şerhi verilerek taşınmazın bu haliyle tespit gibi Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm birleşen dosya davacısı ile davalı gerçek kişiler ve davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 3402 sayılı Yasanın ek 4. maddesine göre yapılan kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 12/12/2002 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması bulunmaktadır.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın … oğlu …’in mirasçıları kullanımında olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de; mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hükme yeterli değildir. Şöyle ki; 3402 sayılı Yasaya 5831 sayılı Yasanın 8. maddesi ile eklenen Ek madde 4’de “6831 sayılı Orman Kanununun 20/06/1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanunla değişik 2 nci maddesi ile 23/9/1983 tarihli ve 2896 sayılı, 05/06/1986 tarihli ve 3302 sayılı Kanunlarla değişik 2 nci maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde
gösterilmek suretiyle, bu Kanunun 11 inci maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edilir.” hükmü yer almıştır. Bu maddeye göre yapılan kadastro çalışmasında, öncesinde orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların Hazine adına tespiti yapılıp fiili kullanım durumları ve varsa üzerindeki muhdesatın sahipleri belirlenmektedir.
Somut olayda, mahkemece yapılan keşifte taşınmazın fiilen kullanıcısının kim olduğu belirlenmediği gibi, fiili kullanıcının taşınmaz üzerindeki kullanımının kendi adına mı, yoksa tüm mirasçılar adına mı sürdürdüğü saptanmadan ve yerel bilirkişi ve tespit bilirkişilerinin kendi içinde ve birbiriyle çelişkili beyanlarındaki çelişkiler giderilmeden hüküm kurulmuştur.
O halde; sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için mahkemece yeniden yapılacak keşifte, 3402 sayılı Yasanın ek 4. maddesindeki düzenleme gereğince, taşınmazın varsa fiili kullanıcısını ve varsa üzerindeki muhdesatın kim yada kimlere ait olduğunu, yani somut olayda davacıların fiili kullanım ve varsa muhdesata yönelik iddialarını ve taşınmazın kullanım hakkının kök muristen intikal ettiği belirlendiği takdirde parsel üzerinde fiili kullanımı bulunan mirasçının taşınmazı kendi adına mı, yoksa tüm mirasçılar adına mı kullandığı araştırılıp belirlenerek oluşacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, yerel ve tespit bilirkişilerinin kendi içinde ve birbiriyle çelişkili beyanları yöntemince giderilmeden uyuşmazlığın esası hakkında karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; tarafların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 27/12/2011 günü oybirliği ile karar verildi.