Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/1362 E. 2011/4358 K. 13.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1362
KARAR NO : 2011/4358
KARAR TARİHİ : 13.04.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine ve Orman Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Kadastro sırasında,…. Köyü 228 ada 1, 2, 3, 4, 5, 6 ve 8 parsel sayılı sırasıyla 1470,55 m2, 541,98 m2, 4673,49 m2, 5832,19 m2, 6405,52 m2, 617,67 m2 ve 3014,07 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı gerçek kişilerin adlarına tesbit edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazların 6831 sayılı Yasanın 17/1-2 maddesi gereğince orman içi açıklık olmaları nedeniyle orman sayılan yerlerden oldukları iddiasıyla dava açmıştır. Davacı Hazine ise, 228 ada 6 ve 8 parsel sayılı taşınmazların 1971 yılında kesinleşen orman tahdid sınırları dikkate alınmadan ve orman kadastro sınırları ihlal edilerek taşınmazların kadastro tespitlerinin yapıldığı iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, H.Y.U.Y.’nin 45. maddesi gereğince davalar birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne ve 228 ada 1 parselin krokide Yol, (1/C) ve (1/B) ile gösterilen bölümleri ile 228 ada 6 parselin Yol, (6/B) ve (6/A) ile gösterilen bölümleri ve 228 ada 8 parselin tamamının kadastro tespitlerinin iptali ile taşınmazların orman niteliğiyle Hazine adına tesciline, 228 ada 1 parselin (1/A) ile gösterilen bölümü ile 228 ada 6 parselin (6/B) ile gösterilen bölümü ve 228 ada 2, 3, 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazların tamamının tespit gibi davalı gerçek kişiler adlarına tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine ve Orman Yönetimi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1968 yılında seri usulle …Devlet Ormanında yapılıp, dava tarihinden önce kesinleşmiş olan orman kadastrosu bulunmaktadır.
Mahkemece temyize konu 228 ada 1 parselin krokide (1/A) ile gösterilen, 228 ada 6 parselin krokide (6/B) ile gösterilen bölümleri ile 228 ada 2, 3, 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazların tamamı kesinleşen orman kadastro sınırı dışında kaldığı, davalılar yararına zilyetlikle taşınmaz edinme koşulları oluştuğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir.
Şöyle ki; yörede orman kadastrosunun 1968 yılında herhangi bir köy ya da belde sınırı esas alınmadan …serisi yönünden seri bazında yapıldığı ve köyün tamamını kapsamadığı anlaşılmaktadır. Davacı Hazine tarafından dava konusu taşınmazların orman içi açıklığı olduğu, özel mülkiyete konu teşkil edemeyeceği iddiasıyla dava açıldığından ve seri dışında kalan taşınmazlar yönünden orman kadastro komisyonunca her hangi bir inceleme yapılmadığından, bu nitelikteki taşınmazların orman olup olmadıkları ve hukuki durumlarının eski tarihli memleket haritası, hava fotoğraflarının uygulanması, üzerindeki bitki örtüsü, toprak yapısı, eğimi ve çevresinin incelenmesi sonucu belirlenmesi gereklidir. Ayrıca, zilyetlik araştırması da gereği gibi yapılmamış ve çayırlık olarak kullanılan yerlerde salt hayvan otlatmanın ekonomik amaca uygun zilyetlik olamayacağı gözönüne alınmadığı gibi taşınmazların eylemli durumu da irdelenmemiştir. Bilirkişi raporlarında taşınmazların üzerinde ahlat ağacı, genç meşe sürgünleri, pırnal ağaçları, seyrek çam ağaçları olduğu ifade edilmiş ancak sözü edilen orman ağaçlarının sayıları da tespit edilip belirtilmemiştir. Ayrıca; 3402 sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmü ile belgesizden zilyetlik yoluyla bir çalışma alanında sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüm taşınmaz iktisabına olanak sağlanmıştır. Mahkemece davalı gerçek kişilerin belgesizden zilyetlik yoluyla edindikleri taşınmaz bulunup bulunmadığı varsa miktarının ne kadar olduğu da araştırılmamıştır. Yine raporu hükme dayanak alınan orman bilirkişisi, temyize konu taşınmazların 1968 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunda ki konumlarını, orman kadastro haritası üzerinde denetime olanak verecek tarzda kadastro paftası ile aplike edip krokili olarak rapor etmediği anlaşılmıştır.
O halde; mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, temyize konu 228 ada 1 parselin krokide (1/A) ile gösterilen, 228 ada 6 parselin krokide (6/B) ile gösterilen bölümleri ile 228 ada 2, 3, 4 ve 5 parsel sayılı taşınmazların tamamı ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazların konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, temyize konu çekişmeli taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası
ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, taşınmazların 6831 sayılı Yasanın 17. maddesi kapsamında orman içi açıklığı niteliğinde bulunup bulunmadığı ve taşınmazların eylemli durumları ve üzerindeki ağaçların cinsi ve sayıları da net bir biçimde belirlenmelidir.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu taşınmazların orman olmadığı belirlendiği takdirde çekişmeli taşınmazların zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar davalı gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı, çayırlık olarak kullanılan yerlerde salt hayvan otlatmanın ekonomik amaca uygun zilyetlik olamayacağı düşünülmeli, gerektiğinde komşu köylerden seçilecek yerel bilirkişiler ve zilyet tanıkları dinlenerek, taşınmazların öncesinin mera olup olmadığı, köylüler tarafından meranın paylaşılıp paylaşılmadığı, bitişik parselleri birbirinden ayıran doğal ya da yapay sınırların ne olduğu ve hangi amaçla ne zamandan beri nasıl kullanıldığı konularında teknik bilirkişilerden rapor alınmalı, bu köye ait mera vergi kayıtları olup olmadığı Özel İdareden ve yine bu köye mera tahsisi yapılıp yapılmadığı ilgili idari birimlerden sorularak varsa kayıt ve haritalar getirtilip yerine uygulanmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri tutanak içeriği ile çeliştiği taktirde 3402 sayılı Yasanın 30/1. maddesi gereğince tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenerek çelişkinin giderilmesine çalışılmalı ve tesbit tarihine kadar davalı gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davalı gerçek kişiler yanında, murisler ve tüm mirasçıları yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı yasanın 03.07.2005 gün 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Yasası ile değiştirilen 14/2. maddesi gereğince sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, yasanın getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazine ve Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde Orman Yönetimine iadesine 13/04/2011 günü oybirliği ile karar verildi.