Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/13752 E. 2011/12330 K. 31.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13752
KARAR NO : 2011/12330
KARAR TARİHİ : 31.10.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı gerçek kişiler vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin değerden reddine karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, dava dilekçesiyle, tapu kaydına dayanarak yörede 2009 yılında ilk kez yapılan ve 22/12/2009 ila 22/06/2010 tarihleri arasında ilan edilen orman kadastrosu sırasında … köyü, … mevkiindeki 828 ve 830 parsel sayılı sırasıyla 6550,00 m² ve 12950,00 m² yüzölçümündeki taşınmazların orman sınırı içine alınması işleminin yanlış olduğunu, bu yere ait sınırlamanın iptalini istemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, altı aylık süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 22/12/2009 ila 22/06/2010 tarihleri arasında ilan edilerek, eldeki dava nedeniyle kesinleşmeyen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması vardır. 1981 yılında yapılan arazi kadastrosunda, dava konusu edilen taşınmazlardan 828 parsel sayılı taşınmaz davacı gerçek kişilerin murisleri adına tarla niteliğiyle, 830 parsel ise yine tarla niteliğiyle hazine adına tesbit edilmiştir. Davacıların murisleri tarafından 830 parsel sayılı taşınmaza karşı 1989 yılında … Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davada, mahkemece 11/07/1989 gün ve 1987/284 – 1989/242 sayılı karar ile Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile davacıların murisi adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş ve verilen karar Yargıtay 8. Hukuk dairesinin 30/03/1990 gün ve 1989/16296 – 1990/5182 sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; hükme dayanak alınan orman bilirkişi raporunda kullanılan memleket haritasının tarihi belirtilmediği gibi kullanıldığı ifade edilen 1953 tarihli hava fotoğrafı, rapor ekinde ablikeli olarak gösterilmediğinden rapor denetlenememektedir. Ayrıca dosya arasında bulunan … Asliye Hukuk Mahkemesinin kesinleşen 1987/824 – 1989/242 sayılı kararına dayanak 10/05/1989 tarihli ziraatçı bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazlardan 830 parsel sayılı taşınmaz üzerinde yaşları 3-20 yaşlarında değişen Kiraz ağaçları bulunduğu ifade edilmiştir. Raporu hükme dayanak alınan orman bilirkişi raporu çekişmeli taşınmazın memleket haritasındaki yeşil renkle boyalı alanda gözükmesinin bu meyva ağaçlarının varlığından kaynaklanıp kaynaklanmadığı taşınmazın üzerinde ki ağaçların cinsi, sayısı ve yaşı, taşınmazın hangi bölümlerini hangi yoğunlukta kapladıkları ve kapalılık oranı, hakim ağaç türü, varsa aşılı ağaçların kök yaşı ve aşı yaşı detayları hususlarını içermemektedir. Keşif sırasında tarihi bilirkişi tarafından belirtilmeyen memleket haritasında yeşil renkli bölüm üzerinde sembol bulunup bulunmadığı ve haritalardaki kullanıma ilişkin olan tasarruf çizgileri olup olmadığı da değerlendirilmemiştir. Bu nedenlerle, karara dayanak alınan bilirkişi raporu çekişmeli taşınmazın orman olup olmadığını ve hukuki durumunu belirlemeye yeterli ve kanaat verici olmayıp, bu rapora dayanılarak hüküm kurulamaz.
O halde, mahkemece, 1953 tarihli hava fotoğrafından üretilen eski tarihli memleket haritası, 1953 tarihli hava fotoğrafı ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen … (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği harita üzerindeki semboller ile tasarruf çizgileri de göz önünde bulundurularak belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazların dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli); orman kadastrosu kesinleşmediğine göre, fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, memleket haritası ve 1953 tarihli hava fotoğrafı (1/10000 ve 1/25000 ölçekli olarak ayrı ayrı) ölçeklerini kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeğinin de memleket haritası ve hava fotoğrafı ölçeklerine bilgisayar ortamında (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de gösterecek şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu çevre parsellerle birlikte ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli; taşınmazların toprak yapısı, bitki örtüsü çevre parseller ile karşılaştırmak ve üzerindeki ağaçlar tek tek sayılmak suretiyle taşınmaz üzerinde bulunan ağaçların cinsi, sayısı ve yaşı, taşınmazın hangi bölümlerini hangi yoğunlukta kapladıkları ve kapalılık oranı, hakim ağaç türü, varsa aşılı ağaçların kök yaşı ve aşı yaşı detaylı ve teknik ölçülerde saptanmalı, eğimi eğim ölçer klizimetre ve memleket haritasındaki münhaniler yardımıyla teknik olarak ölçülmeli ve bu hususlarda uzman bilirkişilerden bilimsel verileri içeren, yasanın amacına uygun rapor alınmalı, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı gerçek kişiler vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 31.10.2011 günü oybirliği ile karar verildi.