Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/13844 E. 2011/13360 K. 24.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13844
KARAR NO : 2011/13360
KARAR TARİHİ : 24.11.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında … köyü 105 ada 4 parsel sayılı 4285.98 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, zeytinlik niteliğinde davalı …, 3 parsel sayılı 13216.28 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ham toprak ve çamlık niteliği ile Hazine adına tesbit edilmişlerdir. Davacı taşınmazların kendisine murislerinden kalan tarım alanı olduğunu ileri sürerek dava açmıştır. Mahkemece, bilirkişi krokisinde (A) harfi ile işaretli 4387.42 m2’lik bölüm için tespit tutanağı düzenlenmediğinden bu yer hakkındaki uyuşmazlık yönünden mahkemenin görevsizliğine, davacının bu yerle ilgili olarak genel mahkemelerde dava açmakta muhtariyetine, 105 ada 4 parsel hakkında açılan davanın feragat nedeniyle reddine ve 105 ada 3 sayılı parsellerle ilgili davanın ise kısmen kabulü ile bu parselin bilirkişi krokisinde (B) harfi ile gösterilen 2640.50 m2’lik bölümünün davacı adına; (C) harfi ile işaretli 10575.78 m2’lik bölümünün tespit gibi Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından 3 parselin (B) harfli bölümü ile ilgili olarak temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 1965 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ile daha sonra 1979 yılında evvelce sınırlaması yapılmış ormanlarda orman kadastrosu ve 1744 sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulamaları yapılmış, sonuçları 22/11/1979 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir.
Mahkemece temyize konu 105 ada 3 parselin bilirkişi krokisinde (B) harfi ile gösterilen bölümünün kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kaldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.
Dosya arasında bulunan orman kadastro tutanak ve haritalarının incelenmesinden yörede ilk orman kadastrosunun 1965 yılında seri usulle ve yöreye ait hava fotoğraflarından yararlanılmak suretiyle yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu yöntemle yapılan orman kadastrosunda orman tahdit nokta ve hatları hava fotoğraflarına işlenmekte ve detay tarifleri günlük olarak düzenlenen tutanaklara yazılmaktadır. Arazi çalışmaları bitirildikten sonra hava fotoğrafları stereomikrometre – SGM4 aletiyle değerlendirilip orman sınır nokta ve hatları 1/10 000 ölçekli haritalar üzerine aktarılarak orman tahdit haritaları oluşturulmaktadır. Bir yörede orman kadastrosu hangi yöntemle yapılmışsa mahkemece uyuşmazlığın çözümünde de o yöntem uygulanmalıdır. Bu sınırın belirlenmesinde en doğru yol gösterici ise yine o tarihteki hava fotoğrafına yansıyan orman ve tarım alanlarının görüntüleridir.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu yönde inceleme yapılmamış, fen ve orman bilirkişilerinden yörede ilk kez 1965 yılında yapılan orman kadastrosunda kullanılan, orman sınır, nokta ve hatlarının işlenmiş olduğu hava fotoğrafı ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de sözü edilen haritaların ölçeğine çevrildikten sonra, bu haritalar çekişmeli taşınmaz ile çevresini hep bir arada gösterecek şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde ayrı ayrı gösteren müşterek imzalı rapor alınmamıştır. Dairenin iade kararı üzerine bilirkişilerden bu yönde ek rapor alınmıştır. Yöntemince düzenlenmiş olan bu rapor ve krokiye göre davacı adına tescile karar verilen (B) harfli bölümün de kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kaldığı anlaşılmaktadır.
Mahkeme hükmüne esas alınan bilirkişi raporu ile ek rapor birbiri ile çelişkilidir. Bu durum bilirkişilerce yeterli inceleme ve araştırmanın yapılmadığı kanısını uyandırmaktadır.
Açıklanan nedenlerle mahkemece, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis ve bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte yörede ilk kez 1965 yılında yapılan orman kadastrosunda kullanılan, orman sınır, nokta ve hatlarının işlenmiş olduğu hava fotoğrafı ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de sözü edilen haritaların ölçeğine çevrildikten sonra, bu haritalar çekişmeli taşınmaz ile çevresini hep bir arada gösterecek şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde ayrı ayrı gösteren müşterek imzalı rapor alınmalı ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 24/11/2011 günü oybirliği ile karar verildi.