Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/13914 E. 2011/12267 K. 31.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13914
KARAR NO : 2011/12267
KARAR TARİHİ : 31.10.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılardan Hazine vekili ve … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … köyü 102 ada 16 parsel sayılı 1327.39 m2 ve 34 parsel sayılı 201.26 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, ahır, arsa ve tarla niteliği ile senetsizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar adlarına tesbit edilmiştir. Davacı Hazine vekili, taşınmazların 1962 yılında Toprak Tevzi Komisyonunca yapılan çalışmalarda firari ve mütegayyip kişilerden kaldığı gerekçesiyle Hazine adına tapuya tescil edildiği, 102 ada 16 parselin Aralık 1962 tarih 27/322 no ve Tevzi 417 parsel numaralı 34/356 numaralı Hazine tapusu kapsamında olduğu iddiasıyla, davacı … ise, 102 ada 16 parselin kendisine ait olduğu iddiasıyla dava açmışlardır. Mahkemece, her iki davanın ayrı ayrı reddine ve dava konusu parselleri tesbit gibi tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacılardan Hazine vekili ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı dışında bırakılmıştır.
Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; sınırda bulunan 102 ada 2 numaralı mera parseli nedeniyle usulünce mera araştırması yapılmadığı gibi, mera parseline Orman Yönetiminin orman iddiası ile açtığı davanın, mera parseline sınırı bulunan çekişmeli 102 ada 16 numaralı parselide etkileyeceği düşünülerek 2007/52 esas sayılı dosya ile eş zamanlı olarak taşınmazın öncesinin niteliğinin ne olduğunun saptanması açısından da mera araştırması yanında ayrıca orman araştırması da yapılmamıştır. Ayrıca, mahalli bilirkişi ile ziraat bilirkişi dinlenilmekle yetinilmiştir. Davalı taraf tanıklarının isimlerini duruşmada zapta geçirtmek suretiyle bildirdikleri halde iddia ve savunma doğrultusunda taraflanın tanıklarıda dinlenilmemiş taşınmazların mütegayyip eşhastan olan kaçak ve yitik kişilerden Hazineye kalan yerlerden olup olmadıkları hususu dahi sorulup etraflıca araştırılmamıştır. Davacı Hazinenin dayandığı tapu kayıtları yörede 4753 sayılı yasaya göre 1962 yılında çalışma yapan 63 numaralı toprak tevzi komisyonunca oluşturulmuş olup, tapu kayıtlarının ilk olumundan itibaren tüm gittileri çıkartılmamış, revizyonları sorulmamış ve tevzi pafatası getirtilerek usulünce zemine uygulanmamıştır.
Bundan ayrı birleşen dosyanın davacısı olan …, 30.06.2009 tarihinde yapılan keşifte imzalı beyanında 102 ada 16 parselde bir hakkı olmadığını ve bu parseli yanlış dava ettiğini beyan etmesine karşın, bu beyanının bağlayıcı ferağat niteliğinde olup olmadığı açıklattırılmamış ve davanın reddine ilişkin kararda da buna değinilmemiştir. … şimdi red yolunda kurulan hükmü temyiz etmektedir.
Yörede 4753 sayılı Yasaya göre 1962 yılında çalışma yapan 63 numaralı toprak tevzi komisyonunca oluşturulmuş Hazinenin dayanağı olan Aralık 1962 tarih 27/32 nolu ve 417 tevzi parsel olan tapu kayıtlarının ilk olumundan itibaren tüm gittileri çıkartılmalı, revizyonları sorulmalı ve tevzi pafatası getirtilerek dosyaya konulmalıdır. Davacı ve davalı tarafın iddia ve savunmalarına ilişkin yazılı belgeleri ile varsa zilyetlik tanıklarının isim ve açık adresleri kendilerinden sorulmalıdır. Ayrıca, çekişmeli 102 ada 16 parsele sınır komşusu olan 102 ada 2 numaralı mera parseline yönelik olarak orman yönetiminin orman savı ile açtığı 2007/52 esas sayılı dava dosyasıda getirtilip incelenmeli ve ayrıca bu dosya ile eş zamanlı olarak taşınmazın öncesinin niteliğinin ne olduğunun saptanması açısından da mera araştırması yanında ayrıca orman araştırması da aşağıda belirlenen yöntemle usulünce yapılmalıdır.
Ayrıca; 3402 sayılı Kadastro Yasasının 17. maddesi gereğince orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen ve il, ilçe ve kasabaların imar planları kapsamında kalmayan araziden masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilip tarıma elverişli hale getirilen (ev ve benzeri tesisler yapmak, dışarıdan toprak getirilerek tarıma elverişli hale getirmek imar ihya olarak kabul edilemez) ve imar ihyanın tamamlandığı tarihten tescil davasının açıldığı ya da tesbit tutanağının düzenlendiği güne kadar 20 yıl süreyle zilyet edildiği ileri sürülerek tapuya tescili istenen taşınmazların, Kadastro Yasasının 14. maddesinde yazılı diğer koşulların yanında niteliğinin, imar ihya edildiğinin ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin, başlangıç ve süresinin, kullanılıp kullanılmadığının ve tasarruf sınırlarının ne olduğunun takdiri delil olan yerel bilirkişi ve tanık sözleri yanında, gerçeğin bir resmi olan en eski tarihli hava fotoğrafı ile gerçeğin modeli olan memleket haritaları ile dava tarihinden ya da kadastro tesbit tarihinden 15 – 20 yıl önce en az iki zamanda birbirini izleyen bindirmeli olarak çekilen çiftli hava fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen memleket haritaları ve standart topografik fotogrametri yöntemi ile düzenlenen kadastro haritalarının, özellikle ön bindirmeli çekilen ve birbirini izleyen streoskopik çift hava fotoğraflarının streoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenip taşınmazın niteliğinin, konumunun ve kullanım durumunun anlatılan bilimsel yöntemle kesin olarak belirlenmesi gerekir.
Somut olayda mahkemece, anlatılan biçimde bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır.
O halde; dava konusu taşınmaz ve etrafını gösterir ve ilk defa o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ile taşınmaza bitişik ya da yakın komşu parsellerin, kadastro tespit tutanak örnekleri ve bu parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıtları ilk oluşturulduğu günden itibaren tüm gittileri ile, yine en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile tespit tutanağının düzenlendiği tarihten 15 – 20 yıl önce iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları bulunduğu yerlerden istenerek, bu belgeler Ziraat Fakültelerinin toprak bölümünden mezun olan bir ziraat mühendisi, bir Harita-Kadastro (Jeodezi ve Fotogrametri) mühendisi ile bir yüksek orman mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla, dava konusu taşınmaz ile çevresine uygulanıp bu belgelerde dava konusu yer belirlendikten sonra, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazın niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, imar-ihya ve zilyetliğin hangi tarihte başlanılıp tamamlandığı belirlenmeli, bu belgeler ile kadastro paftası, pafta düzenlenmemişse dava konusu taşınmazın 23/06/2005 gün ve 9070 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla yürürlüğe konulan BÖHHBÜY (Büyük Ölçekli Haritalar ve Harita Bilgileri Üretim Yönetmeliği) hükümlerine göre koordinatlı olarak düzenlenecek haritası hem 1/5000 ve hem de 1/25000 ölçeklerinde eşitlenerek kadastro paftası ile düzenlenen harita, komşu ve yakın komşu taşınmazları da içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmazın konumu, hava fotoğrafları ile orijinal renkli memleket haritaları üzerinde gösterir biçimde bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve bilimsel verileri içerir, topografik ve memleket haritalarından yararlanılarak taşınmazın gerçek eğim durumunu gösterir rapor alınmalı, dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olması veya kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kalması ya da orman ve arazi kadastrosunun yapılıp kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 20 yıldan fazla süre geçmesi o yerin kişiler adına tescili için yeterli olamayacağından bu şekilde yapılacak inceleme sonucu dava konusu yerin;
1) Orman sayılan veya orman rejimine girmiş (15.07.2004 günlü Resmi Gazete’de yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliği madde 26) yerlerden ya da 3402 sayılı Yasanın 16. maddesinde belirtilen özel mülkiyete tabi olmayacak, kamu mallarından olduğunun belirlenmesi (3402 sayılı Yasanın 16. md. A, B, C, D bentleri kapsamında kalan yerler),
2) Kamu hizmetine tahsis edilmiş olduğunun anlaşılması (3402 Sayılı Yasanın 17/1. maddesi gereğince orman yetiştirilmek üzere Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilen arazi ya da başka bir amaçla kamu hizmetine tahsis edilen arazi, imar-ihya ve zilyetlik yoluyla kazanılamaz. H.G.K. 03.06.1998 gün 1998/8-347-394 ve 12.12.2001 gün 2001/20-118-1156 S.K.),
3) Kadastro tesbitine itiraz davalarında; kadastro tespit tutanağının düzenlendiği tarihten 20 yıl önce çekilmiş hava fotoğrafları ve bu fotoğraflardan üretilmiş memleket haritaları veya fotogrametri yöntemiyle düzenlenen kadastro paftalarında zilyet ve tasarruf edilmeyen yerlerden olduğunun anlaşılması,
Yukarıda yazılı koşulların somut olayda bulunmaması halinde, taşınmazın öncesinin ne olduğu, imar-ihya yapılmışsa hangi tarihte başlanılıp bitirildiği, kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğü ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı, taşınmazların öncesinin mera olup olmadığı ve ayrıca mütagayyip eşhastan, kaçak ve yitik kişilerden kalıp kalmadığı konularında maddi olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak, taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişiler ile taraf tanıklarından sorulmalı, Mera araştırması bağlamında yakın komşu köylerdende ayrıca yerel bilirkişi ve tanık dinlenilmeli, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin doğruluğu yukarıda belirtilen ve gerçeğin kendisi olan belgelere dayalı olarak düzenlenecek bilirkişi kurulu raporuyla denetlenmeli,
Somut olayın özelliği göz önünde bulundurularak ayrıca;
a) Taşınmazın sınırında kuru dere bulunması nedeniyle eski ve yeni niteliği konusunda jeoloji mühendisinden de ayrıntılı rapor alınmalı,
b) Keşif sırasında taşınmazı çeşitli yönlerinden hali hazır durumunu gösterir renkli fotoğrafları çektirilip onaylanarak dava dosyası içine konulmalı,
c) Davanın açıldığı tarihten önce ya da sonra Hazine yetkilileri tarafından hazırlanan idari tahkikat ve haksız işgal (ecrimisil) tutanakları varsa bu tutanaklar da yerine uygulanıp tutanaklarda ismi yazılı kişiler tanık sıfatıyla dinlenilmeli,
d) Ayrıca ziraat bilirkişiden tarıma elverişli yerlerden olup olmadığı, öncesi itberiyle mera özelliği taşıyıp taşımadığı konularında ayrıntılı ve bilimsel rapor alınmalı,
Yine yukarıda anlatıldığı şekilde, getirtilen tapu kayıtları ile komşu parsellerin kayıtları zemine uygulanmalı, bu yöreye ait versa tevzi paftası usulünce uygulanmalı çekişmeli taşınmazların hazine tapusu ve tevzi paftası kapsamında kalıp kalmadığı belirlenmeli, keşfi izlemeye olanak verecek rapor düzenlettirilmelidir.
3402 sayılı Yasanın 14/1. maddesinde yazılı 40 ve 100 dönüm kısıtlama araştırmasının aynı maddenin 03/07/2005 gün ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Yasası ile değiştirilen 2. fıkrası hükümlerine göre yapılacağı düşünülerek, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları yönünden aynı çalışma alanı içerisinde belgesizden zilyetliğe dayalı olarak tesbit ve tescil edilen taşınmaz olup olmadığı, varsa cinsi, parsel numaraları ve miktarı, Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden ve yine, aynı kişiler tarafından açılan tescil davası olup olmadığı Hukuk Mahkemesi Yazı İşleri Müdürlüklerinden ayrı ayrı sorularak gerektiğinde tesbit tutanak örnekleri ve tapu kayıtları ya da tescil dava dosyaları getirtilip incelenmeli, dava konusu taşınmazın sulu ya da kuru tarım arazisi olup olmadığı konusunda (5403 sayılı Yasanın 3/j maddesi ile Taşınmaz Malların Sınırlandırma Tespit ve Kontrol İşleri Hakkındaki Yönetmeliğin değişik 10. maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, sulu tarım arazisi: tarım yapılan bitkilerin büyüme devresinde ihtiyaç duyduğu suyun, su kaynağından alınarak yeterli miktarda ve kontrollü bir şekilde karşılandığı araziler olarak açıklandığından) ziraat mühendisinden yasanın amacına uygun rapor alınmalı, bundan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazine vekili ile davacı …’in temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 31/10/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.