YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14007
KARAR NO : 2011/14334
KARAR TARİHİ : 08.12.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Yörede 2005 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sırasında … köyü 101 ada 8 parsel sayılı 4833.00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliği ile …, 9 parsel sayılı 7500.00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliği ile … , 10 parsel sayılı 6162.02 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliğinde … adlarına belgesizden; 101 ada 257 parsel sayılı 10100.47 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ile 101 ada 258 parsel sayılı 6866.32 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise, tarla niteliğinde Temmuz 1933 tarih 128 numaralı tapu kaydına dayalı olarak … ve paydaşları adlarına tespit edilmiştir.
Hazine taşınmazlara uygulanan tapu kaydının değişir sınırlı olduğu, bu nedenle miktarı ile geçerli sayılması gerektiği; evveliyatı orman olan, ormandan ve meradan kazanılan yerler olup, zilyetlik ve zamanaşımı yolu ile edinilemeyeceğini ileri sürerek, tapu kaydı miktar fazlasının Hazine adına tescilini istemiş, dava dosyaları birleştirilmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda Hazinenin davasının reddine, çekişmeli parsellerin tespit gibi tescillerine karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede ilk kez 1968 yılında seri bazında yapılan ve sonuçları 16/03/1970 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra, Küçükyayla köyü mülki sınırları içinde bulunan ormanların 3402 sayılı Kadastro Kanunu uygulamalarına esas olmak üzere 6831 sayılı Yasaya göre orman sınırlarının tesbiti ile 1968 yılında yapılan sınırlamanın aplikasyonu ve 3302 sayılı Yasa ile değişik 2/B madde uygulaması yapılmış, bu çalışma temyize konu davanın varlığı nedeniyle kesinleşmemiştir.
1- İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye göre Hazinenin 101 ada 10, 101 ada 257 ve 101 ada 258 parsellere yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Hazinenin 101 ada 8 ve 9 parsellere yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Mahkemece çekişmeli taşınmazların kesinleşen orman kadastro sınırları dışında ve orman sayılmayan yerlerden olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülmüştür. Taşınmazlar belgesizden kazandırıcı zaman aşımı zilyetliğine dayalı olarak tespit görmüştür. Bu yerler dört yönden kesinleşen Köprüdere Devlet Ormanı ile çevrilidirler ve 6831 sayılı Yasanın 17/2. maddesi hükmüne göre orman içi açıklığı niteliğinde oldukları, 15.07.2007 günlü Resmi Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 26/a maddesi gereğince orman olarak sınırlandırılmalarının zorunlu bulunduğu,
H.G.K.’nun 10.12.1997 gün 1997/20-830-1034, 17.12.1997 gün 1997/20-808-1039, 22.10.2003 gün 2003/20-665-614 ve 11.10.2004 gün 2004/7-531-581 sayılı kararlarında da açıklandığı gibi bu tür yerler kesinleşen orman kadastro sınırları dışında bulunsa bile devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olması nedeniyle zilyetlikle kazanılamayacağından özel mülk olarak kişiler adına tescil
edilemeyecekleri, tapu kaydı oluşturulsa dahi yolsuz tescil niteliğinde olması nedeniyle sahibine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı gibi, başlangıçtan beri geçersiz olan kaydın bir süreye bağlı olmaksızın her zaman açılacak dava ile iptal edilebileceği (H.G.K. 30.02.2001 gün 2001/1-464-470 ve 19.02.2003 gün 2003/20-102-90 ve 03.12.2008 gün 2008/7-717-722 S.K.) gözetilmemiştir.
6831 sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 sayılı Yasa, madde: 17/1-2
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet Ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir (17/06/2004 gün ve 5192 sayılı Yasa ile değişik hali).
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle yeni açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR].
Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazların memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır.
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan toprak kazanmasını sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Ayrıca; orman içi açıklık ve boşluklar ile orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan … ve makilik alanlar, yasa gereği orman sayıldığı için, 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26. maddesinin (a) ve (j) bentleri gereğince Devlet Ormanı olarak sınırlandırılması öngörülmüştür. Bu tür yerler zilyetlik yolu ile kazanılamaz ve özel mülk olarak tescil edilemez.
Mahkemece değinilen yönler gözetilerek bu parseller yönünden Hazinenin davasının kabulü gerekirken, dava konusu taşınmazların özel mülke dönüşmesini sağlayacak biçimde davanın reddi yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: 1- Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle Hazinenin 101 ada 10, 101 ada 257 ve 101 ada 258 parsellere yönelik temyiz itirazlarının reddi ile bu parsellerle ilgili hükmün ONANMASINA,
2- Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle Hazinenin 101 ada 8 ve 9 parsellere yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile bu parsellerle ilgili hükmün BOZULMASINA 08/12/2011 günü oybirliği ile karar verildi.