Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/14150 E. 2011/13156 K. 23.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14150
KARAR NO : 2011/13156
KARAR TARİHİ : 23.11.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 28.04.2009 gün 2009/4702-7039 sayılı bozma kararında özetle: “Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli değildir. Şöyle ki, mahkemece 19.03.2008 tarihinde yapılan keşif sonunda uzman bilirkişi … tarafından hazırlanan raporda taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırı dışında kaldığı, eğiminin % 15-20 civarında bulunduğu açıklanmış, mahkemece orman sınırı dışında kalmış olması nedeniyle davanın reddine karar verilmişse de yörede orman kadastrosu seri bazda, yani herhangi bir köy veya belde sınırı esas almadan sadece tutanakta ismi belirlenen ormanlarda yapılmıştır. Bu durumda serinin dışında kalan taşınmazlar için kesinleşen bir orman kadastrosunun varlığından söz edilemez. Dairenin yerleşik uygulaması gereği böyle taşınmazların orman olup olmadığının eski tarihli resmi belgelere göre incelenmesi gerekir. Mahkemece böyle bir araştırma yapılmadığı gibi, taşınmazın kuzeyinde 177 ada 1 parsel numaralı orman parseli; güneyinde 104 ada 4 numaralı Hazine adına çamlık niteliğiyle tespit edilip kesinleşen taşınmaz bulunduğu halde, diğer yönlerdeki komşu taşınmazların tespit tutanakları getirtilerek hangi nitelikle tespit ve tescil edildikleri araştırılmamış, taşınmazın 6831 sayılı Yasanın 17/2. maddesi gereğince orman içi açıklık konumunda olup omadığı belirlenmemiştir. O halde; mahkemece, öncelikle komşu 104 ada 2, 3 parseller ile batıdaki yoldan sonra gelen 102 ada içinde bulunan komşu taşınmaza ait tespit tutanakları ile dayanağı kayıt ve belgeler, kesinleşmişlerse tapu kayıtları getirtilmeli, davalı olduğu anlaşılan 105 ada 1 ve 106 ada 1 parsele ait tespitler kesinleşmişse, mahkeme kararı ile oluşan tapu kayıtları getirtilmeli; bir fen elemanı, bir uzman orman mühendisi aracılığıyla yapılacak keşifte çekişmeli taşınmazın hem orman kadastro haritasındaki hem de en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planındaki konumları belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; yukarıda değinilen belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, krokili, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı; taşınmazın 6831 sayılı Yasanın 17/2. maddesine göre orman içi açıklığı olup olmadığı tartışılmalı, davalıların tutunduğu Ayvacık Sulh Hukuk Mahkemesinin 20.10.1950 gün ve 377/320 sayılı hasımsız tescil kararı sonucu oluşan tapu kaydının hazineyi bağlamayacağı ve kesin hüküm oluşturmayacağı düşünülmeli, bundan sonra elde edilecek delillere göre hüküm kurulması” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüne, dava konusu 104 ada 1, 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitinin iptaliyle kadastro bilirkişinin rapor ve krokisinde (A) harfiyle işaretli 1500 m2’lik bölümün davalı …, B harfiyle işaretli 2250 m2’lik bölümün davalı …, (C) harfiyle işaretli 2250 m2’lik bölümün davalı … adına tapuya kayıt ve tesciline, (1D) harfiyle işaretli 3626.09 m2’lik, (2E) harfiyle işaretli 4461,82 m2’lik ve (3F) harfiyle işaretli 4933.83 m2’lik bölümün orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 1969 yılında seri bazda yapılan orman kadastrosu vardır.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 23.11.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.