YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1421
KARAR NO : 2011/5554
KARAR TARİHİ : 04.05.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ve davalılardan … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, … köyü 101 ada 10 parsel sayılı 2188,72 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalıların murisi adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, dava konusu parselin devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerler ile kaçak ve yitik kişilerden kalma yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmış, katılan davacı … Yönetimi, 05/04/2010 tarihli dilekçe ile taşınmazın orman vasfında olduğu iddiasıyla davaya katılmıştır. Mahkemece, Hazinenin açtığı davanın reddine, Orman Yönetiminin açtığı davanın kabulüne ve dava konusu Kahramanmaraş İli, … İlçesi … köyü, 101 ada 10 parsel sayılı taşınmazın tespit tutanağının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ve davalılardan … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı dışında bırakılmıştır.
Yapılan incelemede mahkemece keşif ara kararı ile davalılara dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğine dair ara kararına aynı celsede karar verildiği, keşif sonrasındaki celse de ise hüküm kurulduğu gözlenmiştir. Mahkemenin bu uygulaması davalılara, davaya karşı cevap, savunma ve delillerini bildirme imkânını kısıtlama sonucunu doğurmuştur. Nitekim hükmü temyiz eden davalı tapu kaydına dayanmaktadır ve davalının dayandığı tapu kaydı belirtilen uygulama nedeniyle keşifte uygulanmamıştır.
Yasal ayrıcalıklar dışında yargılamayı yürüten hakim davanın taraflarını dinlemeden veya iddia ve savunmalarını yapmak üzere yasal şekil ve şartlara göre çağırmadan, delilleri toplayıp hüküm veremez (Anayasanın 36. ve H.Y.U.Y.’nın 73. maddeleri).
Mahkeme hakimi tarafından dava dilekçesi ve duruşma gününün taraflara Tebligat Kanunu hükümlerine göre resen tebliğ ettirilmesi ve tüm tarafların katılımlarının sağlanmak suretiyle taraf oluşturulduktan sonra işin esasına girilip yargılamanın sürdürülmesi gerekir.
Bu nedenle, davalılara tebligat kanunu hükümlerine uygun olarak, dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ ettirilip, bu davada da yer alma olanağı verilmeden, savunma ve delillerini bildirmesine olanak tanınmadan, davalıların savunma hakkını kısıtlayacak biçimde işin esasına girilerek yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup esaslı bir bozma nedenidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazine ve davalı …’in temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 04/05/2011 günü oybirliği ile karar verildi.