YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14337
KARAR NO : 2011/13781
KARAR TARİHİ : 01.12.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ve davalı kişiler tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
1973 yılında yapılan kadastro sırasında … köyü 216 parsel sayılı 17.500m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 504 yazım numaralı vergi kaydı uygulanarak tarla niteliği ile Memiş Aydınlı adına tespit edilmiş, itirazsız kesinleşmiş, satış yoluyla davalıların miras bırakanı …’a geçmiştir.
Davacı Hazine, çekişmeli taşınmazın 6831 sayılı Yasanın 1744 sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulamasıyla Hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldığı, tapu kaydının iptal edilerek Hazine adına tapuya tescili ve davalıların el atmalarının önlenmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulüne, dava konusu taşınmazın fen ve orman bilirkişi kurulu tarafından ortak düzenlenen 09.11.2007 tarihli krokili raporda (A) ile işaretlenen kesimin tapu kaydının iptal edilerek davacı Hazine adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine ve davalı kişiler tarafından temyiz edilmiştir..
Dava, kesinleşen orman rejimi dışına çıkarma haritası içinde kalan tapu kaydının iptali tescil ve el atmanın önlenmesi niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede 3116 sayılı Yasa hükümlerine göre 1948 yılında tamamlanarak kesinleşen orman kadastrosu, 1978 yılında 6831 sayılı Yasanın 1744 sayılı Yasa ile değişik hükümlerine göre yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 2. madde uygulaması, daha sonra 6831 sayılı Yasanın 3302 sayılı Yasa ile değişik hükümlerine göre yapılıp 09.05.2007 tarihinde ilan edilerek kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması vardır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman orman ve fen bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosu paftasının uygulanması sonucu dava konusu taşınmazın fen ve orman bilirkişi kurulu tarafından ortak düzenlenen 09.11.2007 tarihli krokili raporda (A) ile işaretlenen kesimin 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, (B) ile işaretlenen bölümünün kesinleşen orman tahdit haritası dışında kaldığı, daha sonra (A) ile işaretlenen yerin 15.10.1961 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini yitirmesi nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılma işleminin de kesinleştiği, taşınmaz daha önce yapılan orman kadastro sınırları içinde ve tapu sicilinde orman niteliğiyle Hazine adına kayıtlı ve mülkiyet hakkı Hazineye ait kamu malı orman olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.’nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve
T.M.Y.’nın 1026. (E.M.Y. 934 – İsviçre M.Y. 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı kalmadan her zaman iptal edileceği, somut olayda 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının da bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davalıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyen bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y.931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “İyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı belirlenerek kaydın iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak 19.01.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yayımı tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile 3402 sayılı Yasaya eklenen 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu ve kuruluşları tarafından kayıt lehdarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekalet ücreti dahil yargılama giderine hükmolunmaz” ve yine 6099 sayılı Yasanın 17. maddesi ile 3402 sayılı Yasaya eklenen Geçici 11. maddesinde “Bu Kanununun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekalet ücreti dahil yargılama giderleri içinde uygulanır” hükümleri uyarınca çekişmeli taşınmazın maliki olan davalılar aleyhine vekalet ücreti dahil yargılama giderlerine hükmedilemez. Bundan ayrı; davanın kısmen kabulüne karar verildiği halde, davalıların el atmasının önlenmesine ve çekişmeli taşınmazın (A) ile işaretlenen kesiminin beyanlar hanesine “Taşınmaz 6831 sayılı Yasanın 2. maddesi uyarınca Hazine adına orman rejimi dışına çıkarılmıştır” şerhinin yazılmaması ve halihazır niteliği ile tapuya tesciline karar verilmemesi doğru değil ise de, bu hususlar hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hükmün yargılama giderlerine ilişkin “5., 6. ve 7. bentlerinin“ tamamen hükümden çıkarılarak bunların yerine “19.01.2011 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile 3402 sayılı Yasaya eklenen 36/A maddesi ve 6099 sayılı Yasanın 17. maddesi ile 3402 sayılı Yasaya eklenen Geçici 11. maddesi uyarınca davacı Hazine tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına” cümlesinin yazılması, hükmün 1. Bendinin 4. cümlesinde yer alan “İptali ile” sözcüğünden sonra gelen cümlenin çıkarılarak bunun yerine “Tarla niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline, tapunun beyanlar hanesine taşınmazın 6831 sayılı Yasanın 2. maddesi uyarınca Hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldığı şerhinin yazılmasına ve davalıların bu yere yönelik el atmalarının önlenmesine” cümlesinin eklenmesi suretiyle düzeltilmesine ve 6100 sayılı Yasanın geçici 3. maddesi göndermesiyle hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile 3402 sayılı Yasaya eklenen 36/A maddesi gereğince davalılardan ve Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 01/12/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.