Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/1461 E. 2011/5108 K. 28.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1461
KARAR NO : 2011/5108
KARAR TARİHİ : 28.04.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı Hazine, … Mahallesi 306 ada 1 ve 2 sayılı parsellerin ifrazından oluşan 5690 ada 2 parsel sayılı 7521 m2 yüzölçümündeki taşınmazın tapuda davalılar adına kayıtlı olduğunu, yörede 1945 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastro ve 1994 yılında yapılan 2/B madde uygulama sahası içinde kaldığını belirterek davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece, davanın 5841 sayılı Yasa ile değişik 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hakdüşürücü süre içinde açılmaması nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 2/B iddiasına dayalı tapu kaydının iptal ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1945 yılında 3116 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda dava konusu taşınmaz orman sınırları içinde, 1994 yılında yapılan ve kesinleşen aplikasyon işlemi sırasında kısmen 2/B alanında bırakılmış, 1970 yılında yapılan arazi kadastrosunda ise taşınmazın, daha önce yapılan orman kadastrosu sınırları içinde olduğu gözönünde bulundurulmadan, hata sonucu ikinci defa kadastrosu yapılarak kişiler adlarına özel mülk olarak tesbit ve yolsuz olarak tescil edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve uzman orman ve fen bilirkişiler tarafından kesinleşen orman kadastrosuna ve 2/B uygulamasına ait harita ve tutanaklar ile arazi kadastrosuna ait paftanın uygulanması sonucu çekişmeli taşınmazın 1945 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kaldığı, 31.12.1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini yitirmesi nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılma işleminin de kesinleştiği taşınmaz daha önce yapılan orman kadastro sınırları içinde olduğu halde, arazi kadastro ekiplerinin bu durumu gözönünde bulundurmadan, hata ile ikinci kere kadastrosunu yapıp yolsuz olarak sicil oluşturulmuşsa da, 766 sayılı Yasanın 46/2 ve 3402 sayılı Yasanın 22/1. maddeleri gereğince ikinci kadastronun yolsuz (T.M.Y.nın 1025. md.) ve bütün sonuçlarıyla hükümsüz olması nedeniyle malikine mülkiyet hakkı kazandırmayacağı ve T.M.Y.nın 1026. (E.M.Y. – 934. İsviçre 976) maddesi gereğince sicilin hiç bir süreye bağlı
kalmadan her zaman iptal edileceği, bu nedenle somut olayda 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, baştan beri yolsuz tescil niteliğinde oluşturulan sicil kaydının, davacıya hiç bir zaman mülkiyet hakkı kazandırmayacağından Hazine tarafından açılacak davada, başlangıcından itibaren yolsuz ve geçersiz olan tapu kaydının iptaline ilişkin verilecek mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari), başka bir anlatımla; sicilin oluştuğu tarihten itibaren mülkiyet hakkının doğmadığını, sicilin yolsuz ve geçersiz olduğunu belirleyecek bir hüküm olacağı ve H.G.K.’nun 25.11.2009 gün 2009/20-446-559 sayılı kararında kabul edildiği gibi dava konusu taşınmaz orman kadastro komisyonunca 1994 yılında nitelik kaybı nedeniyle orman rejimi dışına çıkartıldığı ve bu işlemlerin yasa ve yönetmeliğe uygun olarak kesinleşmesinden sonra davanın açıldığı, bu nedenlerle, mahkemece işin esasına girilerek karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 28/04/2011 günü oybirliği ile karar verildi.