YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/14919
KARAR NO : 2011/15840
KARAR TARİHİ : 27.12.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerde 3402 sayılı Yasanın Ek 4. maddesi uyarınca yapılan kadastro sırasında, … ilçesi, Değirmenli köyü, 115 ada 1 parsel sayılı 3196,12 m² yüzölçümündeki taşınmaz, 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi gereği orman niteliğini kaybedip, orman kadastro komisyonlarınca orman alanı dışına çıkarılan yerlerden olduğu gerekçesiyle, tutanağın beyanlar hanesine 2/B madde ve kullanım şerhi verilerek Hazine adına tarla niteliğiyle tespit edilmiştir. Davacılar, taşınmazın fiilen kendi kullanımlarında olmasına rağmen taşınmazın beyanlar hanesine davalı … lehine kullanım şerhi verildiği iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece; davacılar …, … ve …’nın davalarının reddine, davacı …’nın davasının kısmen kabulüne ve Değirmenli köyü 115 ada 1 parsel sayılı taşınmaza ilişkin beyanlar hanesinde … bulunan iş bu parsel 10/01/1953 doğumlu … oğlu …’ın kullanımında olduğuna ilişkin şerhin iptali ile bu taşınmazın 1/2 hissesinin … oğlu … ile 1/2 hissesinin de 10/01/1953 doğumlu … oğlu …’ın kullanımında olduğu şeklinde beyanlar hanesine şerh yazılarak ve taşınmazın bu haliyle Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 3402 sayılı Yasanın ek 4. maddesine göre yapılan kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tespit tarihinden önce 1970 yılında yapılan orman kadastrosu ile daha sonra evvelce sınırlaması yapılmış ormanlarda 6831 sayılı Yasanın 3302 sayılı ile değişik 2/B madde uygulaması 02/09/1994 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir.
Mahkemece, davacı gerçek kişilerin davasının kabulüne karar verilmiş ise de, mahkemece varılan sonuç dosya kapsamı ve toplanan delillere ve 3402 sayılı Yasanın ek 4. maddesindeki düzenlemeye uygun düşmemektedir. Şöyle ki; 3402 sayılı Yasaya 5831 sayılı Yasanın 8. maddesi ile eklenen Ek madde 4’de “6831 sayılı Orman Kanununun 20/06/1973 tarihli ve 1744 sayılı Yasanın değişik 2 nci maddesi ile 23/09/1983 tarihli ve 2896 sayılı, 05/06/1986 tarihli ve 3302 sayılı Yasayla değişik 2 nci maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Yasanın 11 inci maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edilir.” hükmü yer almıştır. Bu maddeye göre yapılan kadastro çalışmasında, öncesinde orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan taşınmazların Hazine adına tespiti yapılıp fiili kullanım durumları ve varsa üzerindeki muhdesatın sahipleri belirlenmektedir.
Somut olayda, ziraatçı bilirkişi … ’in 21/03/2011 tarihli raporunda dava konusu taşınmazın üzerinde herhangi bir tarımsal faaliyet belirtisi olmadığı, imar ve ihya edilmeyen ve devletin hüküm ve tasarrufu altında olan arazilerden olduğu ifade edilmiştir. Bu durumda, taşınmazın davacı gerçek kişilerin kullanımında olduğunun kabulüne olanak yoktur. Zira, fiili kullanımdan anlaşılması gereken taşınmazın zapt edilmesi değil taşınmazın kullanılarak taşınmazdan fayda sağlama olmalıdır. Bu itibarla, ziraatçı bilirkişi raporu ve dosya kapsamından taşınmazı tarımsal veya başka amaç için kullanmayan ve ondan fayda sağlamayan davacı kişilerin, taşınmazın fiili kullanıcıları olduğunun kabulüne olanak yoktur. Hal böyle olunca, taşınmaz üzerinde 3402 sayılı Yasanın ek 4. maddesindeki düzenlemeye göre fiili kullanımı olmayan davacı …’nın da davasının reddine karar vermek gerekirken aksi düşünce ile kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 27/12/2011 günü oybirliği ile karar verildi.