YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15178
KARAR NO : 2011/15812
KARAR TARİHİ : 27.12.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptal tescil davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 14.03.2011 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı … vekili Avukat … ve duruşmasız olarak incelenmesi Vakıflar Bankası Anonim Ortaklığı vekili Avukat … tarafından istenilmekle, tayin olunan 27/12/2011 günü için yapılan tebligat üzerine, temyiz eden davalı … vekili Avukat … ile Türkiye Vakıflar Bankası Ticaret Anonim Ortaklığı vekili Avukat … geldi başka gelen olmadığı açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi, 16.10.2009 tarihli dilekçesiyle, … köyü Belceğiz mevkii 278 sayılı parselin kesinleşmiş orman kadastro sınırları içinde bulunduğu, davalılar adına yolsuz olarak oluşan tapu kaydının iptali ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tescili davlıların el atmasının önlenmesi iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın KABULÜNE, çekişmeli … köyü Belceğiz mevkii 278 sayılı parselin davalılar adına olan tapu kaydının iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, davalının el atmasının önlenmesine, karar …, hüküm davalı … Anonim Ortaklığı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşmiş orman kadastro sınırları içinde kalan tapu kaydının iptali ve tesciline, el atmanın önlenmesine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tespit tarihinden sonra 1976 yılında yapılıp (ekip çalışması) 01.11.1976 tarihinde (komisyon çalışması da 24.08.1981 tarihinde) ilan edilen orman kadastrosu ve 1744 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2. madde uygulaması, 1986 yılında yapılıp 22.10.1987 tarihinde ilan edilen aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 3302 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması mevcuttur. Yörede 2005 yılında 4999 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 9/son maddesi gereğince fenni hataların düzeltilmesi çalışması yapılmış, 07.04.2005 ila 07.05.2005 tarihlerinde ilan edilmiştir. … Beldesinde daha önce mahkeme kararıyla orman sınırları içine alınan taşınmazlarda 3302 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulamasına 28.03.2005 tarihinde başlanmış, çalışmalar 06.04.2005 tarihinde bitirilmiş, 27.06.2005 tarihinde sonuçlandırılmış, 26.04.2006 tarihinde ilan edilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye kesinleşmiş orman kadastro tutanakları ve haritasının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen müşterek bilirkişi raporuyla, çekişmeli parselin yörede 1976 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde bırakıldığı, sonraki çalışmalarda durumunu değişmediği, 4999 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 9. madde hükmüne göre yapılan çalışmada orman sınırları içinde gösterildiği, bu işlemin iptali için … … tarafından açılan davanın reddine ilişkin
… 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 07.06.2007 gün ve 2005/767-468 sayılı kararının, Yargıtay denetiminden de geçtikten sonra kesinleştiği belirlenip, sözü edilen bu kararın çekişmeli orman sınırları içinde olduğuna ilişkin kesin hüküm oluşturduğu, davacı; genel arazi kadastrosundan önceki hukuki sebeplere değil, kadastrodan sonraki hukuki nedene dayanarak iptal ve tescil istediğinden, somut olayda 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı gibi, 5841 sayılı Yasanın 2. maddesiyle 3402 sayılı Yasanın 12. maddesinin üçüncü fıkrasına eklenen üçüncü tümcesinde yer alan “İddia ve taşınmazın niteliğine…” ibaresinin Anayasa Mahkemesinin 12.05.2011 gün ve 2009/31-77 sayılı kararıyla iptal edildiği, iptal kararının Resmi Gazetede 23.07.2011 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girdiği, orman kadastrosunun kesinleşmesiyle taşınmaz kamu malı niteliğini kazandığı ve mülkiyet hakkının Hazineye geçtiği, bu nedenle mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari) bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y. 931 – İsviçre M.Y. 974) maddesindeki “İyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı gözetilerek davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre, davalı gerçek kişi ve bankanın yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 6099 sayılı Yasa ile ile değişik 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesi gereğince davalılar aleyhine temyiz harcına ve avukatlık ücretine hükmetmeye yer olmadığına, peşin alınan temiyz harçlarının istek halinde iadesine 27/12/2011 günü oybirliğiyle karar verildi.