YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15363
KARAR NO : 2011/14028
KARAR TARİHİ : 05.12.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ve davalılar …, …, … ve … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma isteminin giderden reddine karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … köyü 106 ada 152, 200, 202 ve 206 parsel sayılı sırasıyla 22288, 2778, 52672 ve 4867 m2 yüzölçümlü taşınmazlar, 23/02/1981 tarih 3, 4 ve 5 sayılı tapu kayıtlarına istinaden tarla niteliğiyle davalılar adına tespit edilmiştir. Hazine, taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Orman Yönetimi, taşınmazların orman olduğu iddiasıyla müdahil olmuştur. Mahkemece, Hazinenin davasının reddine, Orman Yönetiminin davasının kabulü ile dava konusu taşınmazların kadastro tesbitlerinin iptaliyle orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine ve davalılar …, …, … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 5304 sayılı Yasa ile değişik 3402 sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre orman sınırlandırması yapılmış, taşınmazlar orman sınırları dışında bırakılmıştır.
Temyize konu taşınmazlar 23/02/1981 tarih 3, 4 ve 5 sayılı tapu kayıtlarına istinaden tespit edildiği halde, mahkemece 152 sayılı parsel dışındaki taşınmazların tapu kayıtları getirtilip yöntemince uygulanmamış, çekişmeli parsellere uyup uymadıkları belirlenmemiştir. 152 sayılı parsele ilişkin tapu kaydı uygulaması ise yetersizdir. Tapu kayıt miktarı ve taşınmazın fiilen kullanılan alanı aynı olduğu ve mevki olarak da uyduğu halde, yeterli inceleme yapılmadan kaydın uymadığı belirtilmiştir. Diğer taraftan, hükme esas alınan orman bilirkişi raporunda taşınmazların orman sayılan yerlerden ve aynı zamanda orman içi açıklığı olduğu belirtilmiş ise de, rapora ekli memleket haritasında taşınmazların beyaz renkli orman sayılmayan alanda görüldüğü, komşu parseller hakkında da aynı iddia ile açılan davaların halen derdest olduğu, bu haliyle raporun çelişkili ve yetersiz olduğu anlaşılmaktadır. Yetersiz ve çelişkili raporlar hükme esas alınamaz. Bu nedenle;
Mahkemece, dayanak tapu kayıtlarının ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri ve krokileri ile revizyon gördüğü tüm parsel tutanakları, komşu parsel tutanak ve dayanakları, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir harita
mühendisi veya olmadığı takdirde bir tapu fen elemanından oluşacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaza ve çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı; öncesi orman olan bir yer üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak kesinleşmemiş tahdit haritası ile irtibatlı, taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli; yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı; dayanak tapu kayıtları değişebilir sınırları içerdiğinden, yöntemince zemine uygulanıp, 3402 sayılı Yasanın 20/C ve 32/3 maddeleri gereğince yüzölçümüne değer verilerek kapsamı belirlenmeli; asıl taşınmazların kapsamı, orman veya ormandan açma değilse, miktar fazlasının sınırda bulunan eylemli ormandan açma yapılarak kazanıldığı kabul edilmeli; tapu kayıtlarının uyması halinde taşınmazların orman içi açıklığı olamayacağı göz önünde bulundurulmalı, tüm deliller birlikte değerlendirilip, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Hazine ve davalılar …, …, … ve …’ ın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 05/12/2011 günü oybirliği ile karar verildi.