Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/15415 E. 2011/14003 K. 05.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15415
KARAR NO : 2011/14003
KARAR TARİHİ : 05.12.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Orman Yönetimi vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

5831 sayılı Yasa ile 3402 sayılı Yasaya eklenen ek-4.maddesi gereğince yapılan kullanım kadastrosu sırasında, daha önce ham toprak niteliği ile Hazine adına tapuda kayıtlı olan Kertil köyü 156 ada 8 parsel sayılı, 11955,03 m2 yüzölçümlü taşınmaz, kesinleşen 2/B madde uygulaması nedeniyle fiili kullanım durumu dikkate alınarak 156 ada 9-10-11-12 ve 13 sayılı parsellere ifraz edilerek tutanak düzenlenmiş ve tutanakların beyanlar hanesinde davalıların zilyetliğinde olduğu şerhi de verilerek Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı Orman Yönetimi, taşınmazın kesinleşmiş tahdit sınırları içinde kaldığı iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile dava konusu 156 ada 8 sayılı parselin 18/08/2009 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) işaretli 838,89 m2’lik bölümünün kadastro tespitinin iptaliyle orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 1945 yılında 3116 sayılı Yasa gereğince yapılmıştır. 1995 yılında 3302 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 2/B madde ve aplikasyon uygulaması yapılmış, 27.05.2007 tarihinde ilan edilerek kesinleşmiştir.
Dava, ister taşınmaz mülkiyetinin akatarılmasına ilişkin kadastro tespitine itiraz, isterse 2/B madde uygulaması nedeniyle Hazine adına tesbiti yapılan taşınmazın beyanlar hanesindeki zilyetlik şerhine yönelik olarak açılmış olsun, kural olarak; bu tür davaların, tespit malikleri ile, tutanağın beyanlar hanesinde isimleri yazılı kişi ya da kişilere husumet yöneltilerek açılması zorunludur. Somut olayda; 2/B madde uygulaması nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan taşınmazın kadastro tespitinin iptali istemiyle açılan davada husumetin kadastro tespit tutanak maliki olan Hazine ile, tutanağın beyanlar hanesinde ismi yazılı bulunan gerçek kişilere birlikte yöneltilmesi gerekir.
2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkındaki Yasada orman rejimi dışına çıkartılan yerlerde yapılacak kullanım kadastrosunda bu yerlere muhdesat ile tasarruf edenler hakkında ne gibi işlem yapılacağı belirtildiği gibi, 27.01.2009 günlü Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5831 sayılı Yasa ile 3402 sayılı Kadastro Yasasına eklenen 4. madde şöyledir “EK MADDE 4 – 6831 sayılı Orman Kanununun 20/6/1973 tarihli ve 1744 sayılı Kanunla değişik 2’nci maddesi ile 23/09/1983 tarihli ve 2896 sayılı, 05/06/1986 tarihli ve 3302 sayılı Kanunlarla değişik 2’nci maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Kanunun 11’inci maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edilir. Bu maddeye göre yapılacak kadastro çalışmaları ikinci kadastro sayılmaz.”.
Kadastro tespit tutanağının ya da kütüğün beyanlar hanesinde yazılı zilyedlik veya muhdesat şerhi, aynî bir hak olmayıp, kişisel hak niteliğinde olduğundan tapu sicilinden ayrı olarak alınıp, satılması, değiştirilmesi mümkün değildir. Şerhe ilişkin talepler, tarafların isteğiyle dahi Tapu Sicil Müdürlüğünce yerine getirilemez ve dava yoluyla genel mahkemeden istenemez. Ancak, yukarıda açıklandığı gibi yörede 4127 sayılı Yasa ile değişik 2924 sayılı Yasanın 11. maddesine ve 3402 sayılı Yasanın Ek 4- maddesi gereğince yapılacak kullanım kadastrosu sırasında ileri sürülebilir ve hak sahipliği tespit komisyonunca değerlendirilebilir. İtiraz ve dava haklarının da bu aşamada kullanılması gerekir. Zilyetlik şerhine ilişkin itiraz iddia ve davaların 3402 sayılı Yasanın 11. maddesindeki askı ilan süresinde ve kadastro mahkemesinde açılması gerektiğinden mahkemece 27/01/2009 tarihinde yürürlüğe giren 3402 sayılı Yasanın Ek 4. maddesi hükümleri dikkate alınmadan, 4127 sayılı Yasa ile değişik 2924 sayılı Yasanın 11. maddesi hükümlerine göre yasaya aykırı gerekçelerle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Bu nedenle; mahkemece, tutanak maliki olan Hazine ile birlikte tutanakların beyanlar hanesinde isimleri yazılı zilyetlere husumet yöneltilmek sureti ile taraf oluşturulduktan sonra, tarafların ileri sürecekleri delillerinin toplanması ve bundan sonra oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekir.
Kabule göre de, kadastro sırasında 156 ada 8 parsel olarak tespit gören taşınmazın, dava devam ederken 5831 sayılı yasa ile 3402 sayılı Yasaya eklenen Ek – 4. maddesi gereğince yapılan kullanım kadastrosu sırasında 156 ada 9-10-11-12 ve 13 parsellere ifraz edildiği göz önünde bulundurulmadan hüküm kurulması ve parseller yönünden sicil oluşturulmaması doğru değildir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik incelemeye dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 05/12/2011 günü oybirliği ile karar verildi.