YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15420
KARAR NO : 2011/14364
KARAR TARİHİ : 08.12.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı kişiler tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
09.08.1990 yılında yapılan kadastro sırasında … köyü 109 ada 1 parsel sayılı 1.404 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 1938 tarih 405 yazım numaralı vergi kaydı uygulanarak kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle bahçe niteliği ile … , … ve … adlarına tespit edilmiş, daha sonra kadastro komisyonunca taşınmazın sit alanı içinde kaldığından söz edilerek Hazine adına tespitine karar verilmiş, itirazsız kesinleşmiştir..
113 ada 33, 25 ve 37 parsel sayılı sırasıyla 142m2-1.905m2-170m2 yüzölçümündeki taşınmazlar 1938 tarih 428 yazım numaralı vergi kaydı uygulanarak kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 113 ada 33 parsel ev ve bahçe niteliği ile diğer parseller bahçe niteliği ile …, …, … ve … adlarına tespit edilmişler, daha sonra kadastro komisyonunca taşınmazın sit alanı içinde kaldığından söz edilerek Hazine adına tespitlerine karar verilmiş, itirazsız kesinleşmişlerdir.
109 ada 2 parsel sayılı 1.404 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 1938 tarih 405 yazım numaralı vergi kaydı uygulanarak kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle bahçe niteliği ile … adına tespit edilmiş, daha sonra kadastro komisyonunca taşınmazın sit alanı içinde kaldığından söz edilerek Hazine adına tespitine karar verilmiş, itirazsız kesinleşmiştir.
111 ada 1 parsel sayılı 583 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 1938 tarih 405 yazım numaralı vergi kaydı uygulanarak kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle bahçe niteliği ile …, …, … ve … adlarına tespit edilmiş, daha sonra kadastro komisyonunca taşınmazın sit alanı içinde kaldığından söz edilerek Hazine adına tespitine karar verilmiş, itirazsız kesinleşmiştir.
113 ada 25 parsel sayılı 1.008 m2 yüzölçümündeki taşınmaz 1938 tarih 420 yazım numaralı vergi kaydı uygulanarak kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla niteliği ile …, …, … ve … adlarına tespit edilmiş, daha sonra kadastro komisyonunca taşınmazın sit alanı içinde kaldığından söz edilerek Hazine adına tespitine karar verilmiş, itirazsız kesinleşmiştir.
107 ada 28 parsel sayılı 2.500 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 1938 tarih 342 yazım numaralı vergi kaydı uygulanarak kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla niteliği ile …, …, … ve … adlarına tespit edilmiş, daha sonra kadastro komisyonunca taşınmazın sit alanı içinde kaldığından söz edilerek Hazine adına tespitine karar verilmiş, itirazsız kesinleşmiştir.
107 ada 61 parsel sayılı 9.737 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 1938 tarih 447 yazım numaralı vergi kaydı uygulanarak kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle bahçe niteliği ile …, …, … ve … adlarına tespit edilmiş, daha sonra kadastro komisyonunca taşınmazın sit alanı içinde kaldığından söz edilerek Hazine adına tespitine karar verilmiş, itirazsız kesinleşmiştir.
Davacılar … ve arkadaşları 29.08.1994 tarihli dilekçe ile ırsen intikal, paylaşım ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine tutunarak 109 ada 1 parselin …, … ve …, 109 ada 2 parselin …, 107 ada 28 ve 61, 111 ada 1, 113 ada 25, 33, 35 ve 37 parsellerin … Kökden mirasçıları olan kendileri adlarına payları oranında tapuya tescili istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece, dava konusu taşınmazların sit alanı içinde kaldıklarından zilyetlik yoluyla kazanılamayacakları gerekçesiyle davanın reddine yönelik verilen kararın davacı kişiler tarafından temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesince 3. kez bozulmuştur.
Hükmüne uyulan Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 12.7.2007 gün 2006/4872-2007/4414 sayılı son bozma kararında özetle “ çekişmeli taşınmazların kısmen 3. derece arkeolojik sit, kısmen 1. ve 3. derece doğal sit alanı içinde kaldıkları, karar tarihindeki yasal düzenlenme itibariyle davanın reddinin doğru olduğu ancak 2863 sayılı Yasanın 11. maddesinde 5663 sayılı Yasa ile yapılan değişiklikle sadece birinci ve ikinci derece arkeolojik sit alanlarının zilyetlik yoluyla kazanılamayacağı hükmü getirildiğinden doğal sit alanları ile 3. derece arkeolojik sit alanında bulunan taşınmazların zilyetlik yoluyla kazanılabileceği, yasa gereği üzerinde Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunca birinci grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlığı bulunup bulunmadığının da araştırılması gerektiği, ayrıca çekişmeli taşınmazlar başında orman bilirkişi aracılığıyla keşif yapılarak taşınmazların 6831 sayılı Yasanın 17.maddesi uyarınca orman içi açıklığı niteliğinde olup olmadıklarının belirlenmesi, taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde imar ihyanın tamamlanıp tamamlanmadığı, ekonomik amacına uygun şekilde kullanılıp kullanılmadıkları yönünde ziraat bilirkişiden rapor alınması, taşınmazların fotoğrafları çektirilerek dosyaya konulması, sonucuna göre karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma kararına uyularak, mahkeme gözlemine ve fotoğraflara göre dava konusu taşınmazların tarım arazisi olma özelliği taşımadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı kişiler tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3402 sayılı Yasanın 12/3 maddesi uyarınca açılan tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1988 yılında 6831 sayılı Yasanın 3302 sayılı Yasa ile değişik hükümlerine göre yapılıp 30.05.1990 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B madde uygulaması vardır.
Mahkemece gözlem ve fotoğraflara göre dava konusu taşınmazların tarım arazisi olma özelliği taşımadıkları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yerel mahkemenin davayı red gerekçesi dosya kapsamı ile örtüşmemektedir. Şöyle ki; bozma sonrasında yapılan keşifte taşınmazlar mahkeme hakimince gözlenmemiştir. Ziraat yüksek mühendisi … Kürekçi tarafından düzenlenen raporda; çekişmeli taşınmazların imar ihya işlemlerinin … yıllar önce tamamlandığı, en az 40-60 yıl süreyle tarım arazisi olarak kullanıldıkları, 109 ada 1 ve 2 ile 113 ada 25 parsellerde 20-80 yaşlarında çok sayıda zeytin ağaçları, 111 ada 1 parselde 20-70 yaşlarında çok sayıda zeytin ve narenciye ağaçları olduğu, 113 ada 37 parselde değişik meyce ağaçları, 113 ada 35 parselde çok sayıda 30-80 yaşlarında zeytin ağaçları ile meyve ağaçları bulunduğu diğer parsellerin üzerinde ağaç olmadığı belirtilmiştir. Fotoğrafçı bilirkişi … tarafından dosyaya sunulan fotoğraflarda ise çekişmeli taşınmazlardan 107 ada 28 ve 61 parseller imar ihyası tamamlanmamış taşlık olarak, diğer taşınmazlarda ise zeytin ve meyve ağaçları gözükmektedir. Dosyadaki fotoğraflar ile ziraat bilirkişi raporu birbiriyle çelişik olup mahkemece bu çelişkiler yöntemince giderilmemiştir. Diğer taraftan, 3402 sayılı Kadastro Yasasının 17. maddesi gereğince orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen ve il, ilçe ile kasabaların imar planları kapsamında kalmayan araziden masraf ve emek sarfı ile imar ve ihya edilip tarıma elverişli hale getirilen (ev ve benzeri tesisler yapmak, dışarıdan toprak getirilerek tarıma elverişli hale getirmek imar ihya olarak kabul edilemez) ve imar ihyanın tamamlandığı tarihten kadastro tespit tarihine kadar 20 yıl süreyle zilyet edildiği ileri sürülerek tapuya tescili istenen taşınmazın, Kadastro Yasasının 14. maddesinde … diğer koşulların yanında niteliğinin, imar ihya edildiğinin ve üzerinde
sürdürülen zilyetliğin, başlangıç ve süresinin, kullanılıp kullanılmadığının ve tasarruf sınırlarının ne olduğunun takdiri delil olan yerel bilirkişi ve tanık sözleri yanında, gerçeğin bir resmi olan en eski tarihli … fotoğrafı ile gerçeğin modeli olan memleket haritaları ile kadastro tesbit tarihinden 15 – 20 yıl önce en az iki zamanda birbirini izleyen bindirmeli olarak çekilen çiftli … fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen memleket haritaları ve standart topografik fotogrametri yöntemi ile düzenlenen kadastro haritalarının, özellikle ön bindirmeli çekilen ve birbirini izleyen streoskopik çift … fotoğraflarının streoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelenip kesin olarak belirlenmesi gerekir. Somut olayda; mahkemece, anlatılan biçimde bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Bunlardan ayrı; hükme dayanak yapılan orman bilirkişi tarafından düzenlenen raporda çekişmeli taşınmazların kesinleşen orman tahdit haritası dışında kaldıklarından orman sayılmayan yerlerden oldukları açıklanmış ise de, çekişmeli taşınmazların eski tarihli memleket haritası ve … fotoğrafı ile 1970-1975’li yıllara ait memleket haritası ve … fotoğrafındaki konumları belirlenmemiştir.
Kural olarak; bir yerde, 4785 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden sonra yapılıp kesinleşen orman kadastrosu varsa o yerin orman sayılan yerlerden olup olmadığının kesinleşen orman kadastrosu harita ve tutanaklarının uygulanması sonucu belirlenecektir.
Nevar ki; davacı kişiler kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine tutunarak dava açtıklarına göre, dava konusu taşınmazların yalnızca kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında kalması yeterli olmayıp zilyetlikle kazanılması koşullarının bulunup bulunmadığının ve ayrıca 4999 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 7. maddesi gereğince herhangi bir nedenle orman sınırları dışında bırakılmış orman olup olmadığının da araştırılması gerekir.
Bu sebeplerle mahkemece, en eski tarihli memleket haritası ile … fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek iki orman yüksek mühendisi, bulunamaması halinde 2 orman mühendisi bir harita mühendisi bulunamaması halinde bir … elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazlar ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan,, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapıları, bitki örtüleri ve çevreleri incelenmeli; … ve uzman orman bilirkişilerden, taşınmazların konumlarını gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeğini kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeğinin de memleket haritası ölçeğine bilgisayar ortamında (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de gösterecek şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmeli, bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, keşifte, çekişmeli taşınmazlar hakim tarafından mutlaka gözlemlenmeli, taşınmaz üzerinde neler bulunduğu, (bitki örtüsü, ağaçların cinsi,sayısı, orman ağaçlarının toplumu dağınık mı bulundukları vb.) ayrıntılı olarak keşif tutanağına yazılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı, çekişmeli yerleri sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı, taşınmazların öncesinin orman sayılan yerlerden olup olmadığı belirlenmeli, taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğunun tespiti halinde kişilerin davasının reddine karar verilmelidir.
Çekişmeli taşınmazların, orman sayılmayan yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde, davacı kişiler, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine tutunarak çekişmeli taşınmazların adlarına tapuya tescili istemiyle dava açtıklarına göre davacı kişiler yararına 3402 sayılı Yasanın 14 ve 17. maddeleri gereğince imar-ihya ve zilyetlik yoluyla taşınmaz edinme koşullarının araştırılması gerekeceğinden, bu kez dava konusu taşınmazların bulunduğu yere ilişkin olarak 1970-1975 yıllarına ilişkin 1/20000 ve 1/25000 ölçekli stereoskopik … fotoğrafları ile aynı yıllara ilişkin fotogonometri yöntemiyle düzenlenmiş harita bulundukları yerlerden getirtilmeli, ziraat mühendisi, harita mühendisi ve orman mühendisi ile birlikte … fotoğrafları; topoğrafik harita ve kadastro paftası ile çakıştırıldıktan sonra mahalline uygulanmalı, stereoskop aletiyle incelenmeli, …, ziraat ve orman bilirkişi tarafından taşınmazlar üzerinde tam olarak hangi tarihten itibaren zilyetliğin başladığı belirlenmeli, zilyetlik olgusunun maddi olaylara dayalı olmasından hareketle, maddi olayların ancak tanık, bilirkişi ve benzeri anlatımlarla kanıtlanacağı gözetilmeli (H.G.K. 30/03/1994 gün ve 1993/8-939-1994/176 sayılı kararı), komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; bu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; tarafların bildirecekleri zilyetlik tanıkları ile kadastro tespit bilirkişileri taşınmazlar başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tespit tarihine kadar davacı kişiler yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 sayılı Yasanın 14. maddesi uyarınca, davacı kişiler ile eklemeli zilyet/ler yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden senetsiz belgesiz araştırması yapılıp, … ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, yasanın getirdiği 40/100 dönüm sınırlamasının aşılıp aşılmadığı saptanmalı, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı kişilerin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatıranlara iadesine 08/12/2011 günü oybirliği ile karar verildi.