Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/15830 E. 2011/15883 K. 27.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/15830
KARAR NO : 2011/15883
KARAR TARİHİ : 27.12.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar … ve arkadaşları vekili, … ve arkadaşları ile … vekili ile davalı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında, davaya konu, … köyü 119 ada 1 ve 134 ada 2 parsel sayılı sırasıyla 2407,02 m² ve 10038,68 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, asliye hukuk mahkemesinde tescil davasına konu olmaları nedeniyle malik hanesi açık olarak tespit edilmiştir.
Davacılar … ve arkadaşları vekili, asliye hukuk mahkemesine sundukları 24/08/2005 tarihli dilekçesinde, Ayancık ilçesi, … köyünde Sökme ve Kabalanbaşı denilen iki tane taşınmaz bulunduğunu, bu taşınmazların müvekkiline miras yoluyla kaldığını ve Hazinenin ve köy tüzelkişiliğinin ilgisi bulunmadığını, 20 yılı aşkın zilyetlik ve tasarrufunda bulundurduklarını, müvekkilleri adına tescili istemiyle dava açmış, birleşen dosya davacısı … ise 03/07/2006 havale tarihli dilekçesiyle, davacıların tescil davasına konu ettikleri Sökme denilen yerin kendisine ait olduğu iddiasıyla, yine birleşen dosya davacıları … ve arkadaşları vekili 09/06/2006 tarihli dilekçesiyle, davacıların tescile konu ettikleri Kabalanbaşı denilen taşınmazın müvekkillerine ait olduğu iddiasıyla tescile itiraz davası açmışlardır. Asliye hukuk mahkemesince, H.Y.U.Y.’nin 45. maddesi gereğince davalar birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda, davacıların çekişmeli taşınmazları kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle adlarına tescili istemiyle açtığı davaya konu taşınmazlar haklarında kadastro tespit tutanağı düzenlendiğinden 3402 sayılı Yasanın 5. maddesi uyarınca görevsizlik kararı ile dosya kadastro mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro mahkemesince yapılan yargılama sonucunda mahkemece, … ve arkadaşlarının açtıkları davanın reddine, … ve arkadaşlarının açtıkları davanın kabulüne, yine …’ın açtığı davanın kabulüne ve … ili, Ayancık ilçesi, … köyü, 119 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 1950 doğumlu … kızı … adına tapuya kayıt ve tesciline, 134 ada 2 parsel sayılı taşınmazın ise davacı … ve müşterekleri adına paylı olarak tesciline karar verilmiş, hüküm davacılar … ve arkadaşları vekili ile davalı Hazine tarafından esasa yönelik olarak, davacılar … ve arkadaşları ile … vekili tarafından ise vekalet ücretine yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre tescil davası olarak açılan dava, kadastro tespitine itiraza dönüşmüştür.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu 5304 sayılı Yasa ile değişik 3402 Sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parseller orman alanı dışında bırakılmıştır.
1) İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye göre, davasını ispat edemeyen davacı … ve arkadaşlarının esasa yönelik temyiz itirazlarının ve mahkemece Kadastro Kanununun 31. maddesi uyarınca vekalet ücreti takdir edildiğine göre birleşen dosya davacıları, davacılar … ve arkadaşları ile … vekili tarafından vekalet ücretine yönelik temyiz itirazları, yerinde görülmediğinden reddine karar vermek gerekmiştir.
2) Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarına gelince; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Şöyle ki; mahkemece yapılan 3 ayrı keşifte alınan orman bilirkişi raporlarında eski tarihli memleket haritasında çekişmeli taşınmazların açık alanda kaldığı ifade edilmiştir. Dairece iade üzerine alınan ek orman bilirkişi raporunda ise taşınmazların kısmen yeşil alanda kaldığı ifade edilmiştir. Asliye hukuk mahkemesince orman bilirkişisi … …’dan alınma raporda Kalabanbaşı mevkiindeki (134 ada 2 parsel) taşınmazın orman sayılan yer olduğu ifade edilmiş ancak her iki taşınmazın toprağının orman toprağı vasfında olduğu ifade edilmiştir. Yine Asliye Hukuk mahkemesince orman mühendisi …’dan alınma raporda çekişmeli her iki taşınmazında orman sayılmayan yer olduğu, kadastro mahkemesince orman mühendisi … ’dan alınma raporda yine her iki taşınmazın orman sayılmayan yer olduğu ancak aynı bilirkişinin dairenin iade kararı üzerine düzenlediği raporda her iki taşınmazın kısmen orman sayılan yer olduğu ifade edilmiştir. Yine görevsizlik kararı öncesi asliye hukuk mahkemesince ziraatçı bilirkişi … ’dan alınma raporda Kalanbanbaşı mevkiindeki taşınmazda (134 ada 2 parsel) 10-15 yıldır hiçbir tarımsal faaliyette bulunulmadığını, taşınmazın orman haline dönüşmeye başladığı ve tarım arazisi vasfında olmadığı ifade edilmiştir. Asliye Hukuk mahkemesince ziraatçı bilirkişi … ve kadastro mahkemesince ziraatçı bilirkişi … ’dan alınma raporlarda da her iki taşınmazın da tarım vasfında olduğu ifade edilmiştir. Görüleceği üzere, mahallinde 1, 2 ve 3. keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporları ile dairenin iade kararı üzerine alınan ek bilirkişi raporu birbiri ile çelişkilidir. Mahkemece bilirkişi raporları arasındaki bu çelişkiler üzerinde durulup çelişkiler giderilmemiştir. Ayrıca davacı …’ın 01/06/2006 tarihli keşifte Sökme yerinde bulunan taşınmaza (119 ada 1 parsel) ilişkin tanık sıfatıyla alınan ifadesinde “ dava konusu yer …’ya babasından kalmamıştır, ormandan açmak suretiyle elde etmiştir, o zamanlar herkes böyle yapıyordu” şeklinde beyanı üzerinde durulmamış ve yerel bilirkişilere de bu husus sorulmamıştır. Yine dava konusu taşınmazların kadastro tutanağı 3402 sayılı Yasanın 30/2 maddesi gereğince malik hanesi boş olarak kadastro mahkemesine gelmiştir. 3402 sayılı Yasanın 30/2 maddesi gereğince de, hakim bu tür davalarda re’sen yapacağı araştırma sonunda çekişmeli taşınmazın gerçek hak sahibi adına tescil etmekle yükümlüdür. Ancak yöntemine uygun bir zilyetlik araştırması ve 30/2 maddesinin gerektirdiği şekilde bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Belirtilen nedenler ile mahkemece yapılan araştırma ve inceleme yetersiz olduğu gibi karara dayanak alınan bilirkişi raporları da, çekişmeli taşınmazların orman olup olmadığını ve hukuki durumunu belirlemeye ve lehlerine tescil hükmü kurulan davacı kişiler bakımından zilyetlik koşuları oluşup oluşmadığı hususlarında yeterli ve kanaat verici olmayıp, bu raporlara ve böylesine yetersiz araştırmaya dayanılarak hüküm kurulamaz.
O halde, Mahkemece, eski tarihli memleket haritası, … fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen … ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir harita mühendisi bilirkişi, bulunamadığı taktirde bir … elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazlar ile birlikte … araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan … kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; … yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, her iki taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli, kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler … ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği (1/10000 ve 1/5000 ölçekli olarak ayrı ayrı) kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine bilgisayar ortamında (… veya benzeri programlar kullanılarak) çevrildikten sonra her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine
alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazların konumunu … parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, yine taşınmazların … yapısı, bitki örtüsü … parseller ile karşılaştırmak ve üzerindeki ağaçlar tek tek sayılmak suretiyle taşınmazlar üzerinde bulunan ağaçların cinsi, sayısı ve yaşı, taşınmazların hangi bölümlerini hangi yoğunlukta kapladıkları ve kapalılık oranı, hakim ağaç türü, varsa aşılı ağaçların kök yaşı ve aşı yaşı detaylı ve teknik ölçülerde saptanmalı, eğimi eğim ölçer klizimetre ve memleket haritasındaki münhaniler yardımıyla teknik olarak ölçülmeli, … fotoğrafı steoroskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazların niteliğinin … fotoğrafında ne şekilde görüldüğü belirlenmeli, dava konusu taşınmazın taşınmazların orman ya da 6831 sayılı Yasanın 17/2. maddesinde orman içi açıklık olup olmadığı belirlenmelidir.
Yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu çekişmeli taşınmazların orman olmadığının belirlenmesi dava konusu taşınmazların davacı kişiler adına tescili için yeterli olamayacağından, bu kez zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak; yapılacak keşifte tarım uzman bilirkişi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, bu yolda rapor alınmalı; çekişmeli taşınmazların zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli dava konusu taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden kime kaldığı, taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi ve davacı …’ın 01/06/2006 tarihli keşifte Sökme yerinde bulunan taşınmaza (119 ada 1 parsel) ilişkin beyanları ve taşınmazların iradi olarak terk edilip edilmedikleri hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı olaylara dayalı bilgiler alınmalı, tesbitte saptanan hukuksal olgu dikkate alınarak tutanak bilirkişileri yeniden taşınmaz başında usulün 259. maddesi hükmüne uygun biçimde ayrı ayrı dinlenerek tesbitte saptanan hukuksal olgu ile hükme dayanak yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık ile yapılması muhtemel keşifte dinlenecek olan yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında aykırılık varsa duraksamasız giderilmeli, daha sonra uzman ziraatçı bilirkişi ve mahkeme heyeti hazır olduğu halde, taşınmaz bizzat mahkemece görülüp, gözlenmeli, gözlem keşif tutanağına aynen yansıtılmalı, özellikle taşınmazın fiziksel yapısı, dıştan komşu taşınmazlarla … mukayesesi yapılmalı, komşu taşınmazların tesbit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli, komşu taşınmazların tesbitlerine bir kayıt ve belge esas alınmış ise nizalı parsel yönünü sözü edilen kayıt ve belgelerin ne biçimde ve kimin yeri olarak sınır gösterdiği üzerinde durulmalı, uzman bilirkişi … elemanından keşfi izlemeye, yerel bilirkişi ve tanık sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçı bilirkişiden ise mahkeme gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın … şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: 1- Yukarıda bir numaralı bentte açıklanan nedenler ile davacı … ve arkadaşları ile birleşen dosya davacıları … ve arkadaşları ile … vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE;
2- Yukarıda iki numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 27/12/2011 günü oybirliği ile karar verildi.