Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/1623 E. 2011/1827 K. 28.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1623
KARAR NO : 2011/1827
KARAR TARİHİ : 28.02.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 7.02.2009 tarih 2009/ 9122-11106 sayılı kararında; “Mahkemece kurulan 20.04.2007 tarih 2007/11416-14493 sayılı karar davalı Hazine ve davacı … tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ilamı ile davalı Hazinenin temyiz itirazlarının reddine karar verilmiş olduğundan davalı Hazinenin temyiz dilekçesinin reddine; Davacı … Yönetiminin temyiz itirazları kabul edilerek;Mahkemece bozma ilamına uyularak hüküm kurulmuş ise de, bozma ilamına uyularak yapılan inceleme yetersizdir. Şöyle ki; Orman Yönetiminin açmış olduğu kadastro tespitine itiraz davasında uzman bilirkişilerin 12.03.2007 tarihli uzman orman ve fenni bilirkişilerce düzenlenen raporda bilirkişilerin 3402 Sayılı Yasa gereğince 2000 yolunda yapılan orman kadastro çalışmasındaki orman sınır hattını esas alarak hüküm kurulduğunu, oysa 1976 yılında yapılan orman kadastro çalışmasının kesinleşmiş olması nedeni ile bu çalışma gereğince düzenlenen orman tahdit hattının esas alınması gerektiği, bu nedenle de yeniden aynı uzman bilirkişilerden ek rapor alınarak 1976 tarihindeki tahdit hattına göre çekişmeli 30 parselin kesinleşen orman kadastro çalışmasında kalan bölümünün belirlenerek bu bölüm yönünden Orman Yönetiminin davasının kabul edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Ancak, mahkemece alınan 20.11.2008 tarihli ek raporda çizilen krokide tahdit içinde gösterilen bölüm yine 3402 tahdit haritasına göre tesbit edilen hat olduğu anlaşıldığından bozma kararının gereğinin yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Bu nedenle; Dairemizin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ilamında belirtildiği gibi uzman bilirkişilerden ek rapor alınarak hüküm kurulması gerektiğine değinilerek” bozulmuştur.
Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın kısmen kabulüyle 118 ada 29 parselin tamamı ile 118 ada 30 parselin (a) ile gösterilen 2030,18 m2’lik kısmının orman vasfı ile Hazine adına , (b) ile gösterilen 3731,38 m2’lik kısmının tespit gibi davalı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tespitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede tespit tarihinden önce 1976 yılında yapılan ve kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 2000 yılında yapılıp dava tarihinde kesinleşmeyen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması vardır.
İade kararı sonrası bilirkişiler tarafından düzenlenen 10.1.2011 tarihli tahdit haritası ile çakıştırılmış ek raporda çekişmeli 118 ada 29 parseli tamamı ile 118 ada 30 parselin (A) ile gösterilen 1415,76 m2’lik kısmının tahdit içinde orman alanı, (B) ile gösterilen 4345,80 m2’lik
kısmını tahdit dışında ziraat alanı olduğu belirlenmiş ise de 01.02.2010 tarihli bilirkişiler … ve … tarafından düzenlenen raporu esas alınarak kurulan 19.3.2010 tarihli mahkeme kararı sadece davacı … tarafından temyiz edilmiştir. Kural olarak taraflardan yalnız birinin temyiz etmiş olduğu hüküm temyiz eden taraf aleyhine bozulamaz. Buna aleyhe bozma yasağı denir. Ancak, kamu düzenine ilişkin hususlarda aleyhe bozma yasağı uygulanamaz. Aynı şekilde dava şartı noksanlığı halinde de aleyhe bozma yasağı uygulanamaz. Somut olayda kamu düzeni ve dava şartı noksanlığı bulunmadığından, davacı … lehine usulü kazanılmış hak oluştuğundan ve davalı tarafın temyiz istemi bulunmadığından aleyhe bozma yasağı gereğince bu husus bozma nedeni yapılamayacağından hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine 28/02/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.