Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/16572 E. 2012/4999 K. 02.04.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/16572
KARAR NO : 2012/4999
KARAR TARİHİ : 02.04.2012

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
DAVALILAR : Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) – Hazine – Ziyanlar ktk. – … ve ark.

Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı … Yönetimi, yörede ilk kez yapılan ve 21.02.2008 tarihinde ilan edilen orman kadastrosu sırasında, öncesi tamamen orman olan ve ilan edilen paftada P – 24, 26, 27, 28, 29, 30 numara ile gösterilen alanların kadastro komisyonu tarafından orman sayılmayarak orman alanı dışında bırakıldığını, işlemin iptali ile taşınmazların tamamının orman alanı içine alınması için ayrı ayrı dava açmıştır. Kadastro sırasında davalı alanlar içinde yapılan parselasyona göre hazırlanan tutanaklar davalı olduklarından malik haneleri açık bırakılarak kadastro müdürlüğünce mahkemeye gönderildikten sonra yapılan birleşik yargılama sonunda, mahkemece; çekişmeli 206 ada 1 nolu parselin, 203 ada 2 ve 3 nolu parsellerin, 203 ada 1 nolu parselin (1A), (1B), (1C) ile gösterilen bölümlerinin, 205 ada 1 nolu parselin, 200 ada 1 nolu parselin (1A), (1B), (1C) ile gösterilen bölümlerinin, 201 ada 1 nolu parselin, 202 ada 1 nolu parselin orman sayılan yerlerden olduğu gerekçe gösterilerek orman vasfıyla Hazine adına, 203 ada 1 nolu parselin (1D) ile gösterilen bölümünün, 204 ada 1,2 ve 3 nolu parsellerin, 200 ada 1 nolu parselin (1D) ile gösterilen bölümünün tespit gibi tesciline karar verilmiş, hüküm davacı … Yönetimi tarafından orman sayılmayan bölümlere yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, altı aylık süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraz niteliğindedir.
1) Çekişmeli 200 ada 1 nolu parselin (D) ile gösterilen bölümünün dört tarafı 220 ada 1 nolu orman parseli ile çevrili olduğundan, 6831 sayılı Yasanın 17/2. maddesinde açıklanan orman içi açıklık niteliğinde olduğu, gerek 26.05.1958 tarihli Orman Tahdit ve Tescil Talimatnamesinde gerekse 25.06.1970 günlü Resmî Gazetede yayımlanan 31.05.1970 gün ve 531 sıra no’lu Orman Tahdit ve Tescil Yönetmeliğinin 33/3 ve 19.08.1974 günlü Resmî Gazetede yayımlanan 25.07.1974 tarihli Orman Kadastro Yönetmeliğinin 40/A ve 30.05.1984 günlü Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 30/1 ve 02.09.1986 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/1 ve 15.07.2004 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26/a maddesinde “… 6831 sayılı Yasanın 17. maddesinde yer alan orman içinde bulunan doğal olarak ağaç ve ağaççık içermeyen, genel olarak otsu bitki veya bazı durumlarda yer yer odunsu bitkiler içeren açıklıkların orman olarak sınırlandırılacağı” öngörülmüştür.

6831 sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 sayılı Yasa, madde: 17/1-2
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi Yasaktır.
Devlet Ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir (17/06/2004 gün ve 5192 sayılı Yasa ile değişik hali).
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle yeni açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR]. Bu tür yerlerin 15.07.2004 günlü Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastrosunun Uygulanması Hakkındaki Yönetmeliğin 26/a maddesi gereğince orman olarak sınırlandırılması gerekir.
Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar, özel mülke dönüşüp tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır [Y.H.G.K.’nun 10.12.1997 ve gün 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün 1997/20-808/1039, 08.02.1999 gün 1999/7-22-43, 13.10.1999 gün 1999/8-689-822, 03.04.2002 gün 2002/8-230-261 ve 22.10.2003 gün 2003/20-665/614 sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşımazların zilyedlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları].
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan toprak kazanmasını sağlayan 3402 sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Ayrıca; orman içi açıklık ve boşluklar ile orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan funda ve makilik alanlar, Yasa gereği orman sayıldığı için, 15.07.2004 günlü Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26. maddesinin (a) ve (j) bentleri gereğince Devlet Ormanı olarak sınırlandırılması öngörülmüştür. Bu tür yerler zilyetlik yolu ile kazanılamaz ve özel mülk olarak tescil edilemez.
Mahkemece değinilen yönler gözetilerek Orman Yönetiminin davasının bu bölüm yönünden de kabulüne karar verilmesi gerekirken, temyize konu bu bölümün özel mülke dönüşmesini sağlayacak biçimde davanın reddi yolunda hüküm kurulması usul ve Yasaya aykırı olduğundan bozulması gerekmiştir.
2) Orman Yönetiminin çekişmeli 204 ada 1, 2, 3 ve 203 ada 1 nolu parselin (D) bölümüne yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme
yeterli değildir. Şöyle ki; dava 6 aylık süre içinde açılan orman kadastrosuna itiraz davası olup, yargılama sırasında yapılan arazi kadastrosu ile davalı taşınmazlar hakkında tutanak düzenlenerek malik haneleri açık olarak gönderilmiştir. 3402 sayılı Yasanın 30/2. maddesi gereğince tarafların gösterecekleri deliller ile mahkemece resen lüzum görülen diğer deliller de toplanıp dava konusu taşınmazın gerçek hak sahibi adına tesciline karar verilmesi gerektiği halde, zilyetlik olgusu yönünden zirai bilirkişi dinlenmemiş, 3402 sayılı Yasanın 14. maddesindeki 40/100 dönüm sınırlaması aşılmıştır. Zilyetlik maddi bir olgu olup, bunun tanık dahil her türlü delille kanıtlanması gerekir. Salt yerel bilirkişi anlatımı hükme dayanak alınamaz. O halde mahkemece, taraflardan tanıkları sorularak alanında uzman bir ziraat mühendisi bilirkişi ile yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, yerel bilirkişi beyanları ile yetinilmeyerek, tarafların gösterecekleri tanıklar taşınmazların başında dinlenip; taşınmazların öncesi itibariyle niteliğinin ne olduğu, kime ait olduğu, zilyetliğin nasıl meydana geldiği, ne kadar süre ile ne şekilde devam ettiği, bunun ekonomik amacına uygun olup olmadığı, tanıkların bilgi ve görgülerinin hangi eylemli olaylara dayandırıldığı belirlenmelidir. Dava konusu taşınmazın sulu ya da kuru tarım arazisi olup olmadığı konusunda (5403 sayılı Yasanın 3/j maddesi ile Taşınmaz Malların Sınırlandırma Tespit ve Kontrol İşleri Hakkındaki Yönetmeliğin değişik 10. maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, sulu tarım arazisi: tarım yapılan bitkilerin büyüme devresinde ihtiyaç duyduğu suyun, su kaynağından alınarak yeterli miktarda ve kontrollü bir şekilde karşılandığı araziler olarak açıklandığından) ziraat mühendisinden Yasanın amacına uygun rapor alınmalı 3402 sayılı Yasanın 14. maddesi gereğince adına tescile kararı verilen davalıların miras bırakanları yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürülükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp sulu – susuz olarak kazanılmış taşınmaz miktarı belirlenmeli, bundan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ile yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve Yasaya aykırıdır.
Kabule göre de, çekişmeli taşınmazların malik haneleri açık ve davalı olarak gönderildiği halde infazda duraksama yaratacak şekilde, “tespit gibi tescile” şeklinde karar verilmesi de doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda 1. ve 2. bentlerde açıklanan nedenlerle Orman Yönetiminin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün çekişmeli 200 ada 1ve 203 ada 1 sayılı parsellerin (D) bölümleri ile 204 ada 1, 2 ve 3 sayılı parsellere ilişkin hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine 02/04/2012 günü oybirliği ile karar verildi.