Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/16676 E. 2011/16155 K. 29.12.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/16676
KARAR NO : 2011/16155
KARAR TARİHİ : 29.12.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Ulubahçe köyü Uzungüney mevkiinde bulunan taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir. Mahkemece, davanın kabulü ile Doğusu: orman, Batısı: Köy Hizmetlerine ait 514 parsel sayılı hizmet binası, K:orman, G:…-Malatya asfaltı ile çevrili bulunan 18209.75m2 yüzölçümündeki taşınmazın tarla niteliği ile davacı adına tesciline karar verilmiş, bu kararın Hazine ve Köy Tüzel Kişiliği tarafından temyizi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur. Hükmüne uyulan 2010/3621- 6681 sayılı bozma ilamında “… Orman İşletme Müdürlüğü tarafından dosya arasına gönderilen belgelerden çekişmeli taşınmazın yer aldığı Ulubahçe Köyünde 08/09/2006 tarihinde 61 nolu orman kadastro komisyonunca 6831 sayılı Yasaya göre orman kadastrosuna başlandığı, bu çalışmanın 20/03/2008 tarihinde sonuçlandırılarak sonuçlarının 04/03/2009 tarihinde ilan edildiğinin anlaşıldığı, temyize konu davanın, 09/01/2009 tarihinde açıldığı; yargılama sırasında yapılıp, ilan edilen orman kadastrosunun davanın tarafları ve dava konusu taşınmaz yönünden kesinleşmeyeceği, eldeki tescil davasının aynı zamanda orman kadastrosuna itiraz davasına dönüştüğü, Kadastro Mahkemesince bakılacak dava türlerinin 3402 sayılı Yasanın 26. maddesinde gösterilmiş olduğu ve 6831 sayılı Yasanın 11. maddesine göre bu davalar dışında, altı aylık askı süresi içinde açılan orman sınırlaması ve 2/B madde uygulamasına itiraz davalarının da kadastro mahkemesinde görülüp sonuçlandırılacağı, bu nedenlerle tescil davasında asliye hukuk mahkemesinin, orman kadastrosuna itiraz davasında ise kadastro mahkemesinin görevli olduğunun kabul edilmesi gerektiği, görev yönünün kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında, temyiz aşaması da dahil olmak üzere tarafların her birince ileri sürülebileceği gibi resen de gözetilebileceği, mahkemece anılan yönler göz önüne alınarak; orman kadastrosuna itiraz davasının, tescil davasından ayrılıp, orman kadastrosuna itiraz davası yönünden görevsizliğe karar verilerek tescil davası elde tutulup orman kadastrosuna itiraz davasının sonucunun beklenmesi gerekirken, yargılamaya devamla, … olduğu biçimde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu” açıklanmıştır. Mahkemece bozma ilama uyularak orman kadastrosuna itiraz davası yönünden ayırma kararı verilmiştir. Kadastro Mahkemesinin 2010/133-114 Sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda mahkemece çekişmeli (A) harfli bölümün kesinleşmeyen orman kadastrosunda orman sınırları dışında bırakıldığı gerekçesi ile davanın hukuki yarar ve sıfat yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş; karar kesinleşmiştir. Temyize konu asliye hukuk mahkemesi kararında gerçek kişinin davasının
kabulüne, Doğusu: orman, Batısı: Köy Hizmetlerine ait 514 parsel sayılı hizmet binası, K: orman, G: …- Malatya asfaltı ile çevrili bulunan 18209.75m2 yüzölçümündeki taşınmazın tarla niteliği ile davacı adına tesciline karar verilmiş, hüküm Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Taşınmazın bulunduğu yerde genel arazi kadastrosu işlemi 1966 yılında yapılmış, ve 04/12/1967 tarihinde kesinleşmiştir. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Mahkemece yapılan inceleme sonucunda çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı, Medeni Yasanın 713 ve 3402 Sayılı Yasanın 14 ve 17. maddelerinde … imar – ihya ve kazandırıcı zamanaşımı yolu ile taşınmaz edinme koşullarının davacı yararına oluştuğu kabul edilerek davanın kabulü yolunda hüküm kurulmuştur.
Ne var ki; çekişmeli taşınmazın bulunduğu Ulubahçe Köyünde 1987 yılında yapılan genel arazi kadastrosu sonucunda düzenlenen ve bir örneği dava dosyasına getirtilen orijinalinden fotokopisi çıkarılmış kadastro pafta örneğinden, çekişmeli taşınmazın bulunduğu alanın Orman niteliğiyle tespit harici bırakıldığı anlaşılmaktadır. Bu yerde orman kadastrosu davanın devamı sırasında yapılmıştır. Her ne kadar bilirkişi ve tanıklar taşınmazın öncesinin orman olmadığını, üzerinde imar- ihyayı gerektirecek nitelikte maki veya benzeri bitki örtüsünün bulunmadığını, taşınmazların davacı tarafından 25 – 30 yıldır kullanıldığını ifade etmişlerse de, kadastro işlemi olan tesbit dışı bırakma işlemine, araziye ve eylemli duruma uygun düşmeyen bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilemez. Mevcut deliller karşısında taşınmazın öncesinin orman olmadığı, bunu iddia eden tarafça maddi ve kesin delillerle kanıtlanması gerekir. Davacı taraf taşınmazın öncesinin orman olmadığını kesin delillerle kanıtlayamamıştır. 6831 sayılı Orman Yasasının 1. maddesi gereğince, “Tabii olarak yetişen veya emekle yetiştirilen ağaç ve ağaçcık toplulukları yerleriyle birlikte orman sayılır.” zaman içinde taşınmaz üzerindeki orman örtüsünün kaldırılmış olması o yerin orman niteliğini kaybettiği anlamına gelmez. Toprağı ile birlikte orman olan taşınmazın zilyetlikle iktisabı da mümkün değildir. Yine H.G.K.’nun 24/10/2001 gün ve 2001/8-964-751 sayılı ve 13/02/2002 gün ve 2002/8 – 183- 187 sayılı kararları ile kadastro (tapulama) komisyonlarınca orman sayılarak tesbit harici bırakılan yerler de, yukarıda … gerekçelerle orman kadastrosunun kesinleştiği güne kadar orman sayılacağından, sürdürülen zilyetliğe değer verilemeyeceği kabul edilmiştir.
Bu nedenlerle; davaya konu taşınmazın öncesi orman olup bu niteliğini koruduğu sıradaki zilyetliğe değer verilemez.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı gerçek kişinin davasının reddine karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ve gerekçelerle kabul yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 29/12/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.