YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/16695
KARAR NO : 2012/12634
KARAR TARİHİ : 13.11.2012
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine ve davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne, davacı …’in duruşma isteminin giderden reddine karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … Köyü, … Mevkii, 245 ada 85 parsel sayılı taşınmaz, dava dışı 86, 87 ve 93 sayılı parseller ile bir bütün halinde … ‘a aitken 2004 yılında sattığından söz edilerek … adına tesbit edilmiştir. … 26.01.2009 tarihli dilekçesiyle, 1000 m2 yüzölçümündeki taşınmazı …’den satın alan …’dan 19.06.1998 tarihinde satın aldığını iddia ederek, taşınmazın adına tescili istemiyle; Hazine ise, taşınmazın zilyetlikle edinilecek yerlerden olmadığı ve davalılar yararına zilyetlikle edinme koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, tesbitin iptali ve adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece …’ın davasının husumetten reddine, Hazinenin davasının KABULÜ ile çekişmeli 189 ada 85 sayılı parselin tesbitinin iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … ve davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kadastro tesbitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1967 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra dava tarihinde kesinleşen aplikasyon ve 1744 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanunun 2. madde uygulaması ve 1988 ilâ 1990 yıllarında yapılıp 08.07.1991 tarihinde ilân edilerek dava tarihinde kesinleşmemiş olan aplikasyon, sınırlandırması yapılmamış ormanların kadastrosu ile 2896 ve 3302 sayılı kanunlarla değişik 2/B uygulaması vardır.
Mahkemece, toplanan deliller, özellikle keşif ve bilirkişi raporlarıyla çekişmeli parselin eğimi %12’den fazla makilik niteliğindeki orman içi açıklığı niteliğindeki yerlerden olduğu, zilyetlikle edinilemeyeceği, davacı yararına zilyetlikle edinme koşullarının oluşmadığının belirlendiği gerekçesiyle …’ın davasının reddine, Hazinenin davasının kabulüyle çekişmeli parselin tesbitinin iptaline ve orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmişse de;
Kesinleşmiş orman kadastro tutanakları ve haritası ile memleket haritaları, amenajman planı ve hava fotoğraflarının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen orman uzmanı bilirkişi raporunda; çekişmeli parselin kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı, memleket haritalarında sazlık olarak nitelendirildiği, üzerinde orman ağacı bulunmadığı, 30 – 35 yıl önce dikilmiş okalüptüs ağaçları bulunduğu bildirilmiştir.
Kural olarak; orman kadastrosunun kesinleştiği yerlerde, bir yerin orman olup olmadığı kesinleşmiş orman kadastrosu, harita ve tutanaklarının uygulanmasıyla çözümlenirse de, o yerde 4785 sayılı Kanun hükümleri de uygulanarak, köy ya da belde sınırlarının tümünü kapsayan (seri bazda olmayan) orman kadastrosunun yapılması halinde sağlıklı çözüme ulaştırır. Çünkü, 3116 sayılı Kanun sadece devlet ormanlarının kadastrosunun yapılması öngörülmüştür. Bu
nedenle; 4785 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 13.07.1945 tarihinden önce yapılan sınırlandırmalar sonucu kesinleşen orman kadastrosu ile orman sınırı dışında kalan taşınmazların orman niteliği ve hukukî durumu saptanamayacağından, çekişmeli taşınmazın orman olup olmadığı, 6831 sayılı Kanunun 4999 ve 6292 sayılı kanunlar ile değişik 7. maddesi hükmü gözetilerek, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar ile 6831 sayılı Kanunun 1. maddesine göre çözümlenmelidir.
6831 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince orman tahdidi, idarî sınırlar dikkate alınmadan orman serisine göre yapılırken, 1744 sayılı Kanun ile değişik 8. maddesinin 3. fıkrasıyla, orman kadastorsunun belde ve köy sınırları esas alınmak suretiyle bu sınırlar dahilinde kalan bütün ormanları kapsayacak biçimde yapılması esası kabul edilmiş, aynı maddede 2896, 3302 ve 3373 sayılı kanunlarla değişklik yapılmışsa da bu fıkra değiştirilmemiş, orman kadastro yönetmeliklerinde de benzer düzenlemelere yer verilmiştir.
Getirtilen tutanak ve haritalardan yörede 24 numaralı Orman Kadastro Komisyonunca, 1744 sayılı Kanunun yürürlüğünden önce, 1967 yılında her hangi bir köy sınırı takip edilmeden, orman serilerinin kadastrosunun yapıldığı, yörede daha sonra 1981 ve 1991 yıllarında aplikasyon ve 2/B işlemleri yapıldığı, sınırlama dışı kalmış ormanların kadastosunun yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Yapılan araştırma, inceleme ve bilirkişi raporlarıyla kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı anlaşılan çekişmeli parselin orman sayılan yerlerden olduğu söylenemez. 6831 sayılı Kanunun 4999 ve 6292 sayılı kanunlar ile değişik 6831 sayılı Kanunun 7 ilâ 11. maddeleri gereğince, orman sayılan yerlerden olduğu halde, orman kadastrosu sınırları dışında bırakılmış ormanların sınırlandırılmasına, bir başka deyişle devlet ormanı olduğu halde, hata sonucu orman tahdidi dışında bırakılmış ormanların sınırlandırılmasına imkân verilmişse de, çekişmeli parselin 1959 yılı memleket haritasında açık alan olarak nitelendirildiği, 1967 yılı orman kadastrosu sırasında orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiğine göre, hata ile orman sınrıları dışında bırakılmış olan yerlerden olduğu kabul edilemeyeceğinden, yeniden orman olarak sınırlandırılmasına yasal imkân yoktur. Bu nedenle, çekişmeli parselin orman olarak tesciline ilişkin karar yerinde değildir.
Diğer taraftan, keşfe katılan … uzmanı bilirkişi raporunda çekişmeli parselin üzerine 30 – 35 yıl önce okaliptüs ağaçları dikildiği, bu ağaçlar 15 – 20 yıl önce kesilmişse de, köklerin çıkan okaliptüs sürgünlerinin 12 yaşında olduğu, komşu parsellerin buğday ekili olduğu, toprağın geçirgen, gevşek ve ince yapılı olduğu, imar ve ihyasının 50 yıl önce tamamlandığı, kadim tarım alanı olduğu bildirildiği halde, jeolog bilirkişi raporunda zeminin suya doyduğu, yağışlı dönemlerde bataklık halini alabileceği, sığla ormanlarının devamı niteliğinde bataklık olduğu bildirilmiş, bilirkişi raporları arasındaki bu çelişki yöntemince giderilmemiş, çekişmeli parselin zilyetlikle edinilecek yerlerden olup olmadığı yöntemince saptanmamıştır.
Gerek 1086 sayılı Hukuk Usûlü Muhakemeleri Kanunu gerekse bu kanun yerine yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda, keşif ve bilirkişi delili, takdirî delil olarak düzenlenmiştir. Hâkim, genel hukuk bilgisi ile çözemeyeceği teknik konularda bilirkişi deliline başvurabilecektir. Hâkim, sunulan bilirkişi raporlarını ile bağlı olmayıp, bu raporları iddia ve savunma doğrultusunda serbestçe takdir ederek karar verecektir. Hâkim tarafından keşif ve bilirkişi raporlarının yeterli olmadığı belirlendiği takdirde, yapılacak …; tarafların istemi halinde, bilirkişilerden ek raporlar almak ya da yeniden keşif yaparak bilirkişi raporları almaktır. Hâkim, yeterli olmadığını düşünerek keşif ve bilirkişi deliline başvurduğu konularda, bu delilleri yok sayarak, aynı konularda yaptığı kendi değerlendirmelerine dayalı olarak hüküm veremez.
O halde, mahkemece; en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile tesbit tutanaklarının düzenlendiği tarihten 15 – 20 yıl önce iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları bulunduğu yerlerden istenerek, bu belgeler … fakültelerinin toprak bölümünden mezun olan bir orman mühendisi, üç … mühendisi, üç jeolog bilirkişi ve harita-kadastro (jeodezi ve fotogrametri) mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla, dava konusu parsel ile
çevresine uygulanıp bu belgelerde dava konusu yer belirlendikten sonra, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip parselin niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, imar, ihya ve zilyetliğin hangi tarihte başlanılıp tamamlandığı belirlenmeli, bu belgeler ile kadastro paftası hem 1/5000 ve hem de 1/25000 ölçeklerinde eşitlenerek kadastro paftası ile düzenlenen harita, komşu ve yakın komşu taşınmazları da içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli parselin konumu, hava fotoğrafları ile orijinal renkli memleket haritaları üzerinde gösterir biçimde bilirkişi kurulundan ayrıntılı ve bilimsel verileri içerir, topografik ve memleket haritalarından yararlanılarak taşınmazın gerçek eğim durumunu gösterir, çekişmeli parselin, öncesinin ne olduğu, öncesi ve güncel durumu itibariyle bataklık sayılan yerlerden olup olmadığı, bataklıktan kurutulup kurutulmadığı ya da bataklıktan imar ve ihya edilip edilmediği, bataklık olmayıp imar ve ihya yapılmışsa hangi tarihte başlanılıp bitirildiği konusunda bilimsel verileri içeren müşterek imzalı rapor alınmalı, parselin kimden kime kaldığı, zilyetliğin ne zaman başlayıp nasıl sürdürüldüğü ve ekonomik amacına uygun olup olmadığı, maddî olaylara dayalı ve ayrıntılı olarak, taşınmaz başında dinlenecek yerel bilirkişiler ile taraf tanıklarından sorulmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin doğruluğu yukarıda belirtilen ve gerçeğin kendisi olan belgelere dayalı olarak düzenlenecek bilirkişi kurulu raporuyla denetlenmeli, keşif sırasında parselin çeşitli yönlerinden hali hazır durumunu gösterir renkli fotoğrafları çektirilip onaylanarak dava dosyası içine konulmalı, 3402 sayılı Kanunun 14/1. maddesinde yazılı 40 ve 100 dönüm kısıtlama araştırmasının davacı ve davalı gerçek kişiler ile ortak murisler yönünden araştırılmalı, aynı çalışma alanı içerisinde belgesizden zilyetliğe dayalı olarak tesbit ve tescil edilen taşınmaz olup olmadığı, varsa cinsi, parsel numaraları ve miktarı, tapu sicil ve kadastro müdürlüklerinden ve yine, aynı kişiler tarafından açılan tescil davası olup olmadığı hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüklerinden ayrı ayrı sorularak, gerektiğinde tesbit tutanak örnekleri ve tapu kayıtları ya da tescil dava dosyaları getirtilip incelenmeli, dava konusu parselin sulu ya da kuru tarım arazisi olup olmadığı konusunda … mühendisinden yasanın amacına uygun rapor alınmalı, bundan sonra toplanan delillerin tümü birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin dosya kapsamı ile bağdaşmayan gerekçeyle taşınmazın orman olarak Hazine adına tesciline karar verilmesi usûl ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı Hazine ile davalı …’in temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine 13.11.2012 günü oy birliği ile karar verildi.