Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/1719 E. 2011/5275 K. 02.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1719
KARAR NO : 2011/5275
KARAR TARİHİ : 02.05.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacılar, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdikleri … Kasabası, … Mahallesinde bulunan 222 ada 40 parselin batısında bulunan 1500 m2’lik taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyedliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararlarına oluştuğunu iddia ederek Medeni Yasanın 713. maddesi hükmüne göre adlarına tescilini istemişlerdir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 28.02.1995 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Genel arazi kadastrosu işlemi yapılmış ve sonuçları 17.01.1992 – 17.02.1992 tarihleri arasında ilan edilmiş ve kesinleşmiştir. Bu çalışmalarda dava konusu yer tapulama harici bırakılmıştır. Kesinleşme tarihi ile davanın açıldığı tarih arasında 20 yıllık süre geçmemiştir.
Kadastro çalışmaları sırasında tapulama harici bırakılan bir yer hakkında kadastro tutanağı düzenlenmemekle beraber, bu işlem bir kadastro işlemidir. Bu tür taşınmazlar üzerinde hak iddia edenler için izlenmesi gereken yol, eski 766 sayılı Yasanın 2. maddesinde ve halen yürürlükte olan ve uygulanan 3402 sayılı Yasanın da 7/4. maddesinde belirtilmiş olup, kadastroya tabi olması yolunda iddia vaki olmaması halinde tespit dışı bırakılma işlemi kesinleşir.
Tespit dışı bırakılan bir yerin, Medeni Yasanın 713/1. maddesi ve 3402 sayılı Yasanın 14. ve 17. maddeleri hükümlerine göre tapuya tescil edilebilmesi için tespit dışı bırakma işlemine ilişkin paftanın düzenlenme tarihinden davanın açıldığı tarihe kadar 20 yıldan fazla süre ile taşınmazın yasada belirtilen koşular altında tasarruf edilmesi gerekir. Somut olayda, toplanan delil ve belgelere göre, dava konusu taşınmazın tespit dışı bırakılma işleminin yapılıp kesinleştiği 18.02.1992 tarihi ile davanın açıldığı 14.02.2002 tarihleri arasında 20 yıllık yasal edinme süresi dolmamıştır.
Bu durumda; kazandırıcı zamanaşımı yoluyla taşınmaz edinme koşullarının davacılar yararına gerçekleştiğinden söz edilemez.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 19.02.1997 gün 1996/8-768 E. – 1997/100 K. Ve 18.02.1998 gün ve 1998/8-15 E. –129 K., 10.11.2000 gün ve 2000/8-1264 E., 2000/1250 K., Sayılı kararları da aynı doğrultuda olup, bu uygulama dairemizde ve Hukuk Genel kurulunda istikrarlı bir şekilde devam etmekte ve kökleşmiş içtihat niteliğini almış bulunmaktadır.
Hal böyle olunca; açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi sonuç itibarıyla doğru olduğundan, davacıların temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASI gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacıların temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere yükletilmesine 02/05/2011 günü oybirliği ile karar verildi.