YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/17443
KARAR NO : 2012/6401
KARAR TARİHİ : 26.04.2012
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
2010 yılında yapılan 3402 sayılı Yasaya (5831 sayılı Yasa ile eklenen) Ek 4. maddesi uyarınca 2/B madde alınlarında yapılan kadastro sırasında … köyü 173 ada 8 sayılı 4.186,68 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesine 6831 sayılı Yasanının 2/B madde uygulamasıyla Hazine adına orman rejimi dışına çıkarıldığı, taşınmazın İbrahim oğlu …’ın zilyetliğinde olduğu açıklaması yazılarak tarla niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı … oğlu …, 173 ada 8 sayılı taşınmazın kendisinin zilyetliğinde olduğu halde beyanlar hanesinde baba adının İbrahim olarak yazıldığını ileri sürerek, beyanlar hanesindeki baba adının … olarak düzeltilmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazın tespit gibi Hazine adına tapuya tesciline, beyanlar hanesindeki zilyetliğe ilişkin şerhin silinerek bunun yerine “Taşınmazın … oğlu …’ın zilyetliğinde olduğu” şerhinin yazılmasına karar verilmiş, hüküm davalı … adına Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Kural olarak; kadastro davaları, kadastro ekipleri tarafından ad/adlarına tesbit yapılan veya kadastro komisyonlarınca ad/adlarına tesbite karar verilen gerçek ve tüzel kişilere karşı açılır. Dava, 3402 sayılı Yasanın Ek 4. maddesine göre yapılan kadastro tespitine itiraz niteliğindedir. Davanın saptanan bu niteliğine göre husumetin taşınmazın tespit maliki olan Hazineye yöneltilmesi zorunludur. Ancak; somut uyuşmazlıkta dava kadastro genel müdürlüğüne husumet yöneltilerek açılmıştır. Davacının asıl dava etmek istediğinin Hazine olduğu anlaşıldığından ortada belirgin bir biçimde temsilde yanılma hali bulunmaktadır. Bu durumun mahkemece re’sen gözetilmesi ve davanın usulünce gerçek hasıma yönlendirilmesi için davacı tarafa olanak sağlanması ve kadastro müdürlüğü aleyhine açılan davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır (HGK.2010/7-70-86 sayılı kararı ).
Kabule göre de, 3402 sayılı Yasa hükümleri uyarınca, kadastro hakimleri infaza elverişli sicil oluşturulmakla görevli ve yetkili olduğundan, taşınmazın beyanlar hanesindeki şerhin dava konusu edilmesi nedeniyle kadastro tesbit tutanağı davalı olarak gönderildiğinden, mahkemece taşınmazın maliki hakkında sicil oluşturulmaması da doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı … adına Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer konuların bu aşamada incelenmesine yer olmadığına 26.04.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.