Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/17517 E. 2012/7307 K. 15.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/17517
KARAR NO : 2012/7307
KARAR TARİHİ : 15.05.2012

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı gerçek kişi ile davacı Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Kadastro sırasında … köyü, …. mevkii, 101 ada 152 parsel sayılı 1479,94 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tarla niteliğiyle, önceden dava dışı aynı ada 3 ve 4 sayılı parseller ile bir bütün olarak … … ve …’in atalarından intikalen zilyetliğindeyken, 1985 yılında üçe böldükleri 3 ve 4 sayılı parsellerin … …, 152 parselin ise, … payına düştüğü ve halen onun zilyetliğinde olduğundan söz edilerek … adına tesbit edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ileri sürerek, tesbitin iptalini ve Hazine adına tescilini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne, çekişmeli … köyü, 101 ada 152 sayılı parselin tesbitinin iptaline ve Hazine adına tapuya tesciline, taşınmaz içinde bulunan 8 – 10 yaşında 12 adet zeytin ağacının muhdesat olarak davalı adına kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmesine karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişi ile davacı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre, dava; kadastro tesbitine itiraz niteliğindedir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 1966 yılında yapılıp 11.10.1968 tarihinde ilân edilen ve 11.01.1969 tarihinde kesinleşen orman tahdidi, 1981 yılında yapılıp 13.05.1982 tarihinde ilân edilerek itirazsız yerlerde 13.05.1983; itirazlı yerlerde ise, 30.07.1982 tarihinde ilân edilip, 30.07.1983; tarihinde kesinleşmiş; sınırlandırması yapılan ormanların aplikasyonu, orman kadastrosu ve 6831 sayılı Yasanın, 1744 sayılı Yasa ile değişik 2. madde uygulaması, 1991 yılında 3302 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan aplikasyon ve 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması mevcuttur.
1) İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve kesinleşmiş orman kadastro tutanak ve haritalarının uygulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi raporuyla çekişmeli parselin kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemeyecek yerlerden olduğu belirlenerek, davanın kabulü yolunda hüküm kurulmasında isabetsizlik bulunmadığından, davacı gerçek kişinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2) Hazinenin temyiz itirazlarına gelince; 3402 sayılı Yasanın 19/2 maddesi gereğince, taşınmaz mal üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlarından birine ait muhdesat mevcut ise bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve kazanma sebebi belirtilerek tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmesi gerekmektedir.
Ne var ki; çekişmeli parselin bulunduğu köyde seri bazda yapılan orman kadastrosunda, dava konusu yerin niteliğinin araştırılmadığı, resmî belgelere dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan uygulama ve araştırma sonucu verilen bilirkişi raporlarıyla, çekişmeli parselin 2004 yılına kadar, yüksek eğimli, üzerinde orman bitki örtüsü bulunan ve … muhafaza karakteri taşıyan, hiç işlenmemiş yerlerden iken son zamanda bitki örtüsünün kaldırıldığı saptanmıştır. Yüksek eğimli funda ve makilerle kaplı alanlar orman ve … muhafaza karakteri taşıması nedeniyle 6831 Sayılı Yasanın 1/J maddesi kapsamı dışında aynı Yasanın 1. maddesinin 1. fıkrası gereğince orman sayılan yerdir. Orman Yasasının 1. maddesinin 2. fıkrasının (İ) bendinde “Sahipli arazideki aşılı ve aşısız zeytinliklerle, özel yasası gereğince devlet ormanından tefrik edilmiş ve imar ıslah ve temlik şartları yerine getirilmiş bulunan yabanî zeytinlikler ile 09.07.1956 tarih ve 6777 sayılı Kanunda tasrih edilen yabanî ve aşılanmış fıstıklık, sakızlık ve harnupluklar”ın orman sayılmayacağı, kabul edilmişse de, çekişmeli taşınmazlara ait her hangi bir tapu kaydına dayanılmadığı gibi, 3573 sayılı Yasa gereği tahsis de bulunmamaktadır.
Bilimsel ve teknik olarak ve 15.07.2004 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/P maddesi gereğince eğimi %12’yi geçen yerler orman ve … muhafaza karakteri taşıdığından, aynı Yönetmeliğin 26/i bendi gereğince orman olarak sınırlandırılır.
Çekişmeli parselin bulunduğu yörede ilk orman kadastrosu 1966 yılında seri usulüne göre, her hangi bir köy ya da belde sınırı esas alınmadan ve isimleri belirlenen orman bazında yapılıp, 1969 yalında kesinleşmiştir. Daha sonra 1981 ve 1991 yıllarında çalışan orman kadastro komisyonlarınca, her hangi bir nedenle orman sınırları dışında kalmış ormanların kadastrosu yapılmayıp, sadece aplikasyon ve 6831 sayılı Yasanın 2/B madde uygulaması yapılmıştır. Başka bir deyişle, çekişmeli taşınmazların orman niteliğini belirleyen bir çalışma bu güne kadar yapılmamıştır. 02.12.2003 tarihli Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 4999 sayılı Yasanın 3. maddesi ve 6292 sayılı Yasanın 13/(1) maddesi ile değişik, 6831 sayılı Yasanın 7. maddesinin 1. fıkrasıyla “Devlet ormanları ile evvelce sınırlaması yapılmış olup da sınırlandırma sırasında orman olduğu halde orman sınırları dışında kalmış ormanların, hükmî şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ormanların, hususi ormanların, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde bulunan her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırlarının tayini ve tesbiti ile 2. madde uygulamaları ile ilgili olarak kadastrosu kesinleşmiş yerlerde tesbit edilen fenni hataların düzeltilmesi işleri orman kadastro komisyonları tarafından yapılır.” hükmü getirilmiş ve bu hükümle orman kadastro komisyonlarına daha önce sınırlaması yapılmış olup da, sınırlandırma sırasında orman olduğu halde orman sınırları dışında kalmış ormanların kadastrosunu yapma görev ve yetkisi verilmiş ve Orman Kadastro Yönetmeliğinde de benzer hükümlere yer verilmiştir.
Eğimi %12’den fazla olan tamamen maki cinsi ağaçcıklarla kaplı, orman ve … muhafaza karakteri taşıyan, çevresinde bulunan aynı karakterdeki devlet ormanının devamı niteliğindeki çekişmeli parsel, öncesi ve eylemli durumu itibariyle 6831 sayılı Yasanın 1. maddesinin 2. fıkrasının (J) bendi gereğince orman sayılan yerlerden iken, 2004 yılından sonra açılarak tarım alanı haline getirilmeye çalışıldığı, ancak imar ihyasının tamamlanmadığı ve tarım alanına dönüşmediği, 1969 yılında kesinleşen orman kadastrosu sınırları dışında bırakılsa da, 4999 sayılı Yasanın 3. maddesi ve 6292 sayılı Yasanın 13/(1) maddesi ile değişik 6831 sayılı Yasanın 7/1 maddesi gereğince orman olarak sınırlandırılabileceği gibi, orman olarak kullanılmak üzere tahsisinin istenebilecek veya Orman Yönetimi tarafından tapu kaydının tapu iptali ve orman olarak tapuya tescili istemiyle her zaman dava açılabilecektir.
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlenmesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır. Bu yasaklamaya aykırılık teşkil eden eylemler, 6831 sayılı Yasanın 93/1 ve 93/2 maddesine göre suç oluşturur.
Diğer taraftan, 3402 sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince kadastro mahkemesinin, Medenî Yasanın öngördüğü biçimde doğru sicil oluşturma görevi bulunduğu, başka bir deyişle, uyuşmazlığın esası hakkında karar verirken, çekişmeli parselin hangi nitelikte, miktarda ve kimin adına tapuya tescil edileceğine, beyanlar hanesinde hangi şerhlere yer verileceğine tereddüte yer bırakmayacak biçimde karar verme görevinin bulunduğu gözetilerek, taşınmazın hangi nitelikte Hazine adına tescil edildiği hükümde belirtilmelidir.
Açıklanan hususlar gözetilerek, çekişmeli parselin orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline ve beyanlar hanesinde yer alan muhdesata ilişkin şerhlerin silinmesine karar verilmesi gerekirken, çekişmeli parselin niteliği belirtilmeden Hazine adına tesciline ve üzerindeki ağaçların, muhdesat olarak, davalı gerçek kişiye ait olduğunun beyanlar hanesine yazılmasına karar verilmesi yasaya aykırı olup hükmün bu nedenlerle bozulması gereklidir.
SONUÇ : 1) Yukarıda birinci bendde açıklanan nedenlerle davacı gerçek kişinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının REDDİNE,
2) Yukarıda ikinci bendde açıklanan nedenlerle davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA 15/05/2012 günü oybirliği ile karar verildi.