Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/1774 E. 2011/6029 K. 11.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1774
KARAR NO : 2011/6029
KARAR TARİHİ : 11.05.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman Yönetimi ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında … Köyü 260 ada 12 parsel sayılı 3561.31m2, 230 ada 5 parsel sayılı 589.32 m2 ve 228 ada 8 parsel sayılı 2966.49 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, tarla niteliğinde belgesizden kazandırıcı zaman aşımı zilyetliğine dayalı olarak davalı adına tespit edilmiştir. Orman Yönetimi taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğunu ileri sürerek dava açmış, Hazine Orman Yönetimi yanında davaya katılmıştır. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne ve dava konusu 260 ada 12, 230 ada 5 ve 228 ada 8 parsellerin bilirkişi krokisinde (B) harfi ile işaretli sırasıyla 1522.77 m2, 442.53 m2 ve 1181.09 m2’lik bölümlerinin tespitlerinin iptali ile orman niteliğinde Hazine adına tapuya tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi ve Hazine tarafından taşınmazların (B) harfli bölümler dışında kalan kesimlerine yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 5304 sayılı Yasa ile değişik 3402 sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre orman kadastrosu yapılmış, çekişmeli yerler orman sınırları dışındı bırakılmıştır.
1- Mahkemece çekişmeli 260 ada 12 ve 230 ada 5 parsel sayılı taşınmazların kısmen orman sayılmayan yerlerden olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülmüştür.
Dosyaya getirtilen pafta örneği ile komşu parsellere ait tutanaklar ve dava dosyalarının incelenmesinde çekişmeli 260 ada 12 sayılı parselin komşularından aynı ada 9 ve 11 numaralı parsellerin hükmen orman olduklarına karar verilip kesinleşerek tapuya kaydedildikleri, çekişmeli yer ile birlikte 101 ada 1 parsel tarafından çevrelenen komşularının bir bölümünün aynı iddia ile davalı oldukları, bir bölümünün ise belgesiz zilyetliğe dayalı olarak tespit gördükleri; bu parseller bir bütün olarak düşünüldüğünde memleket haritasındaki konumları itibarıyla da orman içi açıklığı niteliği taşıdıkları anlaşılmaktadır.
230 ada 5 parsele komşu bulunan aynı ada 1 parselin orman olduğu hükmen belirlenip kesinleşmiştir. 1 ve 2 parseller aynı iddia ile davalıdırlar. 3 parsel ise kişi adına tespit edilip kesinleşmişse de tespitte herhangi bir belgeye dayanılmamış olup Hazine tarafından her zaman orman olduğu ileri sürülerek dava açılması mümkündür. Bu parseller de bir bütün olarak düşünüldüğünde dört yönden ormanla çevrilidirler.
6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 Sayılı Yasa, madde: 17/1-2
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet Ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir (03/07/2004 gün ve 5112 Sayılı Yasa ile değişik hali).
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle yeni açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR].
Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır [Y.H.G.K.’nun 10.12.1997 gün ve 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün ve 1997/20-808/1039, 22.10.2003 gün ve 2003/20-
665/614 sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşımazların zilyetlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları].
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan toprak kazanmasını sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Ayrıca; Bu tür yerler yasa gereği orman sayıldığı için, orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılmasına yasal olanak yoktur. Dolayısıyla bu yollarla ormandan toprak kazanımından söz edilemez.
Mahkemece değinilen yönler gözetilerek Hazinenin davasının tümden kabulü ile 260 ada 12 ve 230 ada 5 parsellerin orman niteliğinde Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, taşınmazın özel mülke dönüşmesini sağlayacak biçimde davanın kısmen kabulü yolunda hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
2- 228 ada 8 parselle ilgili temyiz itirazlarına gelince;
Dosya arasında bulunan tarım bilirkişi raporundan taşınmaz toprağının 10- 15 seneden beri sürülüp ekilmediği bu nedenle doğal çayır otları ile kaplı olduğu anlaşılmaktadır. Keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tespit bilirkişisi ise 5- 6 yıldır kullanılmadığından söz etmiştir. Bu durumda taşınmazın terk edilmiş olup olmadığı anlaşılamadığı gibi, ekonomik amacına uygun bir zilyetliğin var olup olmadığı konusunda da duraksama oluşmaktadır.
Ancak dosya içeriğinden çekişmeli yerin 6831 Sayılı Yasanın 17/2 maddesinde düzenlenen orman içi açıklığı niteliği taşıyıp taşımadığı da anlaşılamamaktadır.
Bu nedenle mahkemece, öncelikle çekişmeli taşınmazın içinde yer aldığı 101 ada 1 numaralı orman parselinin tamamını gösterir paftanın orijinalinden kopya edilmiş bir örneğinin dosyaya getirtilmesi, daha sonra çekişmeli yere komşu olup 101 ada 1 numaralı orman parseli ile çevrelenen tüm komşu parseller belirlenip bunlara ait;
** kesinleşme şerhi de bulunan tutanak örneklerinin,
**varsa dayanak tapu ve vergi kayıtlarının,
**itirazlı olmaları halinde ilgili dava dosyalarının da dosyaya getirtilmesi, bu belgeler denetlenip toplam yüzölçümlerinin 3 hektarı geçip geçmediği belirlenerek davaya konu taşınmazın orman içi açıklığı olup olmadığı açıklığa kavuşturulmalıdır.
6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermez.
6831 Sayılı Yasa, madde: 17/1-2
Devlet ormanları içinde bu ormanların korunması, istihsal ve imarı ile alakalı olarak yapılacak her nevi bina ve tesisler müstesna olmak üzere; her çeşit bina ve ağıl inşaası ve hayvanların barınmasına mahsus yerler yapılması ve tarla açılması, işlemesi, ekilmesi ve orman içinde yerleşilmesi yasaktır.
Devlet Ormanlarının herhangi bir suretle yanmasından veya açıklıklarından faydalanılarak işgal, açma veya herhangi şekilde olursa olsun kesme, sökme, budama veya boğma yollarıyla elde edilecek yerlerle buralarda yapılacak her türlü yapı ve tesisler, şahıslar adına tapuya tescil olunamaz. Buralara doğrudan doğruya orman idaresince el konulur. Yanan orman alanlarındaki her türlü emval Orman Genel Müdürlüğünce değerlendirilir (03/07/2004 gün ve 5112 Sayılı Yasa ile değişik hali).
Yasa metninden açıkça anlaşıldığı gibi, hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım, inşaat ve hayvancılık yapmak amacı ile ağıl yapılamaz. Bu tür yerler özel mülk olamaz. Yönetim derhal el koyma hakkına sahiptir. Orman içi açıklıklardan yararlanabilmek için zorunlu olarak orman kullanılacaktır. Bu kullanım nedeniyle yeni açma, genişletme, yangın oluşması önlenemeyecek ve orman bütünlüğü bozulacaktır.
Ayrıca, bu tür taşınmazların öncesinin orman olma zorunluluğu yoktur. Zira, öncesi orman olan ve ormandan açılan taşınmazlar, 6831 Sayılı Yasanın 1. maddesi ve Yargıtay uygulamaları gereği oluşan kesin içtihatlara göre zaten orman sayılmaktadır. 17. maddede tanımı yapılan olgu, öncesi orman iken açılan yerlerle beraber ayrıca [HANGİ NEDENLE OLURSA OLSUN ORMAN İÇİ AÇIKLIKLARIN KAZANILAMAYACAĞI İLKESİNİ İÇERMEKTEDİR VE AMACI ORMAN BÜTÜNLÜĞÜNÜ KORUMAKTIR].
Yasa koyucu ayrı bir kavram oluşturmuş ve hangi nedenle olursa olsun orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat ile özel mülke dönüşme yolunu kapamıştır. Bu itibarla, dava konusu taşınmazın memleket haritasında açık alanda gözükmesi bu olguyu değiştirmez. Etrafı ormanla çevrili olan taşınmazlar özel mülke dönüşüp, tarım ve inşaata açıldığında orman bütünlüğünün bozulacağı tartışmasızdır. Dairemizin bu yoldaki kararları Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca benimsenmiş ve yerleşik kararlar halini almıştır [Y.H.G.K.’nun 10.12.1997 gün ve 1997/20-830/1034, 10.12.1997 gün ve 1997/20-808/1039, 22.10.2003 gün ve 2003/20-
665/614 sayılı ve yine orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten sonra 20 yıldan fazla süre geçse dahi orman içi açıklık konumunda olan taşımazların zilyetlik yoluyla kazanılamayacağı konusundaki 11.10.2004 gün ve 2004/7-531-582 sayılı kararları].
Tapu ve zilyetlik yoluyla kişi ve kurumların ormandan toprak kazanmasını sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları da Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır.
Ayrıca; Bu tür yerler yasa gereği orman sayıldığı için, orman içi açıklık ve boşlukların zilyetlik yolu ile kazanılmasına yasal olanak yoktur. Dolayısıyla bu yollarla ormandan toprak kazanımından söz edilemez.
Mahkemece değinilen yönler gözetilerek yapılacak araştırmadan sonra çekişmeli taşınmazın orman içi açıklığı niteliği taşıdığının belirlenmesi halinde orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmelidir. Orman içi açıklığı olmadığı takdirde ise ekonomik amacına uygun bir zilyetliğin bulunup bulunmadığı, zilyetliğin terk edilmiş olup olmadığı üzerinde durularak bu koşulların bulunmaması halinde hali hazır niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmelidir.
Değinilen yönler göz ardı edilerek kurulan hüküm usul ve yasaya aykırıdır.
Kabule göre ise kadastro tespitlerinin iptaline karar verilmesi gerekirken, tespit tutanaklarının iptaline karar verilmiş olması taşınmazların kalan bölümleri yönünden sicil oluşturulmamış olması da doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1. ve 2. bentte açıklanan nedenlerle; Orman Yönetimi ve Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının Orman Yönetimine iadesine 11/05/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.