Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/2030 E. 2011/6262 K. 24.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2030
KARAR NO : 2011/6262
KARAR TARİHİ : 24.05.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman Yönetimi vekili ve Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı …, 922 parsel sayılı taşınmazın tamamının orman sayılan yerlerden olduğunu ileri sürerek, mera tahsis kararının ve özel sicil kaydının iptali ile taşınmazın orman niteliğinde Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 28.04.2009 tarih ve 2009/5414 – 2009/7038 sayılı bozma kararında özetle; “Mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hüküm vermeye yeterli olmadığı, uzman bilirkişi tarafından hazırlanan raporda taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırı dışında kaldığı, ancak eylemli halde meşe ağaçları ile kaplı olduğu, eğiminin % 3-6 civarında bulunduğu açıklanmış, mahkemece orman sınırı dışında kalmış olması nedeniyle davanın reddine karar verilmişse de yörede orman kadastrosu seri bazda, yani herhangi bir köy veya belde sınırı esas almadan sadece tutanakta ismi belirlenen ormanlarda yapıldığı, bu durumda serinin dışında kalan taşınmazlar için kesinleşen bir orman kadastrosunun varlığından söz edilemeyeceği, dairenin yerleşik uygulaması gereği böyle taşınmazların orman olup olmadığının eski tarihli resmi belgelere göre incelenmesi gerektiği, dairenin 05.11.2008 günlü geri çevirme kararında da vurgulandığı halde uzman bilirkişiler tarafından böylesine bir inceleme yapılmadığı, komşu parsellere ait tespit tutanakları da getirtilmediğinden,mahkemece öncelikle çekişmeli taşınmaza komşu olan parsellere ait kadastro tespit tutanakları varsa dayanağı kayıt ve belgeler ilgili yerlerden getirtilmesi, Orman Yönetimi taşınmazın 6831 sayılı Yasanın 1. maddesine göre orman sayılan yerlerden olduğunu iddia ettiğine göre önceki keşiflerde görev almamış bir fen elemanı ile uzman orman mühendisi aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte çekişmeli taşınmazın en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planındaki konumu kadastro paftası ile irtibatlandırılmak suretiyle belirlenmesi, taşınmaz eski tarihli resmi belgelere göre orman sayılan yerlerden değilse bile eylemli hali itibarıyla, çevresinde bulunan aynı karakterdeki devlet ormanının devamı niteliğinde olduğu saptanırsa bu tür yerlerin 4999 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Yasanın 7/1 maddesi gereğince herhangi bir nedenle sınırlama dışında kalmış orman olması nedeniyle her zaman orman sınırı içine alınabileceği gözönünde bulundurulması gereğine” değinilmiştir
Mahkemece bozmaya uyularak davanın KABULÜNE, dava konusu taşınmaz ile ilgili mera tahsis kararı ve tapu kaydının (özel sicil kaydının) İPTALİ ile orman niteliğinde Hazine adına TESCİLİNE karar verilmiş, hüküm davacı … YÖNETİMİ vekili ile davalı HAZINE vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, mera sınırlandırmasına itiraz ile mera özel sicil kaydının iptali ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1973 yılında seri bazda yapılıp 29/12/1973 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ile 08/08/2007 – 09/09/2007 tarihleri arasında ilan edilen ve eldeki dava nedeniyle kesinleşmeyen 4342 sayılı Mera Yasası hükümlerine göre yapılan mera sınırlandırması vardır.
… Köyü’nde 21/04/1978 – 21/05/1978 arasında ilan edilen genel arazi kadastrosu sırasında davaya konu parsel, mera olarak tespit edilerek mera özel siciline kaydedilmiştir. Dava 07/09/2007 tarihinde açılmıştır.
3116 sayılı Yasanın 5. ve 08.09.1956 tarihinde yürürlüğe giren 6831 sayılı Yasanın 7. maddesi ve devamındaki hükümlere göre “Devlet ormanlarının ve bu ormanlarla içinde ve bitişiğindeki otlak, yaylak, kışlak sulak ve diğer ormanlar ve her nevi arazi ile sınırları tesbit olunarak sınırlamasının, orman kadastro komisyonlarınca yapılacağı” öngörülmüş ve 6831 sayılı Yasanın 10. maddenin ikinci fıkrasında “orman kadastro edilen Devlet ormanlarının adı, ağaç çeşitleri ve komşu gayrimenkulun cinsi, sahiplerinin adı ve soyadının yazılacağı açıklanarak köy veya belde sınırları ile bağlı kalınmadan orman seri bazında kadastrosuna olanak tanıdığı halde 1744 sayılı Yasanın 1. maddesiyle değiştirilen 6831 sayılı Yasanın 8/3 maddesi “belde ve köy sınırları esas alınmak suretiyle bu sınırlar dahilinde kalan bütün ormanları kapsayacak şekilde orman kadastrosunun yapılacağı” kuralı getirilmiş ve bu yasaların uygulanmasına ilişkin yönetmeliklerde de uygulamanın nasıl yapılacağı ayrıntılarıyla açıklanmıştır.
Bu hükümlerin birlikte değerlendirilmesinde; yürürlükten kaldırılan 3116 sayılı Yasanın 5 ve devamı maddeleri ile 6831 sayılı Yasanın değiştirilmeden önceki 7 ve devamı maddeleri gereğince ilçe ve köy idari sınırları ile bağlı kalınmaksızın seri usulüne göre devlet ormanlarının kadastrosu yapılması öngörüldüğü, 6831 sayılı Yasanın kimi maddelerini değiştiren 1744 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği 04.07.1973 tarihinden sonra belde ve köy idari sınırları esas alınmak suretiyle bu sınırlar içinde kalan tüm ormanları kapsayacak biçimde orman kadastrosunun yapılmasının zorunlu hale getirildiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Dosya içeriğinden, taşınmazın bulunduğu yerde, orman kadastrosunun dava tarihinden önce 1971 tarihinde seri bazında yapılarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, sınır dışında kalan taşınmazın orman olup olmadığı ve hukuki durumu kesinleşmiş orman kadastro haritasının uygulanmasıyla çözümlenemez. Seri bazında yapılarak kesinleşen orman kadastro sınırı dışında kalan taşınmazların orman olup olmadığının 4785 ve 5658 sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 4785 sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar hiçbir işleme lüzum olmaksızın devletleştirilmiştir. Devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapıldığına kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli taşınmazın, uzman orman bilirkişi tarafından 4785 ve 5658 sayılı Yasa hükümlerine gözetilerek eski tarihli memleket haritası ve
hava fotoğrafına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada öncesinde ve fiilen orman niteliğinde olduğu , bu durumda, 6831 sayılı Yasanın 4999 sayılı Yasa ile değişik 7. maddesi uyarınca orman sınırı içine alınabileceğine, davalı köy tüzelkişiliğinin temyizi bulunmadığına ve devlet ormanlarının mülkiyetinin HAZİNE’ye ait olduğuna, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.”hükmü gereğince davacı lehine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine karar verilmemiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının Orman Yönetimine yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 24/05/2011 günü oybirliğiyle karar verildi.