YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2032
KARAR NO : 2011/6256
KARAR TARİHİ : 24.05.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi Orman Yönetimi vekili ve Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı …, 1100 parsel sayılı taşınmazın tamamının orman sayılan yerlerden olduğunu ileri sürerek, mera tahsis kararının ve özel sicil kaydının iptali ile taşınmazın orman niteliğinde Hazine adına tescili istemiyle dava açmıştır.
Mahkemece davanın kabulü ile (A) işaretli 1265 m2 yüzölçümündeki taşınmazın orman niteliğiyle Hazine adına tesciline, kalan kısım hakkındaki davanın reddine ve önceki malik adına ipkasına karar verilmiş, kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 05.11.2008 tarih 2008/10273 – 2008/14495 sayılı bozma kararında özetle; “Raporlar arasında çelişki bulunduğu gibi uzman bilirkişinin kesinleşen orman kadastro haritasını uygulama biçimi de yetersiz olup komşu orman sınır hatlarından bağımsız tek bir hat ve iki orman sınır noktası gösterildiği, uygulanan orman kadastro haritası ile kadastro paftası dosyada bulunmadığı, bundan ayrı, çekişmeli taşınmazın ve komşularının arazi kadastro tutanakları da getirtilmediğinden yetersiz araştırma ve çelişkili raporlara göre hüküm kurulamayacağından, mahkemece öncelikle yörede yapılan orman kadastro haritası, çekişmeli taşınmazı komşularıyla birlikte gösteren arazi kadastro pafta örneği, çekişmeli taşınmaz ile komşu parsellere ait kadastro tespit tutanakları varsa dayanağı kayıt ve belgeler ilgili yerlerden getirtilmesi, Orman Yönetimi taşınmazın 6831 sayılı Yasanın 1. maddesine göre orman sayılan yerlerden olduğunu iddia ettiğine göre önceki keşiflerde görev almamış bir fen elemanı ile uzman orman mühendisi aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte çekişmeli taşınmazın hem en eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı hem de orman kadastro haritalarındaki konumu kadastro paftası ile irtibatlandırılmak suretiyle belirlenmeli; taşınmaz kesinleşen orman sınırı dışında kalsa bile öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmesi; 6831 sayılı Yasanın 17/2. maddesine göre orman içi açıklığı olup olmadığı tartışılması, komşu taşınmazlara uygulanan kayıt varsa çekişmeli taşınmaz yönünün ne olarak nitelendirildiği araştırılması, böylece toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği, kabule göre de taşınmazın (A) bölümü dışındaki bölümünün mera olarak özel siciline kaydedilmesine karar verilmesi gerekirken infazda tereddüt yaratacak şekilde “önceki malik adına ipkasına” şeklinde hüküm kurulmuş olmasının doğru olmadığına” değinilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak davanın KABULÜNE, dava konusu taşınmaz ile ilgili mera tahsis kararı ve tapu kaydının (özel sicil kaydının) İPTALİ ile orman niteliğinde Hazine adına TESCİLİNE karar verilmiş, hüküm davacı … YÖNETİMİ vekili ile davalı HAZINE vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, Mera sınırlandırmasına itiraz ile mera özel sicil kaydının iptali tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde dava tarihinden önce 1973 yılında seri bazda yapılıp 29/12/1973 tarihinde kesinleşen orman kadastrosu ile 08/08/2007 – 09/09/2007 tarihleri arasında ilan edilen ve eldeki dava nedeniyle kesinleşmeyen 4342 sayılı Mera Yasası hükümlerine göre yapılan mera sınırlandırması vardır.
Yenişehir Köyü’nde 21/04/1978 – 21/05/1978 arasında ilan edilen genel arazi kadastrosu sırasında davaya konu parsel mera olarak tespit edilerek mera özel siciline kaydedilmiştir. Dava 07/09/2007 tarihinde açılmıştır.
İncelenen dosya kapsamına,mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapıldığına kararın dayandığı gerekçeye ve çekişmeli taşınmazın, uzman orman bilirkişi tarafından kesinleşen orman kadastrosu ile 4785 ve 5658 sayılı Yasa hükümlerine gözetilerek eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada, kesinleşen orman sınırı içinde olduğu gibi öncesinde ve fiilen orman niteliğinde olduğuna, davalı köy tüzelkişiliğinin temyizi bulunmadığına ve devlet ormanlarının mülkiyetinin HAZİNE’ye ait olduğuna, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.”hükmü gereğince davacı lehine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine karar verilmemiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının Orman Yönetimine yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 24/05/2011 günü oybirliğiyle karar verildi.