YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2039
KARAR NO : 2011/5771
KARAR TARİHİ : 09.05.2011
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında … beldesi 171 ada 1 parsel sayılı 24607.24 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 2/B madde uygulaması nedeniyle tarla niteliği ile Hazine adına tesbit edilmiştir. Davacı, taşınmazın beyanlar hanesinde kullanıcıları ve üzerindeki kiraz ağaçlarının sahipleri olarak murisi … mirasçıları adına şerh verildiğini, oysa taşınmazın 1985 yılından beri kendi kullanımında olduğunu, üzerindeki kiraz ağaçlarını kendisinin diktiğini, kiraz ağaçlarının … tarafından dikildiğinin tespiti iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın 2924 sayılı Yasanın 4127 sayılı Yasa ile değişik 11/3. maddesindeki koşullar bulunmadığından reddine ve dava konusu 171 ada 1 parselin beyanlar hanesine 6831 sayılı Yasanın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılmıştır. “Kullanıcıları ve üzerindeki kiraz ağaçlarının sahipleri 6 hisse itibariyle … oğlu 1/6 …, 1/6 …, 1/6 …, 1/6 …, 1/6 …, 1/6 … …’tir” belirtmesi yapılarak dosyanın karar kesinleştiğinde Tapu Sicuil Müdürlüğü’ne gönderilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, 5831 sayılı Yasaya göre yapılan kullanım kadastrosu nedeniyle tutanağın beyanlar hanesindeki şerhin düzeltilmesine ilişkin kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 15.07.1994 tarihinde ilanı yapılıp kesinleşen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması bulunmaktadır.
2924 Sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkındaki Yasada orman rejimi dışına çıkartılan yerlerde yapılacak kullanım kadastrosunda bu yerlere muhdesat ile tasarruf edenler hakkında ne gibi işlem yapılacağı belirtildiği gibi, 27.01.2009 günlü Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 5831 Sayılı Yasa ile 3402 Sayılı Kadastro Yasasına eklenen 4. madde şöyledir “EK MADDE 4 – 6831 Sayılı Orman Kanununun 20/6/1973 tarihli ve 1744 Sayılı Kanunla değişik 2’nci maddesi ile 23/9/1983 tarihli ve 2896 sayılı, 5/6/1986 tarihli ve 3302 Sayılı Kanunlarla değişik 2’nci maddesinin (B) bendine göre orman kadastro komisyonlarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerler, fiili kullanım durumları dikkate alınmak ve varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, bu Kanunun 11’inci maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle kadastrosu yapılarak Hazine adına tescil edilir. Bu maddeye göre yapılacak kadastro çalışmaları ikinci kadastro sayılmaz.” hükmü bulunmaktadır.
Kadastro tespit tutanağının ya da kütüğün beyanlar hanesinde yazılı zilyedlik veya muhdesat şerhi, aynî bir hak olmayıp, kişisel hak niteliğinde olduğundan tapu sicilinden ayrı olarak alınıp, satılması, değiştirilmesi mümkün değildir. Şerhe ilişkin talepler, tarafların isteğiyle dahi Tapu Sicil Müdürlüğünce yerine getirilemez ve dava yoluyla genel mahkemeden istenemez. Ancak, yukarıda açıklandığı gibi yörede 4127 Sayılı Yasa ile değişik 2924 sayılı Yasanın 11. maddesine ve 3402 sayılı Yasanın Ek 4. maddesi gereğince yapılacak kullanım kadastrosu sırasında
ileri sürülebilir ve hak sahipliği tespit komisyonunca değerlendirilebilir. İtiraz ve dava haklarının da bu aşamada kullanılması gerekir. Zilyetlik şerhine ilişkin itiraz iddia ve davaların 3402 sayılı Yasanın 11. maddesindeki askı ilan süresinde ve kadastro mahkemesinde açılması gerektiğinden mahkemece 27/01/2009 tarihinde yürürlüğe giren 3402 sayılı Yasanın Ek 4. maddesi hükümleri dikkate alınmadan, 4127 sayılı Yasa ile değişik 2924 sayılı Yasanın 11. maddesi hükümlerinde aranan şartların gerçekleşmediği gerekçesiyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Bu nedenle; mahkemece, tarafların ileri sürecekleri delillerin toplanması, fiili kullanım durumunun dikkate alınması, üzerindeki kiraz ağaçlarının ne zaman ve kimin tarafından dikildiği saptanarak oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekir.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik incelemeye dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 09/05/2011 günü oybirliği ile karar verildi.