YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/208
KARAR NO : 2011/3621
KARAR TARİHİ : 31.03.2011
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı … Yönetimi ve davalı … tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı … Yönetimi, 03.07.2007 tarihli dilekçesiyle, tapuda davalı adına kayıtlı olan … Mahalle 29 ada 114 sayılı parselin yörede 18 Numaralı Orman Kadastro Komisyonunca 1971 yılında 14.09.1973 tarihinde ilan edilen ve 14.09.1974 tarihinde kesinleşen orman tahditi içinde kaldığı, yolsuz tescil niteliğindeki davalı adına olan tapu kaydının iptali ve orman niteliği ile Hazine adına tescili iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın KISMEN KABULÜNE, çekişmeli … mahallesi 29 ada 114 sayılı parselin bilirkişiler … ve … taraından düzenlenen 02.10.2009 tarihli rapor ve ekindeki …. tarafından düzenlenen krokide (A) ile gösterilen 5160, 39 m2 yüzölçmündeki bölümün tapusunun iptaline ve orman niteliğiliyle Hazine adına tapuya tesciline fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm Orman Yönetimi ve davalı gerçek kişi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan tapu kaydının iptal ve tesciline ilişkindir.
Çekişmeli parselin bulunduğu Zonguldak Kozluk merkez mahallede ilk orman kadastrosu 18 Numaralı Orman Kadastro komisyonunca 1971 yılında yapılıp, 14.09.1973 tarihinde ilan edilmiş, 14.09.1974 tarihinde kesinleşmiştir.
Zonguldak … Mahallesi … mevkiinde 1957 yılında yapılıp, 07.09.1957 ila 08.11.1957 tarihinde ilan edilen genel kadastroda 11 parsel sayılı 12240 m2 yüzölçümündeki tarla nitelikli taşınmaz senetsiz 1594 yazım numaralı vergi kaydıyla Hüseyin Yılmaz adına tesbiti itirazsız kesinleşmekle tapuya kayıt edilmiş, 25.05.1995 tarihinde … satılmıştır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye ve kesinleşmiş orman kadastrosu ve 2/B uygulamasına ilişkin tutanak ve haritaların uyulanmasına dayalı araştırma, inceleme ve keşif sonucu düzenlenen uzman bilirkişi rapor ve krokisiyle, çekişmeli parselin müşterek bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen 5160, 39 m2 yüzölçmündeki bölümünün kesinleşmiş orman kadastrsu sınırları içinde, diğer bölümünün ise kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında bırakıldığı belirlenip, 6831 Sayılı Yasanın 11/1. maddesinde öngörülen orman kadastrosunun iptali için öngörülen hak düşürücü sürelerin geçtiği, davacı; genel arazi kadastrosundan önceki hukuki sebeplere değil, kadastrodan sonraki hukuki nedene dayanarak iptal ve tescil istediğinden, somut olayda 3402 Sayılı Yasanın 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, orman kadastrosunun kesinleşmesiyle taşınmaz kamu malı niteliğini kazandığı ve mülkiyet hakkının Hazineye geçtiği, bu nedenle mahkeme kararının yenilik doğuran (inşai) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (ihzari) bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda T.M.Y.’nın 1023. (E.M.Y. 931 – İsviçre M.Y.974) maddesindeki “iyi niyetle edinme” kuralının da uygulanamayacağı belirlenerek, çekşimeli parselin (A) ile gösterilen 5160, 39 m2 yüzölçümündeki bölümünün tapu kaydın iptaline orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline, taşınmazın diğer bölününe ilişkin davanın ise reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına göre, Orman Yönetiminin tüm davalı gerçek kişinin ise sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak; 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 Sayılı Yasanın 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre; “bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalılar aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de; bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple hüküm fıkrasında yer alan vekalet ücreti ve yargılama giderlerine yönelik 2, 3 ve 4 sayılı bentlerinin tamamen hükümden çıkartılarak bunun yerine; iki numaralı bent olarak “2-kara harcı olan 1.134,10 TL den peşin ödenen 82,40 Tl düşüldükten sonra bakiye 1.051,70 TL harcın davacı … Yönetiminden alınmasına, 3 numaralı bent olarak “3-6099 Sayılı Yasa ile getirilen 3402 sayılı yasanın 36/A maddesi gereğince yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına”, dört numaralı bent olarak ta “4- Davacı … Yönetimi tarafından yapılan yargılama giderlerinin Orman Yönetimi üzerinde bırakılmasına,” cümlelerinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine 31/03/2011 günü oybirliğiyle karar verildi.