Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/2242 E. 2011/5337 K. 02.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2242
KARAR NO : 2011/5337
KARAR TARİHİ : 02.05.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 01.06.2010 gün ve 2010/3168-7511 sayılı bozma kararında özetle; “Mahkemece delillerin değerlendirilmesinde hataya düşülmüştür. Şöyle ki; 3402 sayılı Yasanın 26/4. maddesi hükmüne göre “kadastro mahkemesinin yetkisi (görevi) her taşınmaz mal hakkında kadastro tutanağının düzenlendiği günde başlar”. Ancak, aynı Yasanın 22.02.2005 gün ve 5304 sayılı Yasa ile 4/3. maddesi değiştirilerek “Çalışma alanında orman bulunması ve 6831 sayılı Orman Yasasına göre orman kadastrosuna başlanılmamış olması halinde, orman kadastrosu ve bu ormanların içinde ve bitişiğinde her çeşit taşınmaz malların ormanlarla müşterek sınırlarının tayini ve tespiti kadastro ekibi tarafından yapılır” hükmü yürürlüğe konulmuştur. Yasanın değişik bu hükmü, 6831 sayılı Orman Yasasının “Devlet Ormanları ve orman kadastrosu” başlığını taşıyan 7/1. maddesine paralel bir hükümdür. Yine, aynı yasanın değişik 4/5. maddesinde “Çalışma alanındaki ormanların bu ekipçe sınırlandırma ve tespitleri yapılarak otuz günlük kısmi ilanı alınır. Bu alanlarda orman kadastrosu yapılmış sayılır.” ve 11/1. maddesinde, “Kadastro Müdürü, kadastro tutanaklarına göre yapılan tesbitlere dayanarak, askı cetvellerini düzenler, bu cetvelleri ve pafta örneklerini 30 gün ilan ettirir, itirazı olanların ilan süresi içinde kadastro mahkemesinde dava açabileceklerini belirtir” 4999 sayılı Yasa ile değişik 6831 sayılı Orman Yasasının 11/1. maddesinde, “… tutanak ve kararlara karşı askı tarihinden itibaren altı ay içinde kadastro mahkemelerine …. müracaatla SINIRLAMAYA ve bu Yasanın 2’nci maddesine göre ORMAN SINIRLARI DIŞINA ÇIKARMA işlemlerine Orman Bakanlığı ve Orman Genel Müdürlüğü ile hak sahibi gerçek ve tüzel kişiler itiraz edebilir. Bu müddet içinde itiraz olmaz ise komisyon kararları kesinleşir” hükümleri mevcuttur.
Bu hükümlerin birlikte değerlendirilmesinde şu sonuçlara ulaşılmaktadır:
1- 3402 sayılı Yasanın 5304 sayılı Yasa ile değişik 4. maddesi gereğince yapılan orman kadastrosunda;
a) Aslında orman olan bir yer orman sayılmayarak (tespit tutanağı düzenlenmeyerek) orman parseli sınırlarının dışında bırakılmışsa, yapılan işlem 3402 sayılı Yasanın 4. maddesinin 3. ve 5. fıkraları ile 6831 sayılı Yasanın 15.01.2009 gün ve 5831 sayılı Yasa ile değişik 7. maddesi gereğince orman kadastro işlemi olduğundan ve 6831 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastrosunda bir kısım yerler orman kadastro harita ve tutanakları dışında bırakılarak orman sayılmaması halinde, Orman Yönetimi aynı yasanın 11/1. maddesi gereğince altı aylık ilan süresi içinde o yerin orman sınırları içine alınması için kadastro mahkemesinde dava açma olanağı bulunduğu gibi, 3402 sayılı Yasanın 4/3. maddesi hükümlerine göre yapılan orman kadastrosunda da kısmi ilan süresi içinde, Orman Yönetimi yada Hazine tarafından kısmi ilanın yapıldığı tarihde kadastro tespit tutanağı düzenlenmeyen yer hakkında orman kadastrosuna itiraz davası açılabilir. Sonradan kültür arazilerinin kadastrosu yapılırken bu yer ile ilgili malik hanesi açık bırakılarak tespit tutanağı düzenlenip kadastro mahkemesine gönderileceğinden mahkemece, tespit tutanağı, dava dosyası ile birleştirilerek davaya devam edilip orman kadastrosuna itiraz davasının karara bağlanması gerekir. (Yönetmelik md. 17/2 dokuzuncu paragraf).
b) Yine, aslında orman olan bir yer, orman sayılmayarak orman parseli içine alınmamış ve tespit tutanağı düzenlenmemişse Orman Yönetimi ve Hazine kısmi ilan tarihinden önce 3402 sayılı Yasanın 7/4. maddesi gereğince tespit tutanağı düzenlenmesini isteyebilir. Bu halde; kadastro ekibi o yer hakkında tespit tutanağı düzenlemek zorundadır. Kısmi ilan süresi içinde itiraz edilip tutanak düzenlettirilmemişse, daha sonra kültür arazilerinin kadastrosu yapılırken yine tutanak düzenlenebilir; herhangi bir nedenle tespit tutanağı düzenlenmemişse, yukarıda (a) bendinde açıklandığı gibi yapılan işlem orman kadastrosu olduğundan ve 6831 sayılı Orman Yasası ile 3402 sayılı Kadastro Yasası birlikte ve iç içe uygulandığından 6831 sayılı Yasanın 11/1. maddesinde olduğu gibi, Orman Bakanlığı ve Orman Genel Müdürlüğü, orman kadastro sınırları dışında (tespit harici) bırakılan taşınmazlar hakkında yine askı ilan süresi içinde kadastro mahkemesinde dava açabilir. Bu durumda; mahkemece dava görev yönünden ret edilmeyip taraf delilleri toplanıp davanın esası ile ilgili hüküm kurulması gerekir.
c) Orman parsellerinin kısmi ilana çıkartıldığı tarihte, orman sınırları dışında bırakılan ancak daha sonra kültür arazisi olarak tespit tutanağı düzenlenip askı ilanına çıkartılan parseller hakkında, Orman Yönetimi yada Hazine tarafından askı ilan süresi içinde yine orman savıyla kadastro mahkemesinde dava açılabileceği gibi başkaları tarafından açılmış davaya 3402 sayılı Yasanın 26/D maddesi gereğince asli müdahil olarak katılıp orman iddiasında bulunabilir.
d) Aslında orman niteliğinde olan bir yer hakkında, kültür arazisi olarak tespit tutanağı düzenlenmiş ve askı ilan süresi içinde dava açılmayarak tespit tutanağı kesinleşmiş, tapu kaydı oluşmuşsa; yine aynı yönetimler tarafından genel mahkemelerde “devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yer ya da orman” iddiasıyla tapu iptali ve tescil davası açabilir.
e) Aslında kültür arazisi olduğu halde, orman niteliğiyle tespit tutanağı düzenlenen yer hakkında gerçek ya da tüzel kişiler her türlü delile dayanarak askı ilan süresi içinde kadastro mahkemesinde dava açabilirlerse de tespit tutanağının kesinleşmesinden sonra, hukuken orman olan taşınmazlar hakkında özel yasa olan 6831 sayılı Yasa uygulanacağından ve 15.01.2009 gün 5831 sayılı Yasa ile 6831 sayılı Yasanın 7/1. maddesinin sonuna eklenen “Ancak, henüz orman kadastrosuna başlanılmamış yerlerde, 3402 sayılı Kadastro Yasası hükümlerine göre belirlenen orman sınırı, orman kadastro komisyonlarınca belirlenen orman sınırı niteliğini kazanır” hükmü ile H.G.K.’nun 08.06.2006 gün ve 2005/20-327-377 ve 28.06.2006 gün ve 2006/20-467-494 sayılı kararlarında benimsenen görüşler yasa hükmü haline getirilmiş olduğundan 3402 sayılı Yasanın 16/D ve 6831 sayılı Yasanın 11/1. maddesi gereğince sadece tapuya dayanılarak, 10 yıllık hak düşürücü süre içinde genel mahkemelerde orman kadastrosuna itiraz davası açıp, orman nitelikli tapu kaydının iptal ve tescili istenebilir.
f) Yukarıda (b) bendinde açıklandığı gibi, 3402 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan genel kadastroda kadastro tutanağı düzenlenmeyerek tesbit harici bırakılan yer hakkında, Hazine ya da Orman Yönetimi askı ilan süresi içinde 3402 sayılı Yasanın 11/1. maddesi gereğince kadastro mahkemesinde o yerin orman sınırı içine alınması konusunda dava açmamışsa, daha sonra genel mahkemede her zaman o yerin orman olarak tapuya tescili için dava açabilir veya 5304 sayılı Yasa ile değişik 3402 sayılı Yasanın 22/4. yada 15.01.2009 gün 6831 sayılı Yasa ile 3402 sayılı Yasaya eklenen geçici 8. maddesi hükmüne göre o yerin kadastrosu yapılabilir veya Orman Yönetimi bu yerin 4999 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 7. maddesi hükümlerine göre yapacağı orman kadastrosunda bu yeri orman sınırları içine alabilir.
2- İşte, 6831 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman kadastrosunda, orman sınırı dışında bırakılan (orman kadastro tutanağı düzenlenmeyen) yerin orman sınırı içine alınması konusunda, Orman Genel Müdürlüğünün aktif dava ehliyeti olduğu gibi 3402 sayılı Yasa hükümlerine göre yapılan orman ve arazi kadastrosunda 6831 ve 3402 sayılı Yasa hükümleri birlikte uygulanacağından, kadastro ekiplerince herhangi bir nedenle tutanak düzenlenmeyerek tesbit harici bırakılan yerlerin orman sınırı içine alınması konusunda, Orman Genel Müdürlüğünün askı ilan süresi içinde açtığı davanın kadastro mahkemesinde görülmesi gerekir. Bu durum, 3402 sayılı Yasanın 26/4. maddesinin bir ayrıcalığını oluşturmaktadır.
Somut olaya gelince; davacı orman yönetimi tarafından dava dilekçesi ekinde krokide taralı olarak gösterilen taşınmazların eski tarihli resmi belgelerde orman olarak gözüktükleri ve yörede 5304 sayılı yasa gereğince orman kadastro çalışmalarının yapılarak kısmi ilana çıkarıldığı ileri sürülerek dava açılmıştır. Mahkemece taşınmazın bu çalışmadan önce yapılan afet kadastrosu sırasında tapuya bağlandığı gerekçesine dayanılmışsa da, yörede 5304 sayılı Yasa ile değişik 3402 sayılı Yasanın 4. Maddesi hükümlerine göre yapılan orman kadastrosu sırasında dava konusu taşınmaz orman sınırları dışında bırakıldığına ve Orman Genel Müdürlüğü tarafından temyize konu orman kadastrosuna itiraz davası 3402 Sayılı Yasanın 11/1. ve 6831 sayılı Yasanın 11/1. maddeleri uyarınca, kadastro mahkemesinde askı ilan süresi içinde açılıp taşınmazın orman sınırı içine alınmak suretiyle orman sınırının düzeltilmesi istendiğine, tapunun iptali istenmediğine göre, yukarıda açıklanan ilkeler göz önünde bulundurularak Orman Yönetiminin davasının esası incelenip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken görevsizlik kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Kabule göre de 1 ada 1 sayılı parselin 3613, 766 ve 3402 sayılı Yasa hükümlerine göre kadastrosu yapılmadığı ve afet kadastrosuna dayalı olarak yapılıp, askı ilanına da çıkartılmadığından, 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesindeki hak düşürücü süreden de söz edilemez. Bunun takdiri de genel mahkemeye ait olduğu” gereğine değinilmiştir. Mahkemece, bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve dava konusu … Beldesi 1 ada 1 parselin orman sınırları içerisine alınmasına, orman sınırlarının bu şekilde düzeltilmesine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından esasa ve yargılama gideri ile vekalet ücretine yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, orman kadastrosuna itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu 3402 sayılı Yasanın 5304 sayılı Yasanın 4. maddesi hükmüne göre yapılmış, çekişmeli parsel orman alanı içinde bırakılmıştır.
İncelenen dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna göre, mahkemece davanın kabulü yolunda kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak; dava kadastro tespitine itiraz davası olduğundan ve aynı iddia ile açılmış benzer nitelikte seri davalar bulunduğu anlaşıldığından ve vekalet ücretinin 3402 sayılı Yasanın 31/3 maddesinde düzenlenen “Avukat veya dava vekili ile takip edilen davalarda vekalet ücreti; davanın önemi, vekilin sarf ettiği emek, tarafların davada iyi niyetle hareket edip etmediği, hak ve eşitlik kuralları göz önünde tutularak maktuen takdir ve tayin olunur” hükmü gereğince belirlenmesi gerekirken, bu yön gözardı edilerek Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 1000.00.- TL. vekalet ücreti takdir edilmiş olması doğru değilse de, bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple; hüküm fıkrasının vekalet ücreti takdirine ilişkin 4’ncü parağrafında yeralan “… 1000.00.- TL. maktu vekalet ücretinin …” sözcükleri kaldırılarak; bunun yerine, “… 200.00.- TL. maktu vekalet ücretinin…” sözcüklerinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, Harçlar Yasasının değişik 13/j maddesi gereğince harç alınmasına yer olmadığına 02/05/2011 günü oybirliğiyle karar verildi.