Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/2320 E. 2011/4705 K. 19.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2320
KARAR NO : 2011/4705
KARAR TARİHİ : 19.04.2011

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki KADASTRO TESPİTİNE İTİRAZ davasının yapılan yargılaması sonunda kurulan 12/07/2010 günlü hükmün Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi davalı … ve arkadaşları vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 19/4/2011 günü için yapılan tebligat üzerine,duruşmalı temyiz eden , davalı … ve arkadaşları vekili avukat … ile karşı taraftan, katılan davacı … YÖNETİMİ vekili avukat …. ile HAZİNE vekili avukat … geldi, başka gelen olmadı, açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Daha sonra dosya içindeki tüm belgeler incelenip, gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında davaya konu … Köyü 887 parsel sayılı taşınmaz, kargir ev ve tarla niteliğine ve 6739,94 m2 yüzölçümünde belgesiz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı …VE ARKADAŞLARI dava konusu taşınmazların, … … Köyünde öncesinde 3 çiftlik arazisine ait tapu kayıtları kapsamı içerisinde kaldığını, tapuların dış hudutlarının … … olduğunu ve bu hudutların askeri haritalarda yer aldığını davalı veya mirasbırakanlarının 1952 yılına kadar bu araziyi % 25 hâsılat kirası vererek fer’i zilyet sıfatıyla tarım arazisi olarak kullandıklarını, ancak hukuk dışı eylemlerle taşınmaza sahiplenmeye çalıştıklarını, geldi kayıtlarında icareteynli vakıf olarak yazılı tapu kaydının 1961 yılında taviz bedeli ödenmek sureti ile vakıfla ilişiğinin kesildiğini, bu vakıfların zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını, kadastro çalışmaları sırasında ise bilirkişilerin gerçekleri sakladıklarını, sabit hudutlu olmaları nedeniyle miktarına itibar edilmesi gereken tapuların kapsamındaki ormanların, 4785 sayılı Yasayla devletleştirilmesinden dolayı bunların bedelleriyle ilgili olarak … Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları davanın devam ettiğini ileri sürerek taşınmazların tapu malikleri adına tescili istemiyle dava açmışlardır. ORMAN YÖNETİMİ, davaya taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğunu ileri sürerek orman niteliği ile Hazine adına tescili, HAZİNE davaya konu taşınmazların özel mülkiyete konu olacak taşınmazlardan olmadığını belirterek Hazine adına, … VE … ise, davacı … murisleri …. Şereflinin, dava dışı … isimli kişiye satmayı vaat ettikleri yerlerin bu defa anılan kişi tarafından 1991 ila 1994 yılları arasında düzenlenen sözleşmelerle kendilerine satışın vaat edildiğini belirterek …’e ait payın 1/2 oranında adlarına tescili istemiyle davaya katılmışlardır. Davalılar ise, taşınmazların kendilerine ait olduğunu; davacıların taşınmazlarda mülkiyetlerinin söz konusu olmadığını, dayandıkları tapu kaydının hukuken geçerli bir tapu kaydı olmadığını bu nedenle de davanın reddi gerektiğini belirtmişlerdir.
Mahkemece, davacılar …ve arkadaşlarının davasının REDDİNE, davacı gerçek kişilerin ve katılan davacı … YÖNETİMİNİN DAVASININ REDDİNE, davaya konu taşınmazın TESPİT GİBİ TESCİLİNE karar verilmiş, hüküm davacılar …vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 15/11/2007 gün ve 2007/2585-14460 sayılı bozma kararı ile (Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli olmadığından yeniden keşif yapılarak,1967 yılında yapılan orman kadastrosunun uygulanması suretiyle taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığının saptanamayacağı, sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekeceği ve 3116 Sayılı Yasa ile sadece devlet Ormanları belirlendiği, 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanların devletleştirildiği, devletleştirilen ve iadeye tabi olmayan ormanlara ait tapu kayıtlarının hukuki değerlerini yitireceği, Orman Yönetiminin katılımı olmaksızın oluşan tapu kayıtlarının Yönetimi bağlamayacağı, 6831 Sayılı Yasanın 3373 Sayılı Yasa ile değişik 1/F maddesinin, öncesi orman olmayan taşınmazlar bakımından söz konusu olacağı, Tapu kayıtları bu kayıtlara dayananların yararına olduğu kadar, aleyhine de delil oluşturacağı, 3402 Sayılı Yasanın 20/C maddesi gereğince değişebilir nitelikteki tapu kayıtlarının kapsamının yüzölçümüne değer verilerek saptanacağı, kaydın yüzölçümü ile geçerli asıl kapsamı orman değil ise, kayıt fazlasının ormandan açılmış olduğunun kabul edileceği, kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları dışında bile olsa, orman içi açıklıkların kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilemeyeceği, yine doğal ve kültürel sit alanları ile bunların koruma alanlarının zilyetlik yoluyla edinilemeyeceği, düşünülerek taşınmazın niteliği belirlenmesi,
Kesinleşmiş mahkeme kararlarının tarafı olmayan Orman Yönetimini bağlamayacağı, devlet ormanlarının mülkiyeti Hazineye, kullanma hakkının Orman Genel Müdürlüğüne ait olduğu nazara alınarak, devlet ormanlarına ilişkin sav ve savunmaların Hazine ve Orman Yönetimi tarafından ayrı ayrı yapabileceği gibi birlikte de yapılabileceği gözetilerek toplanan deliller birlikte değerlendirilip oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi) gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak davacılar …ve arkadaşlarının davasının REDDİNE, katılan davacı … YÖNETİMİNİN DAVASININ KABULÜ ile davaya konu taşınmazın ORMAN NİTELİĞİNDE HAZİNE ADINA TESCİLİNE karar verilmiş, hüküm davalı gerçek kişiler vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay 20.Hukuk Dairesinin 2010/132 – 2156 sayılı bozma kararı ile (Mahkemece, çekişmeli 887 parsel sayılı taşınmaz seri bazda yapılan orman kadastro sınırları dışında ise de, fiilen tarım alanı olarak kullanılmadığı, komşu parsellerle birlikte düşünüldüğünde orman içi açıklık niteliğinde olduğu gerekçesiyle Orman Yönetiminin davasının kabulüne karar verilmiştir. Ne var ki; Hazine davacı olarak davaya katılmamıştır. Komşu taşınmazların üzerinde fiilen orman bitki örtüsünün bulunup bulunmadığı, komşu parsellerin orman olarak Hazine adına tescil edilip edilmediği araştırılmamış, buna göre 6831 Sayılı Yasanın 17/2. madde hükmüne göre orman içi açıklık niteliğinde orman sayılan yerlerden olup olmadığı değerlendirilmemiştir. Kesinleşen orman kadastro harita ve tutanaklarının uygulanması da yetersiz olmakla eksik araştırma ve incelemeye dayanılarak hüküm kurulamayacağı bu nedenle, çekişmeli taşınmazın 6831 Sayılı Yasanın 17/2. madde kapsamında orman içi boşluk ya da orman bütünlüğündeki yerlerden olup olmadığının duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanması için dava konusu taşınmaza komşu 889, 888, 890, 886 ve 891 parsel sayılı taşınmaza ait kadastro tespit tutanağı ile varsa dayanağı kayıtlarının, kadastro tespitine itiraz davası açılmış ise dava dosyasının, tutanağı kesinleşmiş ise tapu kayıtlarının iktisap nedeni ve tarihi yazılı olarak, tapu kaydı kadastro tespitine itiraz davası sonucunda hükmen oluşmuş ise hüküm dosyaları ile 1970’li yıllara ilişkin hava fotoğrafı ve memleket haritası getirtildikten sonra, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek üç mühendis ve bir harita mühendisinden veya olmadığı
takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, 1970’li yıllardaki aktüel durumunun saptanabilmesi için 1970’li yıllara ilişkin memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin ve 1970’li yıllardaki aktüel durumunun bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmesi; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyetlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulanacak taşınmazın konumunu gösteren orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri ayrı renklerle işaretli ve bilirkişilerin onayını taşıyan, duraksamaya yer vermeyecek nitelikte kroki düzenlettirilmesi yapılan uygulama ve araştırma sonunda taşınmazın kesinleşen orman kadastro harita ve tutanaklarının dışında kalması ve Hazinenin de müdahil davacı olarak davaya katılması halinde;çekişmeli taşınmazın tüm yönleri orman ile çevrili orman içi açıklık ise, 6831 Sayılı Yasanın 17. maddesi, orman içi açıklıklarda tarım ve inşaat yapılmasına, hayvancılık amacı ile ağıl yapılmasına, bu kesimlerin özel mülke dönüşmesine izin vermeyeceği ve özel mülk olarak tescil edilemeyeceği gözetilmesi) gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak davacılar ve katılan davacı … YÖNETİMİNİN davasının reddine, katılan davacı HAZİNENİN davasının KABULÜNE davaya konu taşınmazın tespitteki niteliği ile HAZİNE adına TESCİLİNE, karar verilmiş, hüküm davalı … KADRİYE COŞKUN ve arkadaşları vekili ile KATILAN DAVACI … YÖNETİMİ vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde … serisi olarak, 1967 yılında yapılıp tesbit tarihinden önce kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 22 numaralı orman kadastro komisyonunca 1981 yılında yapılıp 24.07.1981 tarihinde ilan edilerek 24.07.1982 tarihinde aplikasyon ve 1744 Sayılı Yasa ile değişik 6831 Sayılı Yasanın 2. madde uygulaması ve 1988 ila 1990 yıllarında yapılıp 08.07.1991 tarihinde ilan edilerek dava tarihinden önce kesinleşmemiş olan aplikasyon, 2896 ve 3302 Sayılı Yasalar ile değişik 2/B uygulaması vardır.
İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi kurulu tarafından kesinleşen orman kadastrosu eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın orman içi açıklık niteliğinde olduğu belirlenerek davacı kişilerin davsının reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır Ancak,dava konusu taşınmaza komşu 889 parsel sayalı taşınmazın Kadastro Mahkemesinin 1991/242-2009/834 sayılı kararı ile orman niteliğinde hazine adına tesciline karar verildiği 20. Hukuk Dairesinin 2010/12160-13462 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği,diğer komşu taşınmazlar 888,886 ve 891 parsel sayılı taşınmazlarla bir bütün olarak düşünüldüğünde ,6831 Sayılı Yasanın 17/2. madde hükmüne göre orman sayılan yerlerden olduğu,ve bu tür yerlerin 15.07.2004 günlü Resmi Gazetede yayınlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26. maddesi gereğince orman olarak sınırlandırılmasının zorunlu olduğu halde, Ancak; 6831 Sayılı Yasanın 11. maddesi uyarınca orman olduğu saptanan taşınmazın bu niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verilmesi gerektiği, komşu taşınmazlar
888, 886 ve 891 parsel sayılı taşınmazlar hakkında Hazinenin devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu ve özel mülkiyete konu olamayacakları iddiasıyla dava açabileceğine göre, hüküm yerinde “Hazine adına tespitteki niteliği ile TESCİLİNE. ” denilmiş olması doğru değil ise de, bu husus kamu düzenine ilişkin olduğundan, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
Ayrıca19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 Sayılı Yasanın 16. maddesi ile getirilen 3402 Sayılı Yasanın 36/A maddesinde “Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” ve 17. maddesi ile eklenen geçici 11. maddesine göre; “bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” hükmü gereğince davalılar aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de; bu husus hükmün bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, hükmün düzeltilerek onanması uygun görülmüştür. Bu sebeple, hükmün 1. ve 5. bentlerinin kaldırılarak, bunun yerine “1-davacı gerçek kişilerin davasının reddine, katılan davacı Hazine ve Orman Yönetiminin davasının kabulüne,dava konusu … Köyü 887 parsel sayılı taşınmazın orman niteliğinde HAZİNE adına tesciline” yine, “3-6099 Sayılı Yasa ile getirilen 3402 sayılı Yasanın 36/A maddesi gereğince katılan davacılar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına” cümlesinin yazılması suretiyle düzeltilmesine ve hükmün H.Y.U.Y.’nın 438/7. maddesine göre bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine 19/04/2011 günü oybirliğiyle karar verildi.