Yargıtay Kararı 20. Hukuk Dairesi 2011/2658 E. 2011/4190 K. 11.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 20. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2658
KARAR NO : 2011/4190
KARAR TARİHİ : 11.04.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalılardan Hazine ve Orman Yönetimi vekilleri tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R

Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 18.10.20058 tarih 2005/ 11247-12402 sayılı bozma kararında “Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli olmadığı; Orman Yönetimi, davaya dahil edilerek usulünce orman araştırması yapılmadığı gibi, yapılan mera araştırması da yeterli değildir. Eksik araştırma ve incelemeye dayanılarak hüküm kurulamayacağı, öncelikle H.Y.U.Y.’nın 713/3. maddesi gereğince, Orman Yönetimi davaya dahil edilerek husumet yaygınlaştırılmalı; Orman Yönetimi tarafından mera tahsis işlemine ilişkin dava açılıp açılmadığı araştırılarak, dava açılmış ise H.Y.U.Y.’nın 45. maddesi gereğince bu dava ile birleştirilmelidir.Orman sınırlandırılması yapılmayan veya sınırlandırılmanın ilk olarak yapıldığı yerlerde, bir yerin orman niteliğinin ve hukuki durumunun 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasa hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. 3116 Sayılı Yasa ile sadece devlet ormanları belirlenmiştir. 13.07.1945 tarihinde yürürlüğe giren 4785 Sayılı Yasanın 1. maddesi gereğince 2. maddesinde sayılan istisnalar dışında bütün ormanlar devletleştirilmiş, devletleştirilen ormanlardan bazıları sonradan yürürlüğe giren 5658 Sayılı Yasa ile iadeye tabi tutulmuştur. İadenin koşulları yasada gösterilmiştir.
Mahkemece, eski tarihli memleket haritası, hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında bu konuda uzman serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman yüksek mühendisi, bir ziraat mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 Sayılı Yasanın 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde
gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır.
Yukarıda değinilen yöntemle yapılacak araştırma sonucu taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığının saptanması halinde mera ve zilyetlik araştırmasının yapılması gerekir. Bu cümleden olarak; taşınmazlara komşu parsel veya parseller dayanakları denetlenmek suretiyle yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarına göre, komşu köylerden seçilecek yerel bilirkişi ve tanık ifadelerine başvurularak taşınmazların geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kamu orta malı mera niteliği taşıyıp taşımadıkları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; konunun uzmanı ziraat mühendisi ile harita mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulundan taşınmazların toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenip, mera tahdit haritası ve varsa diğer belgelere göre konumunu gösteren, izlemeye ve infaza olanak sağlayacak açıklıkta ayrı renklerle işaretli kroki çizdirilip, bilimsel açıklama içeren ayrıntılı rapor alınmalı; dava tarihine kadar davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; kadim mera niteliğinde bulunmasa bile mera bütünlüğü içinde bulunduğu anlaşıldığı taktirde davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmeli; 3402 Sayılı Yasanın 14. maddesindeki kısıtlamalar nedeniyle davacının zilyetlik yolu ile kazandığı toprak bulunup bulunmadığı; varsa, cinsi ve miktarı Tapu Sicil ve Kadastro Müdürlüklerinden ayrı ayrı araştırılıp, başka tescil davası olup olmadığı da Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulmalı, anılan maddede vurgulanan miktarların aşılıp aşılmadığı saptanmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiği ” gereğine değinilmiştir . Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüyle 740 parselin kuzey batısında kalan 21987,83 m2 lik kısım ile 741 parselin tamamının davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm davalı … Orman Yönetimi vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Taşınmazların bulunduğu yerde orman kadastrosu yapılmamış, genel arazi kadastro çalışmaları 1971 yılında yapılarak kesinleşmiştir. Taşınmazlar bu çalışmada tapulama harici olarak bırakılmıştır. Kadastro paftasının düzenlendiği 1971 tarihi ile dava tarihi arasında 20 yıllık süre geçmiştir.
Çekişmeli taşınmazların bulunduğu köyde Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca görevlendirilen Adıyaman İli Mera Komisyonunca 4342 Sayılı Mera Yasasının 5/b maddesi uyarınca mera tesbit, tahdit ve tahsis çalışması yapılmış, 1/5000 ölçekli sınırlandırma haritası düzenlenmiş, mera tespit ve tahdidine ilişkin askı ilan cetveli 20.11.2002 – 22.12.2002 tarihleri arasında mera tahsis kararı ise, 27.12.2004 – 26.02.2005 tarihleri arasında ilan edilmiştir. Eldeki dava nedeniyle mera sınırlandırma ve tahsis kararı işlemi kesinleşmemiştir.
Dava, Medeni Yasanın 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkin olmakla beraber, 4342 Sayılı Mera Yasası uygulaması ile mera tesbit ve tahdit işlemi yapılarak sonuçları ilan edilmiş bulunduğundan, mevcut dava aynı zamanda mera sınırlandırılmasına ve tahsisine itiraza da dönüşmüştür.
Dosya kapsamına ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna, taşınmazların mera niteliği taşımadığı ve orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının Orman Yönetimine yükletilmesine, Hazineden harç alınmasına yer olmadığına 11/04/2011 günü oybirliği ile karar verildi.